YAŞLANMA (AGING) , KIRIŞIKLIKLAR VE GÜNEŞ IŞINLARI

      Yaşla birlikte, deri belirgin değişiklikler gösterir.

  • Hücreler daha yavaş bölünür, ve derinin iç tabakası (dermis) incelmeye başlar. Deri altındaki yağ hücreleri atrofiye (yok olmaya) olmaya başlar. Ek olarak, derinin kendini tamir etme yeteneği yaşla birlikte azalmaya başlar. İncelen deri travmalara ve yaralanmalara hassaslaşır.
  • Deriye gerginlik sağlayan elastin ve kollagen liflerinden oluşan alttaki destekleyici ağ zayıflamaya başlar,  çözünür ve gevşer . Deri elastikiyetini kaybeder. Üstüne basıldığında, iz kalır sarkar hemen eski pozisyonuna dönemez .
  • Ter ve yağ bezlerindeki atrofi,  sonucu derinin koruyucu su-yağ emulsiyonu miktarı düşer. Derinin nemli kalma yeteneği azalır kurur ve kabuklanır.
  • Ufak kalıcı kas kasılmalarına bağlı Frown çizgileri ( her iki kaş arasında) ve kaz ayağı (gözün dış kenarındaki uzanan çizgiler) görülmeye başlar . Karakteristik çizgileri daimi yüz ifadelerine bağlı da oluşabilir.
  • Yerçekimi durumu daha da arttırır, gerdan ve düşük göz kapaklarının oluşumuna katkıda bulunur. (Kaşlar, şaşırtıcı olarak, yaşla birlikte muhtemmelen alın kırışıklıklarına bağlı olarak yukarı kalkar.)
  • Kırışıklıkların kişi üzerinde derin bir etkisi vardır. Gerçekten, yaşlı damgası yememek için yanlızca amerika birleşik devletlerindeki insanlar yılda kozmetiklere 12 milyar dolar harcamaktadırlar . Şu an için toplumda gençlik daha ön planda yer almanızı sağlamaktadır ve her ne kadar ABD de ayrımcılık olarak görüldüğünden suç olsa da (Türkiye de malesef  suç değildir ) hala işyerinde kariyerde de önemli rol oynamaktadır. Kozmetik sektörünün , dermatoloji ve plastik cerrahinin niçin bu kadar populer olduğu yaşlanmanın psikolojik yönü değerlendirildiğinde daha iyi anlaşılmaktadır.

Ultraviole, güneş ışığı, ve fotoyaşlanma

Güneşin cildin erken yaşlanması  ve deri kanserlerindeki en önemli etken olduğu konusu tartışılmaz. Genel olarak, güneşten yayılan ultraviole ışınlarına  maruz kalmak (UVA veya UVB)erken deri yaşlanması belirtilerinin % 90 nından sorumludur ve bu etkilerin çoğu  20 yaşında başlar.

  • Az miktarda dahi  UV ışını deri kırışıklıklarının oluşumunu tetikler.
  • Uzun dönem tekrarlayan ve biriken güneş ışığı dozu deri yaşlanmasının istenmeyen etkilerinin oluşmasında bazal hücreli kanser ve squamoz hücreli kanserin gelişmesinde büyük oranda sorumlu gibi görünmektedir.
  • Melanoma ise yaşamın erken dönemlerindeki yoğun güneş ışığı alımına bağlanabilir.

Güneşin asıl zararları. Güneş ışığı deri katmanlarını geçen UV içerir. ( UVA veya UVB) Hem UVA hemde UVB ışını kırışıklıklara neden olan zararı dışında enfeksiyonlara karşı savunma sistemini zayıflatır. Yaşlanmaya bağlı deri bozuklukları, ve kanser. Deriye değişik yollardan zarar vermektedirler.

  • UVB dış deri katmanlarını etkileyen ve yanıklara sebep olan primer ajandır. UVB en yoğun olduğu zaman öğlen güneşin en parlak olduğu zamandır. Yaz boyunca yıllık UVB dozunun %72 ini alırız. %28 lik bölümünü ise  yılın geri kalan bölümünde alırız.
  • UVA  daha derine iner ve daha etkindir, bununla birlikte. UVA yoğunluğu gün içinde ve yıl boyunca daha az varyasyon gösterir. Örneğin, yaz ayları boyunca yıllık UVA dozunun yarısını alırız ve geri kalanı diğer aylara dengeli yayılmıştır. UVA camdan filtre edilmez..

UVA ve UVB ışınlarının her ikiside genetik zarara, kırışıklıklara, enfeksiyonlara karşı bağışıklık azalmasına, deri yaşlanmasına ve kansere neden olur.

Kırışıklıkların oluşması:

 Az miktarda dahi  UV ışını deri kırışıklıklarının oluşumunu tetikler:

  • Güneş ışığı  kollajen liflere zara verir (derideki temel yapısal proteindir) ve anormal elastin (deri elastikiyetini sağlayan protein) birikimine neden olur.
  • Güneşe bağlı oluşan bu anormal elastin birikimi büyük miktarda metalloproteinaz denen enzimin salınımına neden olur. (15 dakika güneş bir hafta boyunca düzeyin yüksek kalmasına sebep olabilir.)
  • Normalde bu enzimin etkisi genellikle pozitifdir , güneşe bağlı zarar gören kollajeni tekrar oluşturarak dokuyu onarır. Bu mükkemmel bir işlevdir ancak, güneş ışığına bağlı oluşan bazı metalloproteinazlar aslında kollajeni yıkar. Böylece,  organizasyonu bozulan kollajen liflerinin düzgün olmayan şekillenmelerine bağlı olarak Solar Scar (Güneşe bağlı minik yara izleri) gelişir. Derinin bu pek mükemmel olmayan inşasının üstsüte tekrarları sonucunda kırışıklıklar oluşur.
  • Bu işlemden sorumlu olan bir diğer önemli bir olay da serbest radikal, olarak da adlandırılan oksidanların fazla üretimidir. Bunlar vücutta oksidasyon gibi normal kimyasal işlemler sonrasında üretilen dengesiz moleküllerdir. Çevresel etkenler ile örneğin güneş ışı ile fazla miktarda salınarak vücut hücrelerine ve genetik materyaline zarar verebilmektedir. Oksidasyon özellikle bağ dokusunu yıkan metaloproteinazları aktive ederek kırışıklıkların oluşumuna katkıda bulunabilmektedir.

Güneş ışığı ve kırışıklıklar hakkında ilginç bir çalışma mevcuttur. A 2001 yılında yapılan bu çalışmada fazla kırışıklığı olanlarda  yüksek risk grubunda olsalar dahi bazal hücreli kanser daha az gelişmiştir. Bazı uzmanlar kırışklığa eğilimli kişilerin güneş ışığına verdiği cevabın biolojik bir mekanizma ile kişiyi basal hücreli kanserden korumakta olduğunu düşünüyorlar. Ancak biraz daha araştırma gerekli..

Kırışıklıktan sorumlu diğer faktörler

Güneş ışığına ek olarak diğer faktörler kırışıklık oluşumunu arttırır:

Sigara içmek. Sigara kırışıklıkları hızlandıran oksijen--free radikallerin oluşumunu arttırır. Kırışıklıkları, yaşlanmaya bağlı deri bozukluklarını ve nonmelanom deri kanseri riskini arttırır. Çalışmalar aynı zamanda göstermiştir ki sigara içmek ve ardından gelen oksidasyon işlemi ile  kırışıklık oluşumuna neden olan  daha fazla miktarda metalloproteinaz oluşur.

Hava kirliliği. Hava kirliliği, deri için önemli bir problemdir. Bunun etkisi derideki önemli antioksidan olan vitamin E miktarı ile ortadan kaldırılabilir.

Hızlı kilo kaybı: Eğer çok hızlı kilo kaybederseniz, deriyi destekleyen yağ hücreleri derinin kendini toparlamasına izin vermeden azalacak. Buda kişinin  derisinin buruşuk ve sarkık görünmesine yol açabilir.

KİMİN DAHA ÇOK KIRIŞIKLIĞI VARDIR?

Yaş ve Risk

Çocuklukta güneşe maruz kalmak: Derinin güneşe bağlı olarak gördüğü zararın %50 ila %80 civarındaki kısmının  çocukukta ve ergenlik döneminde  aralıklı olarak yada güneş yanığı oluşturacak  kadar yoğun güneşte kalmaya bağlı geliştiği tahmin edilmektedir.Buna rağmen bir çok kişi çocuk cildinin bronzlaşmasını bir sağlık işareti olarak görmektedir.Güneş ışığını kötü etkilerini bilen anne babalar bile  koruyucu kremlere çok fazla güvenmektedirler ve koruyucu giysiler kullanmamaktadırlar.

Yaşlılıkta güneşe maruz kalmak. 70 in üzerindeki çoğu kişinin en azından bir deri hastalığı bir çoğunun ise üç dört hastalığı vardır.Herkes yaşlandıkça derisinde bazı değişiklikler olduğunu biliriz. Fakat yanlızca uzun yaşam deri yaşlanmasının tek kriteri değildir. Aile hikayesi, genetik, ve davranış biçimi ve dış etkenler deri yaşlanması semptomlarında önemli rol oynar.

Fazla güneşte ve ultraviolede kalmaya neden olacak aktiviteler

Deri yaşlanması için tüm risk  faktörleri içinde , güneşten gelen ultravioleye maruz kalmak en tehlikelisidir. Gerçekten de, deri üzerinde yaşlanmanın istenmeyen sonuçları büyük oranda güneşte uzun süre kalmış insanlarda ortaya çıkar.

  • Dışarıda çalışanlar, çiftçiler, balıkçılar, inşaat işçileri, ve cankurtaranlar.
  • Doğa gezisi sevenler.
  • Güneşlenenler.
  • Solaryuma düzenli olarak gidenler.Çalışmalar deri kanseri sıklığının arttığını göstermiştir. Açık tenli 50 yaş altı kadınlarda risk daha fazladır.

Deri Tipleri

Uzmanlar derinin güneş ışığına hassasiyetine göre deri fototipleri temelinde bir sınıflandırma sistemi oluşturmuşlardır. I. tip (en açık renkli deri) den IV e kadar (en koyu deri). I ve II deri tipine sahip kişiler kanser ve deri yaşlanması riskine en fazla sahiptir. Ancak erken yaşlanma yine de tüm deri tiplerinde güneşe maruz kalma sonrasında görülebilir.

Deri Tipi Bronzlaşma ve Güneş Yanığı Hikayesi
I Daima yanar, asla bronzlaşmaz, güneşe hassastır
II Kolayca yanar, çok az bronzlaşır.
III Orta derece yanar, tedricen açık renk bronzlaşır
IV Çok az yanar, daima orta derece iyi bronzlaşır
V Nadiren yanar, koyu renk bronzlaşır
VI Asla yanmaz, koyu pigmentlidir.güneşe hassasiyet çok azdır.

Cinsiyet

Genelde kadınların kırışıklar yönünden erkeklere oranla  daha büyük risk altında olduğuna inanılır. Gerçekte bazı çalışmalar bunun aksini göstermektedir. Ancak bir çok çalışmada kırışıklık oranalrı her iki cinsde yaklaşık olarak eşittir.Ancak erkeklerde mlanom dışı deri kanseri sıklığı daha fazladır.

Sigara

Bir çalışmaya göre çok sigara içenlerde  deri kırışıklıkları içmeyenlere oranla beş kat daha fazla olmaktadır. Bu kişilerde 40 yaşında sahip olduğu kırışıklıklar içmeyenlerin 60 yaşında sahip oldukları seviyede olacaktır. Çift yumurta ikizlerinde yapılan çalışmalarda sigaranın deriyi incelttiği saptanmıştır ( bazı vakalarda %40), daha ağır kırışıklıklar, ve daha fazla beyaz saç görülmüştür. Ve daha da kötüsü sigara içenlerde  squamoz hücreli karsinom dev bazal hücreli karsinom görülme sıklığı artmıştır.

GÜNEŞTEN KORUNMA YOLLARI

  • Güneşten ve UV radyasyondan korunmak için genel bir rehber

  • Güneş koruyucu kullanın ancak buna da güvenmeyin güneş koruyucu giysiler ve güneş gözlükleri de kullanın.

  • 10 ila 16 saatleri arasında güneşe çıkmayın  bu saatden sonra güneş UV dozu %80 azalır.

  • Yansıtıcı yüzeylerden uzak durun, su,kar, kum, beton, parlak gökdelenler ve beyaz boyalı bölgeler. (Bulutlar ve sis koryucu değildir.)

  • Ultraviyole yoğunluğu  güneşin sıcaklığına ya da parlaklığına değil açısına bağlıdır. Tehlike yaz başlangıcına yakınlığa göre değişir. Örneğin, kuzey yarım kürede, Nisan ayında UV yoğunluğu  (yaz başlamadan iki ay önce) Ağustos ayına eşittir. (yaz başladıktan iki ay sonra ).

  • Daha yüksek  bölgelerde  güneş yanığı daha kolay olur. (11,000 de 6 dakikada olan yanık deniz seviyesinde 25 dakikada oluşmaktadır.)

  • Solaryum lambalarından uzak durun. Buralarda  çoğu zaman  yüksek  UVA ışını mevcuttur. Bazı uzmanların inancına göre 15 - 30 dakikalık solaryum tüm gün güneşlenmek kadar tehlikeli. İnsanlar reklamlardaki güvenli bronzlaşma sloganlarına  veya  sınırsız bronzlaşma promosyonlarına inanmamalıdır.

Güneş koruyucular. Güneş koruyucuların kullanımı karışıktır herkesin ne zaman ve nasıl kullanacğını bilmesi gerekir. Önemli nokta insanların güneş koruyucuyu kullanmayı kesmemeleri ama aynı zamanda  diğer koruyucu yöntemlerle birlikte kullanmalıdır.

 

Koruyucu giysi. Koruyucu giysiler giymek son derece önemlidir ve koruyucu kremlerden çok daha iyi korumaktadır. UV ışınlarını bloke etmek için SPF veya UPF(ultraviolet protection factor)  puanlaması yapılan giysiler mevcuttur. 50 UPF en yüksek değerdir.Herkes  çocuklarda dahil olmak üzere, geniş siperli şapka giymelidir. (şapka giymek bile baş ve ense bölgesinde kanserler için koruyucu olamayabilir.)

 

İnsanlar üstlerine rahat olan beyazlatılmamış, sıkı dokunmuş kumaşları seçmelidir.Bunlar daha koruyucudur.

Giysilerin yıkanması sonucu çekmesi  UPF değerlerini arttırır. Koruyuculuğu saptamak için en kolay yolu giysiyi  güneşe yada ışığa tutup ne kadar ışık geçirdiğine bakmaktır. Daha az ışık daha iyidir.

UVA ve UVB yı bloke eden bir gözlük herkes tarafından kullanılmalıdır

 

Kimyasal Bronzlaştırıcılar

Melanin ve dihidroksiaseton (DHA), bronzlaştırıcı  losyonların aktif içeriğini oluşturmaktadır. UVA ve UVB radyasyonu bloke ederek güneş zararına karşı koruyucu olabilir. Çalışmalar sürmektedir..

 

Güneş koruyucu seçerken , içindekilere bakın. İçeriğine göre güneş koruyucuları veya güneş engelleyiciler (sunblocks) olarak ayrılabilir. Genelde, güneş koruyucular organik formulleri varken ve güneş engelleyicilerin inorganik formülleri vardır. Güneş engelleyiciler daha az kullanılır

·         Organik formüller oktosrilen, oktil salisilat,homosalat,oktil metoksisinnamat(UVB blok), avobenzone-Parsol 1789 (UVA blok), sinoksat, etilheksil p-metoksisinnamat (UVB ve az miktarda UVA blok), oksibenzon, benzofenon-3 (UVA/UVB blok). gibi UV-filtre eden kimyasallar içerir. Kişiler hem UVB hemde UVA yı filtre eden geniş etkili bir güneş koruyucu kullanmalıdır.Para-amino benzoic acid (PABA), esikden populer bir maddeydi artık pek kullanılmıyor. Aynı etkiye sahip mi pek bilinmiyor bir çok kişide allerjik etki göstermektedir.

 

Inorganik formüller  UV-bloke eden  çinko oksit veya titanium dioksit içermektedir. Çinko ve titanyum oksitler deri üzerinde kalır emilmezler. UVA ve UVB ışınlarının neredeyse tamamının deriye ulaşmasını engellerler. Daha eski güneş bloklayıcıları beyaz, macun renginde  ve pek çekici değildi, fakat günümüz ürünlerinde hem çinko (Z-Cote) hem de titanyum mikrofine  oksitler kullanılmaktadır. Renksizdirler  ama nerdeyse eski tipler kadar koruyucudur. Mikrofine çinko oksit, mikrofine titanyum oksitden daha koruyucu ve daha az renkli olabilir.

Aynı içeriğe sahip olan ucuz ürünler pahallı olanlar kadar işe yarayabilir. Malesef, güneş koruyucular için hala bir standart yoktur ve UVA korumaları da idda edilenden çok düşük olabilir. Bir çalışmada, geniş çaplı markaların ortalama UVA koruması yanlızca %23 olarak bulundu. Ancak bu markaların idda ettiği ortalama koruma  % 37dir

Organik formüller ve inorganik mikrofine oksit içeren güneş engelleyiciler, ışığa duyarlı deri rahatsızlığı olan kişilerde ayrıca aktinik prurigo, porfiria, kronik aktinik dermatitde bir sorun olan görünen ışıklara, karşı koruyucu değildir. Görünebilen ışığa karşı koruyucu olan  inorganik güneş koruyucuları  halen avrupada kozmetik olarak kabul edilmekle birlikte, ABD de henüz kabul edilmemiştir.

Güneş koruyucularda yeni standartlar

Günümüzdeki güneş koruyucular yanlızca UVB den ne kadar koruduğunu göstermektedir. Bu  bildiğimiz “sun protection factor” veya SPF sistemidir

Yeni kurallara göre başka bir dereceleme sistemi SPF yanısıra UVA korumasını gösteren  yıldızlarla yapılacaktır.  Bir yıldız düşük koruma, iki yıldız orta düzey koruma, üç yıldız yüksek koruma ve dört yıldız ise en üst düzey korumayı gösterecektir. Eğer UVA koruması yoksa (piyasada çok miktarda böyle ürün var)  SPF koruma oranı yanında UVA koruması yoktur yazısı olacaktır. Üreticiler iki test uygulayarak UVA korumasını saptayacaklardır. İlk test koruyucunun UVA yı durdurma oranı diğeri ise, bronzlaşmayı önleyici etkisi ve UVB için yapılan SPF ye benzer bir test olacaktır..

FDA ayrıca “güneş koruma faktörü” terimini “ güneşyanı
ğı koruma faktörü” olarak değiştirecektir, Koruyucuların uyarı bölümünde:

"Güneş altında UV ye maruz kalmak deri kanseri riskini erken cilt yaşlanmasını ve diğer cilt zararlarını arttırır.  Güneşte az kalarak koruyucu giysiler giyerek ve güneş koruyucular kullanarak maruz kalınan UV dozunu azaltmak önemlidir`yazacaktır

 

SPF hesaplama

Güneş koruyucu etiketlerindeki  Sun protection factor (SPF) , UVB ( UVA değil ) ışınının güneş koruyucu sürülmüş cildin, sürülmemiş cilde göre kızarıklık oluşturma oranına göre hesaplanır. Örneğin, beş dakikada  yanık oluşan kişi güneş altında 150 dakika kalmak istiyorsa SPF 30 kullanmalıdır. Formül: 30 ( SPF numarası) x 5 dk (yandığı süre) = 150 dk.

Güneş koruyucuların koruma oranları şöyle sınıflandırılabilir.

  • Minimal: SPF 2 -11

  • Orta derece: SPF 12 - 29

  • Yüksek: 30+. (Bazı güneş koruyucuların SPF değerlerini 30 dan daha yüksek olduğunu idda etse de  bu koruma  düzeyi çok belirgin fark yaratmaz.)

Yaş Gruplarına Göre SPF düzeyleri

Belirli  gruplar, yaş ve diğer faktörlere bağlı olarak daha yüksek veya daha düşük SPF kullanmalıdır.

  • Her ne kadar güneş koruyucular birçok çocukta güvenli olduğu söylense de, ilk savunma hattı olarak kullanılmamalıdır. Aslında, uzmanlar güneş koruyuculara fazla güvenerek  diğer koruyucu yöntemlerin kullanılmamasından çocuklarda melanom riskinin artmasından korkmaktadırlar. Tüm çocuklar ilk savuma hattı olarak giysiler güneş gözlükleri  ve şapkalarla güneş yanıklarına karşı korunmalıdır. Güneş ışığının en şiddetli olduğu dönemlerde güneşten uzak tutulmalıdır. Güneş koruyucular 6 aylıktan küçük çocuklarda  doktora danışmadan kullanılmamalıdır.

  • Daha büyük çocuklarada ve yetişkinlerde (daha koyu ciltli olsalar da)  SPF 15 ve daha üstü kullanılabilir. Bazı uzmanlar  yüzde SPF30 diğer bölgelerde SPF 15 kullanılması gerektiğini söylemektedir.

  • Bronzlaşmak yerine cildi kolayca yanan ve deri kanseri riski yüksek olan yetişkinler en az SPF 30 kullanmalıdır.

 

Uygulama zamanı ve miktarı

  • Yetişkinler çok kısa süre için dahi dışarı çıksalar da günlük deri bakımlarına güneş koruyucularıda dahil etmelidir.

  • Kulaklar ve ayaklarda dahil olmak üzere tüm güneş gören bölgelere bolca sürülmelidir. Uzmanlar güneş koruyucuların etkisini tam olarak göstermeleri için, baş boyun ve her bir kol için her bölgeye yarımşar çay kaşığı , gövdeye, sırta ve her bir bacağa birer çay kaşığı kullanılmasını önermektedir.

  • En iyi sonucu almak için  dışarı çıkmadan  30 dakika önce uygulanması gereklidir. (Bu emilimi için gerekli zamandır. Güneşte kalındığında her saatde bir tekrarlanabilir.)

  • Egzersiz ve yüzme sonrası uygulama tekrarlanmalıdır.. (Yüzmüyor olsanız da waterproof veya suya dirençli bir formül seçmeye çalışın. Waterproof formüller suda 40 dakika dayanır, buna karşın suya dirençli olanlar bunun yarısı kadar dayanabilir.)

  • Böcek kovucular SPFnin etkisini üçte bir oranında azaltır. İkisini de kullanacaksanız daha yüksek SPF değeri olan güneş koruyucuları tercih edin.

     

    Güneşten uzak durma, güneş koruyucu kremler veya herikisi

  • Düzenli olarak uygun bir şekilde güneş koruyucu kullanıldığında ve güneşten uzak kalmaya çalışıldığında deri yaşlanması ve  squamoz hücreli deri kanseri riski azalacaktır. Bununla birlikte, güneş koruyucuların kullanımı Basal Hücreli ve Melanoma  gibi bazı deri kanserlerinin görülme sıklığını azaltmayacaktır.  Ancak bu konu pek açık değildir.

  • Güneş koruyucuların kullanımı güneş ışığı eksikliği ile artan bazı hastalıkları arttırabilir.

    Vitamin D Eksikliği. Vitamin D yiyeceklerde bulunur, ancak asıl olarak UVB ile deride üretilir. Vitamin D raşitizm osteoporozis ve bazı kanserlerden korunmak için önemlidir.Koyu tenlilerde güneş koruyucuların kullanımına bağlı eksiklik daha fazla olabilir

  • Güneş ışığı deri kanserlerini  arttırsa da göğüs , prostat, over, ve kolon kanserlerini azaltır. Bu kanserlerden korunma vitamin D üretimi ile ilişkilidir. (ancak bu arada Vitamin D nin dışardan kontrolsüz alımı toksik etki yaratabilir.)

  • Birçok kişi kış aylarında azalan güneş ışığına bağlı depresyondan (SAD:seasonal affective disorder), şikayetçidir.

    Biraz güneş ışığı sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için önemli hatta gereklidir. Bazı uzmanlar güneşlenmek için düşük risk saatlerinde 20-30 dakika güneşte kalmamızın faydalı olduğunu düşünüyorlar.

     

 

ANTIAGING NEDİR?

     Eskiden beri bilim kurgu gibi görülen bu konu yıllar geçtikçe üzerinde yapılan çalışmalar sonrası hastalıkların gidişatında ve ortaya çıkmasında ne kadar önemli bir rolü olduğu görülmüştür.Yaşlanmanın etkilerini azaltıp, yaşam kalitesini yükseltmek ve daha uzun yaşamak mümkün mü?. Anti-aging (yaşlanmanın gerilemesi, yaşlanmada ters dönme) programı, dengeli beslenme ve kişiye uygun diyet-egzersiz programlarının yanı sıra eksik hormonların vitamin ve minerallerin dışarıdan verilmesini de kapsıyor.  Üniversitelerimizde böyle bir uzmanlık dalı yoktur. Bu konu üzerinde bilimsel çalışmalar yapan kişilerden çok sağdan soldan duydukları ile yada uzakdoğuda rusyada ve başka yerlerde birkaç hafta yada ay kurs almış kendini uzman ilan etmiş kişiler bol miktardadır. Bu kişiler özellikle medya tarafından uzman olarak önümüze çıkarılıyor. Bu sebeple herkes birşeyler söylüyor ve konu iyice karışmış durumda. Ancak yapılan birçok araştımanın ortak sonucu olarak çıkan ‘az kalori ile hayatı devam ettirme’ tekniği hala en güvenilir yöntem olmayı sürdürüyor. Bu teknik ile ilgili çalışmalar da halen devam ediyor.Bugüne kadar yaşlanmayı yavaşlatan tek ispatlanmış metod kalori kısıtlaması. Ancak bu çalışmalara karşı çıkanlar da hiç az değil. 
 

Anti-Aging ile ilgili olarak yapılan terapilerin hiçbiri henüz yaşlanmayı geciktirip geciktirmediği konusunda net sonuçlar içermiyor. Yapılan araştırmalar ve yayınlanan bildiriler kısmen onaylansa bile, terapinin tamamiyle bir bütün olarak araştırıldığı bir çalışma bulunmuyor; fakat tıp çevrelerinden, amacının oldukça mantıklı olduğuna dair destek alıyor. Yine de burda yazılanlar tamami ile kanıtlanmamıştır ve yanlızca antiaging akımı hakkında bir bilgi verme amacı içermektedir.
     

 Anti-Aging terapisi ile  hormon tedavileri, egzersizler ve beslenme düzenlenmektedir.

   Egzersiz: Yaşla birlikte kas kitlesi azaldıkça yağ oranı artar  bunun için vücudu aktif tutmak önemlidir. Örneğin ev işleri yapmayan sedanter kadınların diğerlerine göre daha erken yaşlanıp öldüğü saptanmıştır. Ev işleri sizin için faydalıdır. Yine çalışlan erkeklerde beyin fonksiyonlarındaki kayıp çalışmayanlara oranla çok daha az olmaktadır.Egzersiz sonrası arkadaşlarla gidilecek bir sauna terlemeyi stress atmayı gevşemeyi sağladığı gibi pozitif sosyal bir etki de sağlayacaktır. Egzersiz sırasında fazla sıvı alımı hiponatremik ensefalopati ile ölüme sebep olabilir. Aktivite sırasında saat başı 400-800ml su sınır olmalıdır.Araştırmalar normal kilosu altında yada üstünde olan kişilerin daha erken öldüğünü göstermiştir.Günde yarım saatlik çalışma 90 yaşına kadar yaşama şansınızı %33 arttırır. Köpek sahibi olmak hem bir dost hemde spor arkadaşı kazanmanızı sağlar. Egzersiz sırasında kas ağrısı veya rahatsızlığı pek iyi değildir. Egzersiz sonrası allerjiniz yoksa bikarbonat ve aspirin içeren alka seltzer tarzı bir şeyler alın. Bikarbonat kasların oluşturduğu laktik asidi inaktive eder, aspirin ise böbreklerden toksinin atılmasını sağlar. Kafein sanıldığı kadar kötü değildir. Sporcularda dayanıklılığı egzersiz kapasitesini ve kilo kaybını arttırır. Egzersiz esnasında kasların karbonhidrat yerine yağ yakmasını arttırdığı düşünülmektedir. Masabaşı çalışıyorsanız her saatde bir 5-10 dakika ayakta tüm vücut kaslarınızı geren egzersizler yapın.

  Erkekler için bazı öneriler: Erken saatlerde erkeklerde kas kitlesini arttıran yağı azaltan moodu düzelten Testesteron üretiminde kullanılan LH değeri %60 kadar yüksek olabilmektedir. Erkeklerde ostrojen dominant değildir ancak gereklidir. Artarsa kilo almaya yağ birikimine ve yorgunluğa sebep olur. Photo of women using yNs anti aging productsOstrojen uzaklaştırıcı günde en az 15 dakikalık ara vermeden yapılan rezistans egzersiler gereklidir. Besinlerle alınan proteinlerin kullanılabilmesi için gerekli proteaz enzimleri çiğ sebze ve meyvelerde vardır. Spor performansı destek ürünleri olan DIM, Indol-3 Carbinol, Chrysin, Calcium D-Glucarate erkek vücüudunda östrojeni temizler. Prostatın büyümesi olan benign prostat hiperplazisi 40 yaşın üzerindeki erkeklerde PSA ve prostat muaynesi ile izlenmelidir.


  Kadınlar için bazı öneriler: Premenapozal dönemde orta derece egzersizlerin mood ve genel sağlık üzerine pozitif etkileri iyi araştırılmıştır. Haftada 3 kez orta derece aerobik egzersiz, belirgin olarak premenstrual semptomları azaltır. Günde 20 dakika yapılması  sinirlilik gerginliği azaltacağı gibi beyin fonksiyonlarını arttırır. Vücut ödemini azaltır. Endorfin salgılatarak kendinizi iyi hissetmenize ve iştahınızın artmasına neden olur. Postmenapozal dönemde kalp damarlarının tıkanmasını önler. Menapozal dönemde herkesçe osteoporoz olduğunu bilinsede osteoporozun, kilo alımı azaltılarak başlamasının ve ilerlemesinin yavaşlatılabildiği bilinmemektedir. Üstelik kas dokusu da canlılığını koruyacaktır.

 Anti-Aging beslenmede dikkat edilmesi gerekenler:

 Vitamin ve diğer antioksidan prepratlar destekleyici olarak kullanılabilir.Ama herşeyden önce bu ihtiyaçlarımızı doğal besinlerden gidermeye çalışmalıyız. Konserveler yerine, taze veya donmuş sık sebze , meyve ve mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmelidir. Brokoli, Enginar, Kuşkonmaz, Pancarlar, Brüksel lahanası, Lahana, Yeşil çay, domates, yoğurt havuç, karnabahar, pazıotu, patlıcan, mısır, salatalık, sarımsak, pırasa, marul , soğan, domates, Meyvelerden ise elma, kayısı, avakado, muz, böğürtlen, çilek, yaban mersini, mürver, üzüm, incir,kivi, limon mango, kavun, karpuz, zeytin, portakal, çarkıfelek meyvası, papaya şeftali armut, hurma, ananas, nar, erik ahududu, çilek antioksidandır.

  Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, kanola yağı, ayçiçekyağı, soya yağı gibi sıvı yağlar.       Kurubaklagillerde,bol miktarda bulunan saponinler, antioksidant ve antikanserojen etki gösteriyorlar.       Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içeriyor, Ayrıca, kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) arttırıyor. Yağsız süt ürünleri, protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler. Kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırıyor,      Demirin en çok bulunduğu besinler, kırmızı etler,ciğer, yumurta sarısı,  nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzeler. Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşuyor. Ancak, demir fazlalığı hücrelerinin erken yaşlanmasına, yağlanmasına neden oluyor. Bu yüzden demir preperatları doktor kontrolünde almak gerekiyor.Kızartılan yiyeceklerin içinde kanserojen etki yapan maddeler oluşuyor. Önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekiyor. Unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksek. Bu da erken yaşlanmaya sebep oluyor. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih etmek iyi bir çözüm.Tahıl hububat, yulaf, arpa, darı,kahverengi pirinç, kepekli buğday,kepekli un, çavdar ekmeği, gibi lifli besinler, ve ne kadar fazla sebze, meyve yenirse o kadar fazla lif alınmış oluyor. Günde 30 - 35 gram kadar lif almak vücut için yararlı.Ayrıca bu besinler antioksidan ve vitaminler açısından da zengindir.   
       

Anti Aging terapi yöntemlerinde en önemli noktalardan birini; vücutta var olan ancak zamanla azalan hormonların eski seviyelerine ulaşmalarını sağlamak oluşturuyor. Peki bu hormonlar ya da vitaminler neler ve vücutta ne işe yarıyorlar? Cilt yaşlanmasını önlemek için C vitamini, Keenzim Q 10, Alfa-Lipoik Asit, Likopen ve Proantosiyanidinler gibi güçlü antioksidanlardan  yararlanmaktayız  Kozmofarmasötikallerden bazıları cilt yaşlanmasını ve kırışıklıkları önlemekte (likopen, alfa-lipoik asit), diğer bazıları oluşmuş kırışıklıkları da bir ölçüde giderebilmekte (C vitamini), diğer bir kısmı ise cildi güçlendirmekte ve yenilemektedir (Retin A, furfuyl adenin)       
      
   DHEA
       DHEA hem kadında hem de erkekte yaşlanma başladıkça seviyesi düşen bir hormondur. Birçok araştırma sonucu DHEA’nın sinir sistemi, immün sistem, stres bozuklukları, kanser ve kardiyovasküler hastalıklara karşı koruyucu olduğu ortaya çıktı. San Diego’daki California üniversitesi 6 ay boyunca kadın ve erkek deneklere her gün 50 ml DHEA vererek, deneklerin fiziksel ve psikolojik olarak iyileştiklerini ve kas güçlerinin arttığını açıkladılar.
       
  MELATONİN
       Melatonin beynin hemen alt bölümünde pineal bezden üretilen bir hormondur. Antioksidant olup her gece üretilir ve vücudun uykuya dalmasına neden olur. Yorgunluktan korunmayı sağlar ve anti kanserojen etkilerinin olduğu ortaya çıkarılmış bir hormondur. Serbest radikal çöpçüsüdür  ve antioksidan etkileri arttırır
  Uv tarafından oluşan eritemi azaltır. 

    
 
ALC
       Aminoasit gibi enerjiyi uyaran bir bileşimdir. Kalp kaslarını güçlendirir. Hem normal yaşlanan bireylerde hem de Alzheimer hastalarında kavramayı günçlendirdiği açıklanmıştır. ALC mitokondirial fonksiyonu çeşitli şekillerde geliştirdiği için yaşlanmayı yavaşlattığı ortaya çıkmıştır. Mitokondria hücrelerin güç kaynağıdır. Burada bütün hayati süreç için enerji üretilir. Bilim adamları mitokondrial fonksiyonun düşmesinin yaşlanmaya neden olduğunu savunuyorlar.
       
 
CO ENZİM Q10
       Ubikinon olarak da bilinir. Hücre çekirdeğinde bulunur hücrenin enerjisini sağlar.Kardiyovasküler sistemi koruyucu, enerji verici ve kanseri önleyici bir bileşimdir. Biliz Nokow tarafından yapılan bir çalışmada Ubikinon  iğnesiyle farelerin ömrü %50 oranında uzatılmıştır. Ucla Sağlık Merkezi’nde yine farelerin maksimum ömrü yüksek Ubikinon  dozları sayesinde uzatılmıştır. Her iki çalışmada da Ubikinon  verilen farelerin ileriki yaşlarında iyi ve sağlıklı göründükleri açıklanmıştır.Ubikinon LDL peroksidasyonlarını vit E den daha iyi azaltır
       

  LİPOİC ACİD
       Alfa lipoic asit, lipoic asit diye de bilinir tek serbest radikal koruyucusudur. Antioksidanttır. Bilim adamlarına göre alfa lipoic asit yaşlanmayı azaltan etkenlerden biridir. Alfa lipoic asit kanda glukozun zararını azaltıp yaşlanma sürecini uzattığı söylenmiştir.VitaminC Vitamin E ve glutatyon gibi diğer antioksidanların siklusunu sağlar Diyabetli hastalarda oldukça iyi sonuçlar alındığı gözlenmiştir. Halen fareler üzerinde deneyler yapılmaktadır.
       
 
SİSTEİN VE PROSİSTEİN
       Sistein protein sentezinde kullanılan bir sülfir aminoasittir.Bizi Uv ışınlarının negatif etkilerinden korur. Romanya’da yapılan yeni bir çalışmada sistein’nin laboratuvar çalışmalarında yaşamı uzattığı belirlenmiştir. Prosistein ise sisteinin değişik bir şeklidir ve daha güvenli olduğuna inanılır.Özellikle N-asetilsisteinin UVB ye bağlı gelişen immun yetmezliğe karşı tumor baskılayıcı genler aracılığı ile ve glutatyon seviyesini arttırarak etki gösterdiği kanıtlanmıştır. Hem sistein hem prosistein insanın her hücresinde bulunmaktadır hücrelerin oksidatif strese karşı korur. Glutatyonun yaşlandıkça miktarı düşer Ancak kan seviyesini yükseltmek için  Glutatyon değil N-asetilsisteinin almak gerekir.
       
 
LIKOPEN
       Likopen, carotenoit denilen bitki pigment ailesinin bir üyesidir. 600 den fazla değişik karotenoid vardır.
Likopen, hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir Likopen ve karoten bunların arasında en önemli olanlardır.UV ışınlarından koruyucu etkisi vardır. Bunlar yaprak, domates ve diğer bitkilere açık rengini veren pigmentlerdir. Likopen bunların arasında yaşlanmayı önleyici görevinde en önemli maddedir. Likopen seviyesi yaş ilerlerledikçe düşer. Likopenin farelerdeki değişik kanser türlerine de iyi geldiği bilinmektedir.
       
 
VİTAMİN E
       Vitamin E, selenyumun antioksidant aktivitesine yardımcı olan plazma membranlar ve dokudaki lipofilik yapıdaki en önemli antioksidandır. Hücre zarı yıkımını engeller. Selenyumla birlikte bağışıklık fonkiyonunun artmasını sağlar. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azalttır,Güneşin oluşturduğu kızarıklığı şişliği güneş hasarını (DNA da bozulma ve bağışıklık siste,minde zayıflamayı) engeller. Birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile desteklenmiştir.


  VİTAMİN B5

 Bir çok krem formunda alkol formu olan pantenol bulunmaktadır.oksijen ve ışık varlığında stabil ancak asit baz veya yüksek sıcaklıklarda anstabildir Deride, normal hücre metabolizmasında öneml  bir Koenzim A komponenti olan  pantotenik aside dönüşür.
       
  NİASİNAMİD
       Nasa da yapılan bir araştırmada vitamin B6 ile beslenen farelerin ömürlerinde %11 artış kaydedildi. Birçok yaşam sürecinde önemli bir rol oynayan Vitamin B6, aminoasitlerin metabolizması için gereklidir. Kalp krizi ve inme için koruyucu bir etmendir.Keratinositlerde antitumor etkiyi azaltır.UVB nin fotokarsinojen etkisini azaltır.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, Böbrek taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olur, Mide bulantısını azaltır, Gece kas kramplarını, ellerin uyuşmasını azaltır
Doğal kaynakları; Buğday kepeği ve tohumu, bira mayası, karaciğer, balık, soya fasulyesi, lahana, pekmez, yumurta, yulaf, yerfıstığı, ceviz

       
 
SELENYUM
       Birçok araştırma sonucunda, selenyumun birçok kanser çeşidine iyi geldiği ve hatta kanser tedavisinde etkili olabileceği ortaya çıkmıştır. Fakat yaşlanmamak için hergün selenyum alan bir kişinin selenyum miktarını, toksik yan etkilerinden korunmak için, düşük tutması gerekir.
       
 
HYDERGİNE
       Hem erkeklerde hem kadınlarda hafızayı ve öğrenmeyi artırdığı bilinmektedir. Hydergine beyne kan akışını arttırır dolayısıyla beyne giden oksijen miktarı artar. Beyin hücreleri beslenir ve yenilenir, beyin hücrelerindeki serbest radikallerin zararı en aza indirgenir. Beyindeki ATP düzeyini arttırarak beyindeki enerji üreten glukozun kullanımını artırır.
       
 
PİRACETAM
       Beyin nöronlarındaki öğrenme ve hafıza reseptörlerinin duyarlılığını artıran ve aminoasit olan GABA nın bir türevidir. Hayvanlarda ve insanlarda yapılan çalışmalara göre ‘piracetam’ın hafızayı güçlendirdiği, dikkat ve konsatrasyonu artırdığı görülmüştür. Piracetam zekayı artırmada, yaratıcılığı ve bilgiyi işleme yeteneğini kullanmada yardımcıdır. Piracetam’ın, beyinin alanlarını ve beynin içindeki elektriksel aktiveteyi ayarlayarak, beynin sağlıklı kalmasını düzenlediği görülmüştür.

 

 ALLANTOIN

Hücre tamir işlemine yardım ederek hücre yapımını uyarır. Deri koruyucu etkisi nedeni ile  kozmetik kremlerde , losyonlarda  etkinliği  ve kullanımı arttırdığı için tercih edilmektedir. Şampuanlar dudak kremleri,traş kremleri, güneş kremleri, banyo köpükleri, saç jöleleri, bebek pudraları ve değişik aerosoller. Topikal ilaç olarak da kullanılmaktadır. Son zamanlarda diş macunları ve gargaralarda da kullanılmıştır. Allantoin hücre yenileyici epitel uyarıcı ve kimyasal bir temizleyici olarak bilinir. Ölü dokuları temizlediği ve yeni doku gelişimini hızlandırdığı söylenmektedir

 

 FURFURİLADENİN (KINERASE)

Doğal bitki büyüme faktörüdür.Bitki yaprağını kesip furfuril adenin içeren bir sıvıya koyarsanız yeşil kalır.Aksi takdirde kahverengine döner.İn vitro koşullarda insan hücrelerinde de benzer etki göstermiştir. Hücre yaşlanmasını yavaşlatıp geriye döndürür.

 

 URİK ASİT

Son yıllarda urik asidin önemli bir biyolojik antioksidan olduğu anlaşılmıştır.Yapılan çalışmalarda ürik asidin hücre içi ve hücre dışı mekanizmalarda rol oynayan güçlü fizyolojik bir antioksidan olduğu anlaşılmıştır.Mekanizması tam anlaşılmamış olsa da bakır ve demir gibi metallerle kompleksler oluşturarak plasma askorbat düzeyi üzerinden etki göstermektedir.


 DEPRENYL
       Deprenyl; Parkinson ve Alzheimer hastalıklarının olumsuz etkilerini en aza indirir. Uzun süreli kullanımı ile ilgili kesin deneysel bilgiler yoktur. Deprenyl’in en önemli özelliği yaşlanmayı yavaşlatmasıdır. Çünkü beyin nöronlarını nörotoksinlerden korur, antioksidan enzimlerin seviyelerini artırıp, dopamin azaltıcı enzimlerin seviyesini düşürür. Yapılan deneylerde farelerin ömrünün uzadığı görülmüştür.

 

 VİTAMİN C

 Yaşam için esansiyeldir.1930 larda keşfinden sonra bir çok etkisi keşfedilmiştir.Prokollagenin prolinin lizinin  hidroksilasyonunda gereklidir.Eksikliğinde purpura keratotik folikuller ve diş eti kanaması oluşur.Suda eriyebilen bir antioksidandır.Serbest radikalleri tutar ve E vitaminini tekrar opluşturur.Kollagen yapımı ve salınmasında düzenleyicidir.UV radyasyon sonrası miktarı azalmaktadır.Vitamin güneş tarafından oluşan hasarı düzeltir.Derinin yaşlanmasını düzeltir ve kollagen yapımını arttırır.Sentetik kollagenlerin de stabilitesini sağlar.Asidik yapısı nedeni ile bazı cilt kremlerinde de kullanılır

 

 DIMETILAMINOETANOL ( DMAE)

Sarkık deriyi kaldırması ve cilt sıkılaştırması üzerindeki etkisi nedeni ile ön plana çıkmıştır Kas ve sinirler üzerin ede etkisi nedeni ile mental fonksiyonları da düzeltir kas uyarılarından sorunlu sinir kas kavşaklarında etkisi ile kasları uyarır Serbest radikal çöpçüsü olarak bilinir.

 

 RETIN A
Gece körlüğüne, zayıf görüşe karşı koyar ve birçok göz rahatsızlığına yardımcı olur. Solunumla ilgili enfeksiyonlara karşı direnç sağlar. Bağışıklık sisteminin tam olarak fonksiyon göstermesine yardımcı olur.
Kırışıklıkların yok edilmesine yardımcı olur. Büyümeyi, sağlıklı kemikleri, sağlıklı bir cildi, saçı, dişi ve diş etlerini geliştirir. Sivilcenin, yüzeysel kırışıklıkların, sivilcenin ve dıştan uygulandığında açık ülserin tedavisine yardımcı olur.  Balık karaciğer yağı, karaciğer, havuç, koyu yeşil ve sarı sebzeler, yumurta, süt ve süt ürünleri, margarin ve sarı meyvelerde mevcuttur.


DİĞER ANTİOKSİDANLAR

 

 Katalaz: Hidrojen peroksidi su ve oksijene çevirir.İnsan vücudunda bulunan önemli bir antioksidandır.

 Süperoksit dismutaz :Süperoksitleri yok eder. Büyük moleküllü olduğundan deriye penetrasyonu zordur  deri alt tabakalarında bulunur. Peroksidaz:Oksijen tüketimi tokoferoldan daha iyidir.Antibakteriyel etkisi de vardır Glukopiranositler: Reveratrol ve polidatinler bir çok meyva ve sebzede bulunan glukopiranozidlerdir. En yüksek oranda üzüm dış kısmında bulunur.Serbest radikal çöpçülüğü ve vitamin E ve C ye benzer şekilde lipid peroksidasyonun engellenmesi, sinir sistemine ve kalbe koruyucu etkileri vardır.

 Polifenoller: Epikateşinler olarak da bilinir.Antioksidan doğaya sahiplerdir.UVB ye tutulmuş insan keratinositlerinde antioksidan etki göstermişlerdir.Oral veya topikal kullanıldıklarında hayvanlarda UV tarafından oluşturulan tümörleri tedavi edici etki göstermiştir.Epigallocatechin 3 gallate EGCG  en ünlüsüdür ve yeşil çayda bulunur.Genistein soya fasulyesinde,pycnogenol fransız deniz çamı ekstresinde bulunur etkin bir serbest radikal baskılayıcı ve antitumor etkinliği vardır.
     

Home | Egzema | Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar | Antiaging Nedir?

This site was last updated 03/28/08