|
Lazerlerin Gelişimi Laser, "Light Amplification by the Stimulated
Emission of Radiation" kelimelerinin başharflerinin
birleşmesinden oluşan bir isimdir. Albert Einstein 1917 yılında
"The Quantum Theory of Radiation” adlı konsepti ile lazerin ilk
işaretlerini vermiştir.1959 da Drs. CharlesH. Townes ve Arthur
L. Schalow tarafından bu konseptden geliştirilen ilk cihaz MASER
(Microwave Amplification)ın ardından 1960 yılında Amerikalı
O günden bu yana, lazerin birçok yeni kullanım alanı keşfedildi. Artık hayatımızda önemli bir yeri var. Lazerler dalga boylarına göre sınıflandırılmaktadır. 400-700nm dalga boyundaki tüm lazerler gözle görülebilir bir renk üretmektedir. 400nm mavi 630nm ise kırmızı ışık verir. Bazen bu görsel özellikleri nedeni ile kullanılsa da aslında bu özel ışınlar, günlük hayatımıza girmiş durumda; marketlerde ürün fiyatını, CD ve DVD lerden filmleri müzikleri ya da saklanan milyonlarca bilgiyi okuyor. Araştırmacılar her gün daha hassas,daha hızlı yeni lazer türleri geliştiriyor. Artık moleküler yapılar görülür hale gelecek veya ucuz enerji üretilebilecek. Lazer ışınları yazabilir, okuyabilir, ölçebilir, kesebilir veya tedavi edebilir. Bu ışınlar, hem bir demirde hem de insan damarlarında veya göz ameliyatlarında aynı mükemmellikte çalışabiliyor. Elmaslara bile düzgün delikler açabilir; kimliklere, kredi kartlarına hologramik görüntüler, gökyüzüne renkli resimler çizebilir. Işığı Ay'a kadar ulaşabiliyor, 4 kilometrelik bir alanda dijital verileri havada ışık hızıyla aktarıyor. Lazer nükleer füzyon enerjisini kazanabilmek amacıyla, güneş'i yeryüzünde taklit etmek amacı ile de kullanılıyor.
Tüm lazerlerde ilke aynıdır. Atomlara ışık yaymaya başlayana kadar enerji pompalanır. Oluşan bu ışık, aynalarla iyice güçlendirilir. Enerji, yakut lazerde, xenon lambası ile; neodiyum YAG lazerde ise flaş lambası veya diod lazerlerle pompalanır, gaz lazerler de ise hızlanmış elektronlar vasıtası ile pompalanır. Lazer malzemesi, ışığın dalga boyunu da belirler. Bir atom, enerjiyle pompalanınca daha fazla enerji alamaz. Böyle bir atom zorunlu olarak enerjisini ışık olarak verir ve çarpıştığı dalga ile aynı frekans ve fazda iki ışık dalgası yayınlanır. Çarpışmaları arttırmak ve sonuçta daha çok ışık kazanmak için, lazerin karşılıklı iki kenarına paralel iki ayna yerleştirilir: Bu aynalardan birine çarpan ışık dalgası, karşıdaki aynaya yansır , sürekli iki ayna arasında gidip gelir, dışarı çıkamaz. Işın parçacıkları, lazerin yapımında kullanılan malzemenin içinden geçerken, yolunun üzerinde enerji pompalanmış diğer atomlara çarpar ve onların da, fazla enerjilerini ışık olarak yaymaları için zorlar. Bu şekilde ışık yayan atomların sayısı ve ışığın miktarı sürekli artar. (light amplication by stimulated emission of radiation) Ancak, iki ayna arasında tutsak olan ve gittikçe güçlenen ışınla bir şey yapabilmek için bu iki aynadan biri yarı geçirgen olmalıdır. Buradan geçebilen ışına “eş evreli” denir. Işığın dalga boyu ve ritmi aynıdır. Dalgalar tamamen birbirine paralel ilerler. Endüstriyel olarak üretimi oldukça karmaşık olan vinil klorit ve dolayısı ile PVC bile lazer yardımı ile üretilebilmiştir. Taklit ürünleri önlemek için pek çok üründe kullanılan hologramlar, lazerler tarafından yapılmaktadır.Sürekli gelen ışınlar yerine çok kısa enerji transferi yapan “puls” lazer ışınları, Chrom-Colquiriit kristali, neodmiyum-YAG veya titan-safir kristali gibi, içlerinde ışığın çok hızlı yansıdığı malzemelerle yapılabilmektedir. Günümüzde, atım süreleri iyice kısaldı ve yeni nesil nanosaniyelik atımlı lazerler ortaya çıktı.Tıkanmış damarlar açılabilir, en ince damarlar kesilebilir. İşlem sırasında, çevre doku zedelenmez. Bu özellik lazeri, göz tedavisinde çok populer bir hale getirmektedir. Bütün araştırmalar sırasında bilim adamları, attosaniyelik (nanosaniyenin milyarda biri) atımlara sahip lazerler ile DNA'lar kesilebilecek ve modifiye edilebilecek. Bu lazerler ile hücre çekirdeğine girip müdahale etmek de mümkün olacak. Lazerler, sadece hayat kurtarmak için değil, bir silaha olarak da kullanılabilir. Ancak, bu çalışmalar sırasında lazer silahlarının hedefi vurduğunda nereye gideceği belli olmayan yansımalara da neden olması halen ciddi bir problemdir. Güneş'in içinde hidrojen çekirdekleri birbiriyle birleşerek helyuma dönüşür. Bu birleşme sonucu yüksek miktarlarda enerji açığa çıkar. Bilim adamları, lazer ile bunu yeryüzünde simüle etmek istiyorlar. Bu başarılabilirse enerji sorunu sonsuza kadar çözülebilir. Çünkü, yakıt olarak kullanılan hidrojen, yeryüzünde bol miktarda bulunuyor. Dermatolojik ve Kozmetik Amaçlı Lazer Kullanımı Lazerler dokuda ısı ile kontrollü değişikler oluşturduğu için tıbbi uygulamalarda kullanılmaktadır. Lazer tedavisini anlamak için ışın-doku arasındaki ilişkiyi anlamak gereklidir. Bunlar Foto-termal, fotokimyasal ve foto-akustik etkilerdir. Lazerin belli bir renge yönlemesi tedavide kullanım şeklini belirlemektedir. Buna seçici fototermoliz adı verilir.
Dalgaboyu: Dalgaboyu,
ışını emerek
belirli bir doku etkisini oluşturacak ana renk dalgasını
belirler. Yeşil ışık melanini, sarı hemoglobini ve infrared ışın
ise suyu ve hemoglobini hedefler. Epidermisdeki en önemli renk
maddeleri melanin ve hemoglobindir. Hemoglobinin emilim
spektrumu 415, 542, ve 577 nm'de en yüksektir. Buna karşılık
melaninin emilimi ultraviolet bölgesinde maksimumdur ve görülebilen
ışık bölgesine doğru tedrici olarak azalır. Ve infrared bölge
yakınlarına kadar devam eder. Seçici hasar için eşik
değeri ışığın dalgaboyuna bağlıdır. Daha uzun dalga boylarında
aynı oranda emilimi için daha uzun atım süreleri gerekmektedir.
Penetrasyon: Farklı dalga boylarının derideki penetrasyon derinliği de farklıdır. İnfrared ışığa yakın olanlar daha derine penetre olabilir. Lazerin uygulandığı spot boyu enerji iletiminin farklılıklarına neden olur;daha küçük spot boyu enerjinin belirli bir alana daha konsantre biçimde gönderilmesine neden olurken daha büyük spot boyu enerjinin daha geniş alana dağılımını sağlar. Puls-genişliği (atım süresi) Patolojik dokunun yıkımı sırasında çevre dokuya çok az zarar vermek tıbbi uygulamaların en önemli amacıdır. Uygulanan alanda yanlızca belli bir bölge lazer ışınını emecektir. Isı uygulama sırasında başlangıçta hedef dokuya sınırlıdır. Uygulama devam ettikçe ısı çevresindeki dokuya da zarar vermeye başlayacaktır. Bu nedenle atım süresi hedeflenen dokunun termal relaksasyon (kendine gelme) zamanından kısa olmalıdır. Lazerlerin atım süreleri kısaldıkça hedef organda etki alanları da daralır. Nanosaniye veya daha kısa süreler hücreden daha küçük yapılara , mikrosaniyeler hücre düzeyinde, milisaniyeler ise kapiller olmayan damarlar ve diğer küçük yapılara etkilidir. Nanosaniye atımlı lazerler hücreden küçük düzey mikrocerrahi için uygundur. Soğutma teknolojisi: epidermis ve çevre dokunun korunarak yüksek enerjinin verilebilmesini sağlar. Jeller, soğuk hava üfleyen veya sprey şeklinde olanlar kullanılabilir. Lazerin dermatolojik kullanım alanları:
Dövme ve diğer lekelerin tedavisinde Lazerler Epilasyonda kullanılan lazerlerin atım süreleri genellikle milisaniyelerle ifade edilir. Ancak başta dövme çıkartmak olmak üzere derideki koyu renkli lekeleri çıkartmak için kullanılan lazerlerde nanosaniyelerle ifade edilen 1000 kat daha kısa atımlı cihazların kullanılması gerekir. Epilasyon da kullanılan lazerler bu amaçla kullanılmaz. Leke tedavisinde kullanılanlar Q-anahtarlı lazerlerdir, Yeterince kısa atımlı ise (nanosaniye) dermal melanositlerin, mavi-siyah dövmelerin, melanositik nevüslerin ve solar lentigoların hatta 3-4 ay tedavi görmüş bir alandaki geçici postinflamatuar hiperpigmentasyonun tedavisi için uygun olduğu gösterilmiştir. Posinflamatuar hiperpigmentasyon eğer 1 yıl içinde kaybolmazsa kalıcı olabilir. Bununla birlikte, café-au-lait lekesindeki pigmentlerin tedaviye cevapları farklıdır. Melasma lazere cevap vermez. Bu nedenle lazer tedavisinde başarı için doğru tanı önemlidir. Melanin-spesifik lazerler Bu tür lazerler arasında , yanlızca üç tip Q-anahtarlı lazer tıbbi kullanım amacı ile bulunabilir. Q-switched ruby lazer, Q-switched Alexandrite lazer, Q-switched Nd:YAG lazer . Damarsal lezyonların lazer tedavisi Damarsal lezyonların lazer tedavisi, kan tarafından seçici olarak emilerek damar duvarına verilecek ısı zararına bağlıdır. Bu nedenle, damara özel lazerlerde atım-genişliği pigmente özel lazerlerden daha fazla olmalıdır.(mikrosaniye). Çünkü damarsal lezyonlar için olan lazerlerin dalga boyu, derinin derin bölgelerine penetre olamazsa tüm damarsal lezyonlar tedavi edilemez. Lazer veya fototerapik epilasyon fazla kılların azaltılmasında etkili bir yol sunmaktadır. Milisaniyelik atım genişliği olan lazer veya IPL cihazları ile cilt yenileme mümkündür. Bu ışık kaynakları cilde ağır zarar verebildiği için uygulanan enerji azaltılmalı veya soğutucu cihazlarla birlikte kullanılmalıdır. Bu nedenle ışık kaynaklı cilt yenilemenin klinik çalışma sonuçları çok çarpıcı değildir.Damarsal lezyonlar için kullanılan lazerler ● PDL lazer 585–600 nm ● Long pulsed Nd:YAG lazer 1064 nm ● Diode lazer 800–900 nm ● Alexandrite lazer 755 nm ● Intense pulsed light (IPL) 500–1200 nm ●KTP lazer 532 nm Epilasyon İstenmeyen
tüylerden kurtulmak için bölgenin traş edilmesi, cımbızla alma,
kimyasal madde uygulaması ve ağda gibi yöntemler
kullanılmaktadır Ancak tüm bunlar yanlızca geçici bir çözüm
sağlar. Epilasyon için üretilmiş pekçok krem
mevcuttur. Amerikan FDA kuruluşu tarafından onaylanan tek tüy
dökücü krem eflornithine hydrochloride'dir (Vaniqua) ‘‘uyku
hastalığı’’nın tedavisi için üretilmiştir, ancak ilaç firmaları
daha karlı olan ‘‘tüy dökücü’’ yan etkisini keşfettiler. Bu
kremin de etkisi kalıcı değildir. Epilasyon için Lazer Lazer veya fototerapi ile foliküler melanin tarafından iyi emilen dalga boyunda yapılan epilasyon seçici fototermolizis temeline dayanmaktadır. Atım süresi seçici olarak hedef doku çevresine zarar vermeyecek şekilde ayarlanır. Kıl tarafından emilen ısının etkisi kök hücrelere ulaşmalıdır. Nanosaniye veya mikrosaniye atımlar kalıcı epilasyon için kullanılmaz. Çünkü bu şekilde kıl yok edilir ancak melanin içermeyen foliküler kök hücreler sağlam kalır. Bu nedenle puls süresi pigmente lezyonlar için olandan uzun olmalıdır. Milisaniyelik puls genişliği epilasyon için uygundur. Çünkü epidermis içinde de ısıya bağlı etki gösterecektir. Bununla birlikte soğutucu kullanılması veya özellikle koyu derililerde enerjinin düşürülmesi epidermis hasarını önlemek için gereklidir. Bu nedenle tatminkar bir sonuç almak için , birçok tedavi seansı gerekir. Lazer tedavisi sonrası sıklıkla eritem ve perifolliküler ödem, kabuklanma, vezikülasyon, lekelenme gibi yan etkiler bildirilmiştir.Epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyları 694 – 800nm arasında değişmektedir. Dalga boylarına gore lazerler Ruby, Alexandrite, Nd YAG gibi isimler alırlar. Alexandrite lazerlerde 755 nm dalga boyunda ışık kullanılır. Günümüzde lazer adı altında birçok farklı uygulama mevcuttur. Epilasyon için kullanılacak lazerin saptanmasında cilt ve kıl rengi değerlendirilmelidir. Kısa dalga boyları derinin renk pigmenti olan melanin tarafından daha iyi emilir, fakat kıl köküne ulaşabilecek kadar derine inemezler. Siyah saç ve açık ciltli hastalarda bu lazer daha etkilidir. Esmerlerde üst deri olan epidermisteki melanin, kısa dalga boyları için optik bariyer gibi hareket eder, bu da kızarıklık ve su kabarcıkları gibi yan etkilere neden olabilir. Lazer epilasyon uygulanmaması gereken kişiler: Gri ve beyaz saçlı hastalar Güneşlenmiş hastalar. Yakın dönemde başka türden lazer tedavisi görenler. Hiperpigmentasyon ve hipopigmentasyon eğilimi olanlar , Tetracycline veya retinoidler gibi ışığa karşı hassaslaştıran ilaçlar alanlar. Bu ilaçların lazer tedavisinden üç veya dört hafta önceden kesilmesi gerekir. 5 ve 4. cilt tipindeki hastalarda, herpes hikayesi olanlarda kullanılmamalıdır. Dört dalgaboyu epilasyon için kullanılır. 1.Ruby lazer at 694 nm 2.Alexandrite lazer at 755 nm 3.Diode lazer at 800-810 nm 4.Nd:Yag at 1064 nm Cilt
açık renkse ve tüy yeteri kadar koyu ise
Alexandrite Lazer (755 nm) Sistemi çok etkilidir.
Koyu renkli ciltlerde
ND Yag 1064 nm lazer yada
Diode gibi daha büyük dalga boyuna sahip
lazerler kullanılmaktadır. Nd-YAG gibi
lazerler aslında telenjektazileri, küçük-yüzeyel
damarlardan derin-mavi venlere kadar tüm vasküler lezyonların
güvenli, kolay ve etkili tedavisini sağlamak amacı ile sık
kullanılmaktadır. Aynı zamanda ince ve açık renkli tüylerde daha
etkili epilasyon sağlar. Geleneksel lazerler ile epilasyon
işlemi daha koyu renkli ciltlerde yanmalara sebep olabilir
ya da deri pigmentleri zarar görür. Fakat, ND Yag 1064 nm lazer sistemi, soğutma bölümü ile üst
deriyi korur, rahatsızlıkları azaltır ve etkili bir lazer
uygulamasının gerçekleşmesini sağlar.
Yoğun lazer ışığı ile, cildin 1-5 milimetre derinliğine ulaşılır. Lazer, büyüme safhasındaki (anajen safha) kıl köklerindeki melanini hedefler. Kıllar, ışığı emerek ve burada ışığı ısıya çevrilir, çevredeki dokulara zarar vermeden kıl folikülünü tahrip olur. Kıl folikülü ve sonuçta da tüyün yeniden büyümesi engellenir Uygulama sonrası bu bölge haffifçe kızarabilir. Birkaç dakika ya da saat içerisinde düzelecektir. Buz uygulaması ile cilt genellikle normale döner. Güneşlenmekten kaçınılmalı ve güneşe maruz kalan bölgeler için güneş kremi kullanılmalıdır.İlk seans öncesinde tüyleri traş edilmemelidir. Ağda, cımbız ya da krem kullanmayarak lazerin etkisini göstereceği kıl kökleri korunmalıdır. Uygulamanın yaklaşık 3-10 gün sonrasında cilt yüzeyinde tüyler görülebilir. Bunların çoğu işlem görmüştür ve büyüme yeteneklerini kaybetmiş "düşecek olan" tüylerdir. Uygulama aralarında da ağda, cımbız ya da renk açıcı kremler kullanılmamalıdır.
Nd: YAG Lazer (1320 nm ) Uzun atımlı: Yara izleri, akne izleri, kırışıklarda ve damar lezyonlarında kullanılabilen. Daha koyu renkli ciltlerde epilasyon amacı ile de kullanılmaktadır. Deriye lazer enerjisini gönderirken en dış tabakayı koruyan özel soğutucu ünitesi mevcuttur. Deride kollajen miktarını ve kan dolaşımını arttırarak derinin genç görünmesini sağlayan yüz gençleştirici tedaviler arasında yer alır. Bu lazer sisteminin melanine hassasiyeti cok azdır, bu durum koyu tenlilerde yan etki görülme riskini daha da azaltmaktadır. Nd: YAG Lazer Q-anahtarlı :Ağrısız hızlı ve yan etkisi olmayan koyu tenli kişilerde epilasyon ve cilt lekelerinin ve dövme mürekkebinin temizlenmesi amacı ile kullanılır. Diod Lazer (800 nm ): Daha yeni bir teknolojidir bu nedenle şu an için yeterli yayın yoktur. Diode lazer uygulamalarında, bu lazerin melanine bağlanma kapasitesinin daha az olması nedeniyle derinin üst tabakalarını rahatlıkla geçer ve kıl köküne daha kolay ulaşır. Sadece kıl gövdesini değil kıl kökünü de tahrip ettiği düşünülmektedir. Bu lazerle tip 3 (buğday ten) ve daha koyu tenlilerde kalıcı epilasyon sağlama şansı daha yüksektir. Hipopigmentasyon( beyaz beneklenme) ve hiperpigmentasyon( koyu beneklenme),yanık, su toplama gibi yan etkiler daha az olarak görülebilmektedir Ruby Lazer (694 nm): Q-Anahtarlı, Normal ve uzun atımlı formları vardır. Normal ve uzun atımlı olanları epilasyonda kullanılır. Ruby lazerde kullanılan lazer enerjisi kısa dalgaboylu olduğundan melanine yüksek bağlanma özelliği gösterir bu nedenle esmer ve koyu tenlilerde etkinliği zayıf, yan etkileri fazladır.Long Pulsed model etkinlik ve yan etkiler açısından daha güvenli bir model olduğundan kullanılması önerilen modeldir. Kıl folikülleri tamamen yok olmaz, ancak daha kısa zayıf ve acık renkli kıl üretirler Q-anahtarlı Ruby Lazer Derideki pigment ve melanin dokusunda yoğunlaşan bir lazer olduğu için özellikle dövme çıkartmak için kullanılabilir.Bunun dışında solar lentigolar (güneşe bağlı lekeler) bununla tedavi edilebilir. Intense Pulsed Light (IPL) Gerçek bir lazer değildir. Birçok dalga boyu birden yayılır. Kullanıma göre filtre kullanılarak istenen dalga boyuna ayarlanır (600-1100nm).Yanlızca pigmente ve damarsal lezyonlarda değil aynı zamanda epilasyonda da kullanılan bu sistem daha çok yüz gençleştirme sistemi olarak kullanılmaktadır. Epilasyon amacı ile tüm deri ve tüy tiplerinde kullanılabildiği söylense de kullanımı fazla ayrıntılı ve zor olan bu alet açık renk ciltler dışında deride hassasiyet ve yanıklara neden olabilmektedir. Son sağlık bakanlığı yönetmeliği ile bu lazerin doktor dışı kimselerce kullanımını serbest hale gelmiştir.
Deriyi soyucu ve gençleştirme amacı ile kullanılan lazer tedavileri Lazer
peelingi herkese uygulamak mümkün değildir. Lazer dışı
dermabrazyon veya kimyasal soyma gibi alternatif deriyi yeniden
yüzeylendirme tedavileri bazı durumlarda daha iyi bir seçim
olabilir.
Koyu tenli hastalarda hangi peeling metodu önerilirse önerilsin, pigmentasyon değişiklikleri riski daha fazladır. Son 12-18 ayda Roaccutane® almış veya anormal yara izi olan ya da tedavi bölgesinde aktif deri enfeksiyonu olanlar bu girişim için uygun değildir.Güneşten korunmak ya da hafif kimyasal peeling veya özel yüz kremleri gibi idame tedaviler elde ettiğiniz sonuçları korumamızı sağlar. Lazerle peeling ile ilişkili riskler: yanıklar veya deride belirgin lekelenmeler oluşabilir. Lazerle peeling aynı zamanda herpes virüs enfeksiyonlarını ve nadiren diğer tip enfeksiyonları alevlendirebilir. Cilt gençleştirme için kullanılan lazerler, ablatif veya ablatif olmayan iki gruba ayrılabilir.Ablatif lazerler dokuyu tamamen buharlaştırarak geride artık bırakmazlar. Ablatif grupta daha güçlü ve derin etkileri olan CO2 Lazer ve Erbium YAG lazerler yer alırken non ablatif gruba bir çok lazer veya fototerapi cihazı girebilir. Belli başlı olanları KTP lazer (532nm), pulsed dye lazer (585nm, 595nm), IPL cihazları (515-1200nm), Nd:YAG lazer (1064nm Q-switched, 1064nm uzun atımlı, 1319nm, 1320nm), diode lazer (980nm, 1450nm), Er:Glass lazer (1540nm) nonablative cilt yenileme için kullanılabilmektedir. 1320, 1450, ve 1540nm cihazlar, kırışıklık ve akne izlerinde en etkili olanları gibi görünmektedir. Kırmızı renkli ve damarsal lezyonlar KTP, pulsed-dye, ve uzun atımlı Nd:YAG lazerlerle çok daha iyi tedavi edilebilir. KTP nin ayrıca pigmentasyon üzerinde Q switched Nd:YAG lazerler gibi etkilidir. CO2 Lazer: Lazer peeling karbondioksit (CO2) lazerler ile kırışık veya hasarlı deri tabakası uzaklaştırılır. En sık göz ve ağız çevresindeki kırışıklıkların azaltılmasında kullanılmaktadır. Ayrıca yüzdeki leke ve izlerin tedavisinde de etkili bir seçenektir. Lazerle tüm yüze veya belli bir bölgeye peeling uygulanabilir. Cerrahi metodlara oranla bu metodun daha az kanama, kızarıklık ve işlem sonrası rahatsızlık gibi yan etkilere neden olduğu bildirilmiştir. CO2 lazer oldukça etkili olsa da iyileşme döneminin uzun sürmesi , enfeksiyon ve iz bırakma riski önemli dezavantajlarıdır. Ancak son yıllarda CO2 lazerlerin atım süreleri çok kısa formlar üretildi ve fraksiyone modeller geliştirildi. Artık günlük yaşamı etkilemeden ço daha az yan etki ile bu lazerler kullanılabilmektedir.Erbium YAG Lazer: 1990 lı yıllarda yan etkisi daha az olan fototermal yerine fotomekanik etkili olan Erbium Yttrium Aluminum Garnet olarak adlandırılan lazerler geliştirildi. CO2 Lazer ile daha derin izler ve kırışıklarda sonuç alırken Erbium YAG Lazer, orta derceli izler ve kırışıklarda kullanılabilmektedir . İlk geliştirilen Er:YAG lazerlerin soyucu etkisi ve gücü yüzeysel olması nedeniyle yan etkileri azdı ama cilt gençleştirici etkileri de zayıftı. Günümüzde etkisi arttırılmış olan bu cihazlar deri düzlestirilmesi ve kırışıklık tedavisinde CO2 lazerlerden daha az yan etki yapması ve kullanım kolaylığı ile öne çıkmaktadır. Ağrı çok daha azdır iyileşme daha çabuk olur. Fraksiyonel Erbium YAG veya CO2 lazerler ile ablatif lazerlerin faydalarını risk almadan kullanma şansını sunulmaktadır. Daha yeni bir yöntemdir lazer ışınları parçalı olarak kullanılmakta ciltte sağlam cilt alanları arasında mikro yaralar oluşturarak bunların kollagen ile iyileşmesi sağlanmaktadır. İşlem sonrası hastanın cildinin normale dönmesi için özel bir zamana gerek kalmaz hasta normal yaşantısına devam edebilir. Excimer Lazer : (308nm) psoriasis (sedef hast)ve vitiligo tedavisinde kullanılmaktadır. Belli bölgelere yüksek yoğunlukta özel UV lambalarla sağlanan dar band UVB (311nm) tedavisine eşdeğer bir uygulanmadır. Ancak çok daha az seans uygulayarak tedavi mümkün olabilmektedir. Özellikle küçük plaklarda sağlam derinin UV almasına gerek kalmaz sorunun olduğu bölgeye daha yüksek doz verilebilir. Normal deriyi koruyan hızlı ve etkili bir tedavi sunan bir lazerdir. FDA tarafından vitiligo plaklarının tedavisinde de önerilmiştir. Pulsed-Dye Lazer :Soğutucu ünitesi ile lokal anestezik gerektirmez ve yanık morarma lekelenme gibi yan etkileri önler.Özellikle kan damarları tarafından emilen bir lazer çeşidi olduğu için deri altındaki damar lezyonlarında ve hipertrofik yara izlerinin tedavisinde kullanılsda.Tedavi sonrası cilt altında kollagen miktarını arttırdığı için kırışıklıkların tedavisinde de az yan etkiye rağmen başarılı sonuçlar almaktadır. V-Beam Lazer : Deri üzerinde lekeler oluşturan damar lezyonlarının tedavisinde kullanılan yeni sistem bir lazerdir |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||