|
Dermatoloji ve Gebelik
Gebelik boyunca kan hormon seviyesi değişiklikleri
ve fizyolojik bazı değişikliler oluşmaktadır.
Bunlarla birlikte yada bunların bir sonucu olarak bazı deri
değişikliklerine de rastlanmaktadır. Melazma ve stria gravidarum gibi
değişiklikler normal karşılanır. Ancak vücut savunma sistemi ile ilgili
olduğu düşünülen başka cilt problemleri de ortaya çıkmaktadır.
Hamilelik döneminde önceden varolan bazı cilt hastalıklarında düzelme
görülebileceği gibi bazen daha da kötüleşmesine neden olabilir.
Gebelikteki Normal Deri Değişiklikleri
![]()
-Gebelikte benlerin ve çillerin renklerinde koyulaşma görülebilir.
Kolların
ve meme altında et beni oluşabilir.
-Tırnaklarda kırılma ve batma şikâyetleri ayak şişlikleri birlikte
artar.
Tırnakaltı kalınlaşması,
onikolizis, yatay
çizgilenme kolay kırılma
görülür
Gebelikte artmış
ekrin ter bezi (normal ter bezi) fonksiyonuna karşın
, apokrin ter bezi (koltuk
altı, kasık) fonksiyonu
azalmıştır.
Gebelikte görülen damar değişiklikleri, yüksek östrojen hormonuna
bağlanabilir. Örümcek şeklinde
(spider anjiom)
Gebeliğin Deri Hastalıkları Üzerine Etkileri
Hücresel savunma sistemi bozulmasına bağlı: Kandida, lepra, herpes
simpleks, kondiloma gibi hastalıklar, gebelikte daha sık görülmekte veya
şiddetleri artmaktadır. Yüksek östrojen seviyesine bağlı olarak
“akrodermatitis enteropatika”, porfirya kutanea tarda gibi
hastalıklar şiddetlenebilir.
Gebelikte Düzelme Gösterebilen Cilt hastalıkları
1. Akne
2. Atopik dermatit
3. Fox-Fordyce hastalığı
4. Hidradenitis suppurativa
5. Psoriasis
6. Romatoid artrit
7. Sarkoidozis
Gebelikte Kötüleşebilen Cilt Hastalıkları
1.
Enfeksiyonlar:
Candida vajinitis, kondiloma akuminata, herpes
simpleks, lepra, pitrosporum follikulit, trikomonas, Varisella Zoster V
2.
Savunma sistemi hastalıkları:
Dermatomyozitis/polimyozitis,
lupus eritematosus, pemfigus vulgaris, sistemik sklerozis
3.
Metabolik hastalıklar:
Akrodermatitis enteropatika, porfiria
kutanea tarda
4.
Bağ dokusu hastalıkları:
Ehlers-Danlos sendromu,
pseudoksantoma elastikum
5.
Diğerleri:
AIDS, kutaneous T-hücreli lenfoma,
eritrokeratoderma variabilis, herediter hemorajik
telanjektazi, nörofibromatozis
Gebeliğe Özgü Cilt Hastalıkları
1. Gebelik intrahepatik kolestazı
2. Pemphigoid gestationis / herpes gestationis
3. İmpetigo herpetiformis
4. Gebeliğin Kaşıntılı
ürtikeryel papul ve plakları
(PUPPP)/Polimorfik gebelik döküntüsü (PEP)
5. Pruritus Gravidarum (Gebelik kaşıntısı) kaşıntılı folikülitisle
beraber olabilir.
Gebeliğin intrahepatik kolestazı(karaciğer içi safra tıkanıklığı)
7-9 aylarda görülür fakat ilk aylarda da başlayan olgulara
görülmüştür. Hafif şiddette karaciğer içi safra salgısı bozukluğu sonucu
ortaya çıkar. Sarılıkla
birlikte veya tek başına yaygın kaşıntı, ciltte bir lezyonunun olmaması,
safra tıkanıklığını gösteren kan bulguları ve şikâyetlerin doğum sonrası
gerilemesi tipiktir. Sonraki gebeliklerde
%50 oranlarında tekrarlayabilir.
Kaşıntının ardından 4 hafta sonra sarılık ortaya çıkar. Bulantı
kusma olabilir. GIK de kaşıntı kan bilirubininde yükselme (gebeliğin
kolestatik sarılığı) veya
normal billuribin seviyesi ile görülebilir (prurigo gravidarum) Bu tanı
konurken hepatit hastalığı veya
karaciğere toksik
ilaç kullanımı
olup olmadığı araştırılır. Hafif vakalarda nemlendiriciler ve
Kaşıntı için ilaçlar kullanılabilir. Ciddi vakalarda kolestiramin
ve ursodeoksikolik
asit gibi
iyon değiştirici
reçineler veya
ultraviyole B (UVB) tedavisi önerilebilir. Hasta K vitamini eksiklikleri
kan protrombin zamanı yönünden takip edilir. Çocuğun hayati riski
bulunması nedeni ile gebeliğin kaşıntılı dermatozlarında hastanın rutin
olarak kolestaz yönünden değerlendirilmesi önerilmektedir.
Herpes gestasyones:
Gebeliğin pemfigusu olarak bilinen, şiddetli kaşıntılı ve farklı
lezyonlarla karakterli bir hastalıktır. Hastalığın karın bölgesinde ani
başlayan kızarık ve kabarık bazen minik su toplamaları şeklinde
olabilen ( ürtikeryal, papuloveziküler ) lezyonları çok kaşıntılıdır.
Lezyonlar diğer vücut bölgelerinde de görülebilir. Çok değişik görünümde
(polimorfik) lezyonlar olabilir. İleri dönemde minik veya daha büyük su
toplamaları şeklinde görülen lezyonlar (vezikül ve bül) artar. Kaşıntı
nedeni oluşan izler bu lezyonlara eşlik eder. Yüksek ateş ve halsizlik
görülebilir.
İleri aylarda şiddeti azalabilen hastalık doğmadan hemen önce ve doğum
sonrası sıklıkla alevlenir. Doğum sonrası haftalar içersinde azalarak
kaybolur. Bazen diğer otoimmun hastalıklara eşlik edebilir. Mens
dönemlerinde ya da doğum kontrol ilaçlarına bağlı tekrarlama
gösterebilir.
Düşük doğum ağırlığı ya da bebek ölümleri görülebilir. Tedavide, ana
ilaç, harici steroidler ya da büllöz dönemde sistemik steroidlerdir.
Antihistaminikler çoğu olguda yeterli olabilir.
İmpetigo herpetiformis:
Jeneralize püstüler psoriasisin gebelik formu olduğu düşünülmektedir.
Gebeliğin son döneminde vücut katlantı bölgelerinde kızarık plak tarzı
lezyonlarla simetrik olarak
başlar. Daha sonra diğer bölgelere de yayılır. Kaşıntının olmadığı bu
lezyonlar üzerinde daha sonra birbirleri ile birleşme
eğiliminde olan püstüller ortaya çıkar. Ateş, titreme, halsizlik,
bulantı, kusma, ishal ile genel durum bozuk olabilir. Düşük tehlikesi
artmıştır. Kan kalsiyum ve
fosfat düzeyi düşük olabilir. Paratiroit hastalığı olan kadınlarda bu
tablo görülebilir. Lezyonlar çoğunlukla doğumla birlikte geriler ancak
sonraki gebeliklerde tekrarlayabilir.
Pruritus gravidarum
Tartışmalı olmakla birlikte gebelikle ilişkisi olduğu düşünülen
gebeliğin otoimmun progesteron dermatiti, progesterona karşı gelişen
aşırı duyarlılığa
Herpes
bulaşıcı bir hastalıktır etkeni olan herpes simplex virusun iki şekli
vardır. Herpes simplex virus tip 1 (HSV-1) ve herpes simplex virus tip 2
(HSV-2). Tip 1 ağız ve burun çevresinde uçuklara sebep olur nadiren
genital bölgeyi de tutabilir. Tip 2 ağrılı genital lezyonlara neden
olur. Önce minik su toplamaları şeklindedir sonra patlar ve ağrıya neden
olur. Her ikisi de başka bir insana direkt temas ile bulaşır.
Antiviral ilaçlar hastalığın hızını keser ve iyileşmesini kolaylaştırır.
Bazen geç gebelikte ortaya
çıkmasını önlemek için kullanılır. Eğer
genital herpesi varsa, bebek muhtemelen doğum sırasında enfekte
olacaktır. Bu annenin ilk enfeksiyonu ise risk daha da fazla olacaktır.
Çünkü anne kanında çocuğu bir miktar koruyacak olan antikorlar da
gelişmemiş olacaktır. Çocuğun hayatını tehdit eden bu durumdan korumak
çok önemlidir. Bu enfeksiyon gözlere iç organlara ve beyne zarar
verecektir. Sezeryan riski
azlatarak yaşam kurtarıcı olabilir.
Doğum sonrası uçuğu olan bir kişinin direkt teması ile de bebek
enfekte olabilir. Uçuğu olan kişiler çocuğu öpmemeli dokunmadan önce de
ellerini yıkamalıdır. Uçuğu varsa anne bebeği yüzünüzden uzak
tutmalıdır.
Cinsel Yolla bulaşan Diğer Hastalıklar
Bir diğer çok bulaşıcı hastalık
Gonoredir. Semptomları çok belirgin değildir.Vaginal akıntı olabilir.
15-19 yaş arası kadınlarda sıktır.Tedavi edilmezse bu da pelvik
inflamatuar hastalığa dönüşebilir.Düşük ve erken doğuma neden
olabilir.Yeni doğan bebekte ciddi göz enfeksiyonu yapabilir. Bu nedenle
tüm yeni doğanlar göz damlası uygulanır.
Tedavi edilmezse nörolojik, kardiyovasküler problemler ve ölüme
neden olan sifiliz, anneden
çoçuğa kolaylıkla geçebilir.Düşüklere ve
erken doğumlara neden olabilir. Annede en belirgin bulgusu genital
ağrısız yaralardır. Çocuğa geçerse ve tedavi edilmezse
gözlerde, kulaklarda,
karaciğerde, kemik iliğinde, kemiklerde ,deri ve kalpte
problemlere neden olur. Gebe
kadın tedavi edilmiş olsa da bebeğin de tedavi edilmesi gerekir.
Bir diğer bulaşıcı hastalık siğillerdir. Gebelik döneminde büyür. Bazen
doğum kanalını tıkayacak kadar büyük olabilir. İstenirse doktor
tarafından cerrahi veya başka yöntemlerle uzaklaştırılabilir.Nadiren
çocuk için probleme neden olur.
Gebelerde Dermatolojik Tedavi
Gebelik dönemi boyunca ilaç kullanımı ilacın plasentadan geçerek bebeğin
gelişimini etkileyebilmektedir. Hamile kadınların %90’ı reçeteli ya da
reçetesiz ilaç, alkol sigara ya da illegal maddeler kullanmaktadır.
Gebeler çok zorunlu kalmadıkça hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Gebeliğin
ilk 20 günlük dönemde daha organlar gelişmediği için ilaçlar ya çocuğun
ölümüne sebep olur ya da hiçbir zararı olmaz. Organogenezis denen
bebeğin organlarının oluştuğu 3 - 8. haftada teratojenik etkinin en çok
görüldüğü dönemdir. İlaçlar direkt olarak fetusa zarar verebildiği gibi
plasenta damarlarının fonksiyonunu bozarak ve çocuğun beslenmesini
engelleyerek ya da rahim kaslarının fonksiyonunu bozarak etkisini
gösterebilir. İlaçlara bağlı
doğumsal anomali oranı %2-3
olarak bildirilmiştir. Oral antikoagülanlar, oral anti diyabetikler ve
anti konvülsifler en sık saptanan sorumlu ilaçlardır.
(Avustralya (ADEC) gibi bazı ülkeler bundan biraz daha farklı bir
gruplama yöntemi kullanmaktadır.)
A-En
güvenli ilaçlardır. Fetusa yönelik herhangi bir risk bulunamamıştır
B- Deney hayvanları üzerinde fetal risk gösterilememiştir. İnsanlarda kontrollü çalışma yapılmamıştır.
VEYA hayvanlarda fetusa karşı
risk gözlenmiş ancak insanlarda yapılan kontrollü çalışmalarda risk
bulunmamıştır.
C-İnsanlarda
veya hayvanlarda yeterli çalışma yoktur. VEYA hayvan deneylerinde fetusa zararlı etki görülmüş fakat insan fetusunu nasıl etkileyeceğine dair yeterli bilgi yoktur.
X-Gebelerde
fetusa zararı kanıtlanmıştır. Zararı sağlayacağı herhangi bir yarardan
çok daha fazladır. Hamilelerde kullanımı kontrendikedir. 1-Sistemik Tedavi Antibiyotikler: Azitromisin ,ampisilin, sefalosporin, klindamisin, eritromisin ve penisilin (Kategori B) genel olarak güvenli kabul edilir. Eritromisin gebelikte büyük oranda güvenli olarak kabul edilse de son iki İsveç çalışmasında oral eritromisinin erken gebelikte kullanımına bağlı kardiovaskuler malformasyonlarda artmış bir riskten bahsedilmektedir. Rifampisin, sülfonamid, gentamisin (kategori C) Tetrasiklinler (kategori D) ilk üç aydan sonra alındığında dişlerde dökülmeye azalmış kemik büyümesine ve anne karaciğerine toksik etkiye neden olur. Bununla birlikte gebeliğin ilk haftalarında yanlışlıkla alınması durumunda çok fazla zararı olmaz. Penisilin, sefalosporin ve azitromisin, gebelik kategori B, de yer alır ve genel olarak güvenli kabul edilir. Bazı sefalosporinlerin (cefaclor, cephalexin, ceftriaxone ve cephadrine) ilk üç ayda kullanılmasının konjenital malformasyonlara neden olabileceği bildirilmiştir. Sistemik mantar İlaçları: Griseofulvin (Kategori D ); Terbinafin(kategori B), itrakonazol, flukonazol, ketokonazol (kategori C)Gebelerde en çok denenmiş teratojenik etkisi olmayan en eski ilaç Amfoterisin B dir. Oral flukonazol düşük dozlarda (150mg) güvenli bulunmuştur Ancak flukonazolun ilk üç ayda sürekli olarak günde 400mg veya daha fazla alınması durumunda teratojenik etkili olduğu kanıtlanmıştır. Baş yüz kemik ve kalp anomalilerine sebep olmaktadır. Daha düşük dozlarda risk çok az ya da yoktur. Itrakonazol hakkında daha az bilgi vardır. Deney hayvanlarında embriyotoksik ve teratojenitesi kanıtlanmıştır. İskelet sistemi anomalileri, ansefaloseller ve akroglossia gibi bozukluklar görülebilir. Üretici firma C kategorisine almıştır ve tedavi sonrası 2 ay hamile kalınmamasını önermektedir. Ketokonazol, flusitozin ve griseofulvinin de hayvanlarda teratojenik veya embriyotoksik olduğu kanıtlanmıştır. Hayvan deneylerinde oral terbinafine (kategori B) kullanımı anomaliye sebep olmamıştır. Fakat insanlar üzerinde yeterince bilgi mevcut değildir. Analjezikler: Asetaminofen, ibobrufen, naproksen ve indometazin (Kategori B) Aspirin (kategori D). Ibobrufen, naproksen ve indometazin, prostoglandin sentezi inhibitörleri olduklarından gebelik son döneminde kategori D olarak kabul edilir. Retinoidler: A vitamini türevi olan retinoidlerin teratojenik etkisi kanıtlanmıştır. Akne tedavisinde kullanılan oral isotretinoin (kategori X) iyi bilinen bir teratojendir. Ancak ilaç kesildikten ancak bir ay sonra gebe kalabilir. Benzer bir molekül olan psoriasis gibi hastalıklarda kullanılan Acitretin (kategori X) de gebelerde kullanılmaz. Üstelik ilaç kesildikten sonra iki sene boyunca gebe kalınmaması gerekmektedir
Sıklıkla kullanılan prednisone, kortizon , ve prednizonun aktif metabolitleri ve deksametazon gibi sistemik kortikosteroidler insan plasentasından geçebilirler ; Kortkosteroidler gebelerde çok sık soruna neden olmamakla birlikte nadir de olsa bu ilaçların anne tarafından kullanımı artmış düşüklere ve düşük doğum ağırlığına sebep olmaktadır. Tam olarak kanıtlanmasa da ilk üç ayda kortikosteroid kullanımına bağlı yarık damak gibi patolojilerin gelişebileceği düşünülmektedir.
Topikal yani ilaçların krem yada diğer formlarının cildin üzerine sürülerek yapılan tedavilerde sistemik tedaviye göre, ilacın kana geçiş oranı az olduğu için gebelerde nispeten daha güvenlidir. 8 saatlik bir tedavide yaklaşık olarak %3 oranında kana geçer. Ancak bunun tam bir güvenlik sağlamadığı düşünülmeli mümkün olduğunca topikal de olsa özellikle ilk üç ay içinde ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Uygulama sonrası ilaç sürülen yerin üzeri kapatılmamalı veya geniş bölgelere uygulama yapılmamalıdır. Derinin mantar enfeksiyonlarının topikal tedavisinde imidazollerin (klotrimazol,ekonazol, mikonazol,oksikonazol, ketokonazol ve sulkonazol) emniyetli olduğu ve vaginal tedavi için nistatinin en az düzeyde emildiği ve etkili olduğu düşünülmektedir. Gebeliğin ileri dönemlerinde imidazoller de vajinal tedavi için muhtemelen güvenli olsalar da, sistemik emilim deriye göre daha fazladır bu nedenle vajinal mantar ilaçlarının kullanımı pek önerilmemektedir. Topikal mantar ilaçlarının deriden emilimi göz ardı edilebileceğinden gebede güvenli kabul edilmektedir, ancak ketokonazol ve tiyokonazol etkisi hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Antiseptiklerin fenol ve iyot içerenlerin tüm gebelikte kullanımları kontrendikedir. Klorheksidin ilk dört ay kullanılmamalı. Genital siğil tedavisinde kullanılan trikloroasetik asid ve kriyoterapi gebelik için güvenlidir. Imiquimod (kategori B) çok az emilir ve hayvan deneylerinde ve gebe kadında etkileri hakkında çok az bilgi olsa da yan etki gösterilmemiştir. Acyclovir, famciclovir ve valacyclovir gibi antiviral ilaçlar kategori B de yer almaktadır. Fetus ve yenidoğanda yan etki oluşturduğu görülmemiştir. Fakat acyclovir in gebelerde kullanımı hakkında daha çok bilgimiz olduğu için bu ilaç tercih edilmektedir. Harici metronidazole (kategori B) ve Harici azelaik asid (kategori B) az miktarda emildiklerinden gebelerde nispeten güvenli sayılabilir.
|