|
Güneşsiz Bronzlaşma Ürünleri Kullananlar Daha Az Güneşleniyor. Archives of Dermatology 20 Aralık 2011 Atlanta, Georgia, Emory Üniversitesi Okulu'ndaki araştırmacılar, bronzlaştırıcı losyon ve diğer güneşsiz bronzlaşma ürünleri kullanan genç erişkin kadınların, aynı yaştaki diğer kadınlara göre daha az güneşlenme ve daha az bronzlaşma salonlarına gitme eğiliminde olduğu açıkladılar. Güneşsiz bronlaşma ürünü kullanımı arttıkça kadınlar daha az güneşlenmeye ve daha az solaryum salonlarına gitme eğilimi gösterdiklerini eklediler. Bu doğal olarak UV nin zararlı etkilerini ve UV ye bağlı deri kanseri sıklığını azaltacaktır. Sigara, kadınlarda cildin skuamöz hücreli kanser riskini yükseltir. Academic Journal 18 Aralık 2011 Moffitt Kanser Merkezi'nden araştırmacıları düzenli sigara içen kadınların cildinde skuamöz hücreli karsinom gelişme riski üç kat daha yüksek bulunmuştur. Araştırmacılar, düzenli sigara içen erkeklerde de kanser riskinde hafif bir artış bulunduğunu, ancak bunun istatistiksel olarak önemsiz olduğu söylediler. Melanoma için kullanılacak olan Zelboraf (vemurafenib) CHMP tarafından onaylandı. European Medicines Agency's Committee for Medicinal Products for Human Use (CHMP) Avrupa İlaç Ajansının İnsan Kullanımındaki Tıbbi Ürünler Komitesi, bugün Zelboraf (vemurafenib)adlı ilacın, ameliyat edilemeyen veya tümörün yayıldığı BRAF V600 mutasyon-pozitif metastatik melanomlu kişilerde kullanım yönündeki tavsiye kararını ve ruhsat verilebileceğini açıkladı. Aynı ilaç Ağustos 2011 de FDA tarafından onaylanmıştı. (16 Aralık 2011) Erken dönem Melanomlarda Vemurafenib kullanmayın. Online yayınlanan "Journal of Clinical Oncology" 7 Kasım 2011 Vemurafenib (Zelboraf, Plexxikon / Roche) bazı melanoma hastaları için prospektüsünde belirtilen endikasyon dışında kullanılmaması gerekir. Araştırmacılar bu yeni ilaç ve diğer RAF inhibitörlerinin teorik olarak zaman içinde ikinci bir kansere neden olabileceğini söylüyorlar.
Akne vulgaris topikal tedavisi için yeni güçlü bir anti-androjen olan Cortexolone 17-propiyonat % 1 kremin, plasebo ve tretinoinin ile randomize, çift kör karşılaştırmalı bir pilot çalışması, (Retin-A %0.05 krem)
British Journal of Dermatology, 03/28/2011 Clinical Article Trifu V ve ark. - Bu pilot çalışmada akne vulgaris tedavisinde topikal anti-androjen kullanma mantığını desteklemektedir. Cortexolone 17alpha-propiyonat %1 krem topikal kullanım için ideal bir anti-androjen profiline uygun görünmektedir. Çocuklardaki Komplike olmayan Deri Enfeksiyonlarında Cephalexin ile Klindamisinin Randomize Kontrollü Bir Çalışması Pediatrics, 03/03/2011 Chen AE ve ark. - ağırlıklı olarak toplum kaynaklı metisiline dirençli Staphylococcus aureus (MRSA) un neden olduğu komplike olmayan pediatrik deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarının (DYDE) tedavisinde sefaleksin ve klindamisin arasında anlamlı bir fark yoktur . Yakın takip ve uygun şekilde drene edilmiş titiz yara bakımı, komplikasyonsuz DYDE'de muhtemelen başlangıç antibiyotiğinin seçiminden daha önemlidir. Bir üniversitenin dermatoloji kliniğinde metisiline dirençli Staphylococcus aureus salgının başarılı kontrolü Journal of the European Academy of Dermatology and Venereology, 03/14/2011 Gilomen ark S. - Sıkı el hijyeni ve hastalar arasında merhem paylaşımından kaçınma metisiline dirençli Staphylococcus aureus salgınının (MRSA) kontrol altına alınmasında çok etkili önlemlerdi. Altta yatan dermatozlar, cilt lezyonları veya kronik yaraların tamama yakın iyileşmenin tamamlanması için ön koşul MRSA taşıyıcılarındaki kolonizasyonun engellenmesidir. Pulsed dye laser, bazal hücreli karsinom için cerrahi olmayan yeni bir tedavi : Tedaviye yanıt ve tedaviden sonra 12-21 aylık takip Lasers in Surgery and Medicine, 03/15/2011 Clinical Article Konnikov N ve ark. - Bazal hücreli karsinomun (BCC) Pulsed dye lazer ile tedavisi yeni hızlı ve nispeten ağrısız genellikle skar üretmeyen ve uygun klinik düzenlemelerle BCC'nin belirli türleri için alternatif bir tedaviyi temsil edebilir. Akne Vulgaris Tedavisinde Resveratrol-içeren Gel : Tek-kör, Araç-Kontrollü, Pilot Çalışma American Journal of Clinical Dermatology, 03/02/2011 Clinical Article Fabbrocini G ve ark. - Çalışma akne resveratrol jel için olumlu sonuçlar ortaya koydu. Resveratrol içeren hidrojel, akne vulgarisden etkilenen 20 hastaya uygulandı. Resveratrol karboksimetilselüloz bazlı bir jel yapısı içindedir. Resveratrolün 30 gün boyunca 4 ° C'de depolama sonrası kimyasal kararlılığı, yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) ile araştırıldı. Resveratrol içeren formülasyon, 60 gün boyunca her gün, yüzün sağ tarafına tek tedavi olarak uygulanırken, ilaç içermeyen hidrojel taşıyıcı kontrol olarak yüzünün sol tarafında uygulandı. HPLC analizi , jel içinde 30 gün boyunca 4 ° C'de saklandığında resveratrolün, cis-izomerine dönüşmediğini göstermiştir. GAGS skoru ile yapılan klinik değerlendirme yüzün yanlızca taşıyıcı jel ile tedavi edilen tarafında % 6.10 olan düzelme oranı, yüzün resveratrol ile tedavi edilen tarafında ortalama % 53,75 olarak bulunmuştur. Yüzün resveratrol ile tedavi edilen tarafında seçilen rastgele bir bölgede mikrokomedonlarda ortalama % 66.7 azalma gösterdiği histolojik analiz tarafından da desteklendi. Yüzün sadece taşıyıcı jel ile tedavi edilen kısmı (% 9.7 azalma) ile karşılatırıldığında, resveratrol içeren hidrojel ile tedavi edilen alanlardaki lezyonlarda klinik olarak önemli ve istatistiksel olarak anlamlı azalma gösterildi. Tüm hastalar aktif tedaviden memnun kaldıklarını belirtti. Kimsede yan etkiye rastlanmadı.
BMC Complementary and Alternative Medicine, 03/23/2011 Szczurko O ve ark. - Günde iki kez BID 60 mg Ginkgo biloba verildi. Vitiligo Avrupa Görev Grubunun (VETF) vitligo lezyon alanı ve evrelendirmesi yönünden VETF ölçümlerinde vitiligonun yayılma ve gidişatında belirgin bir düzelme eğilimi görüldü. Aktinik keratoz tedavisinde topikal % 3 diklofenak sodyum jel ve % 5 imiquimod kremin karşılaştırılması. Clinical and Experimental Dermatology, 03/23/2011 Clinical Article Akarsu ve ark S. - Solar keratoz sağaltımında topikal %3 diklofenak sodyum jel ve %5 imikuimodun aktinik keratoz tedavisinde önemli etkinliği olmasına rağmen, DFS'nin etkinliğinin tedavinin kesilmesinden sonra azaldığı gözlenmiştir. Batık Ayak Tırnakları Tedavisinde İki Cerrahi Yöntemin (Sleeve Yöntem ve Winograd) karşılaştırılması Dermatologic Surgery, 02/18/2011 Clinical Article Peyvandi H ve ark. - Manşon yöntemi daha pratik ve bir an önce işe geri dönmeyi planlayan hastalar için uygun gibi görünüyor ve primer tedavi seçeneğinin temel özelliklerini daha iyi yerine getiriyor. Halkın Dermatologları Cerrah Olarak Algısı Dermatologic Surgery, 03/07/2011 Chung V ve ark. - Çalışma grubu, plastik cerrahların cerrahi becerilerine güvenleri dermatologlara göre daha fazlaydı. Buna karşın katılımcılar cerrahi yaraların kozmetik değerlendirmesinde cerrahın uzmanlığına bakmaksızın objektifdiler. Güneşlenme ve solaryum: Kullananlar ve melanom riskleri. Pigment Cell & Melanoma Research, 03/04/2011 Fears TR ve ark. - Sık güneşlenen / solaryum kullananlarda primer melanom, daha sık olarak güneş ışığına maruz kalmayan vücut bölgelerinde görülmektedir. Erkeklerde, güneşlenme / solaryum kullanımı miktarı belirgin olarak melanom riski ile ilişkili değildir. Lazer epilasyon Dermatologic Therapy, 02/04/2011 Clinical Article İbrahimi'nin OA ve ark. - Saç folikülü anatomi ve fizyolojisi hakkındaki bilgiler, uygun hasta seçimi ve işlem öncesi hazırlık, lazer güvenlik ilkeleri, çeşitli lazer / ışık cihazlarına aşinalık ve lazer doku etkileşimlerinin ayrıntılı olarak anlamak komplikasyon ve yan etkileri azaltıp, tedavi etkinliğin optimize etmek için hayati önem taşır. Postherpetik nevraljinin önlemesi ve tedavisinde dar bant ultraviyole B kullanımı. Indian Journal of Dermatology, 03/15/2011 El-Nabarawy E - "Sözel Değerlendirme Ölçeği" ile değerlendirilen ağrı şiddeti, hem seans sonunda, hem de 3 aylık takip sonrasında belirgin olarak düzelmiştir. Dar bant UVB 'nin Postherpetik nevralji tedavisinde kullanımı faydalı olabilir. Deri siğillerinin topikal tedavisinin etkinliği: Randomize kontrollü çalışmalarının meta analizi ve toplu analizi British Journal of Dermatology, 01/13/2011 Evidence Based Medicine Clinical Article Kwok CS ve ark. - Kanıtlar, salisilik asit ve agresif kriyoterapi kullanımını destekler. Kaliteli çalışmaların yokluğunda, diğer tedavilerin kullanımını destekleyen randomize kontrollü çalışmalarda yeterli kanıt mevcut değildir.
Çocuklarda Sık Görülen Dermatozların Tanısı ve Tedavisi: Atopik, Seboreik, ve Kontakt Dermatit Clinical Pediatrics, Vol. 47, No. 4, 332-346 (2008) Atopik, seboreik, ve kontakt dermatit, hastalar ve ailelerinin yaşam kalitesini önemli şekilde azaltabilmektedir. Epidemiyoloji, patobiyoloji ve etiyolojilerine olan özel yaklaşımlar ayrı olsa da, 3 dermatoz da pediatrik nüfusta yaygındır ve ortak bir tedavi yaklaşımını paylaşır. Pediatrik dermatitin alevlenmelerinde topikal kortikosteroidlerin geniş ölçüde kullanılmasına ve etkili olmasına rağmen, özellikle uzun süreli kullanımda sistemik olarak emilme potansiyeli ve yan etkileri nedeni ile bazı doktorlar ve ebeveynler için bir şüphe oluşturmaktadır. Dermatit tedavi algoritmasına topikal calcineurin inhibitörleri gibi yeni eklemeler, etkili steroid-içermeyen bir tedavi seçeneğini sağlayabilir. Uygun koşullarda antihistaminikler, antifungaller ve antibiyotikler gibi yardımcı tedaviler fayda sağlayabilir. Dermatitler için tedavi olmadığından, tetikleyicilerden kaçınma ve periyodik ilaç tedavisi gibi koruyucu tedbirlerin kapsamlı, çok yönlü idare stratejisi, hastalara ve onlara bakan kişilere hastalığın başarılı bir şekilde kontrolünde bir fırsat verecektir. Cildin rengini açıcı kozmetiklerin kronik kullanimina bagli komplikasyonlar International Journal of Dermatology Volume 47 Issue 4 Page 344-353, April 2008 Deri rengini açıcı kozmetik ürünleri, birçok Afrika ülkesinde geniş ölçüde kullanılır. Bu kozmetik ürünlerde aktif malzemeler, hidrokinon, cıva ve kortikosteroidlerdir. Birkaç katkı maddesi, renk açıcı etkiyi arttırmak için kullanılır. Bu ürünler, uzun süreler, geniş bir vücut yüzeyinde ve sıcak nemli koşulların altında kullanıldığından, deriden emilimi artar. Bu ürünlerin komplikasyonları çok ciddi ve bazen ölümcüldür. Bu komplikasyonların bir kısmı, dış kaynaklı ochronosis(Vücutta çeşitli doku ve organların kahverengimsi sarı renk alışı ile belirgin alkaptonüri'li hastalarda gelişen patolojik durum, okronozis.), geciken yara iyileşmesi, yaralarda açılma, balık kokusu sendromu, nefropati, steroid bağımlılık sendromu, enfeksiyonlara eğilim, hypothalamic-pituiter aksın baskılanması da dahil olmak üzere geniş çaplı olarak deri ve endokrin sistemdeki komplikasyonlardır. Yolculuklar ve göçün kolay olduğu bu çağda, bu komplikasyonlara sahip afrikalı hastalar,dünyanın herhangi bir yerinde doktorların karşısına çıkabilir. Bu nedenle komplikasyonlardan haberdar olmak tüm doktorlar için önemlidir. Kronik İdiopatik Ürtiker Bulgularının Hafifletilmesi İçin Tedavi seçenekleri. Kronik ürtiker, vücutta yinelenen kaşıntılı çizgi şeklinde kabarıklıklarla (ürtiker) kendini gösteren ve tipik olarak 6 haftadan daha uzun süre devam eden bir cilt sorunudur. Kronik ürtikerde, soğuk, güneşe bağlı veya gecikmiş basınç ürtikeri gibi, ürtikeri tetikleyen fiziksel nedenlerin ürtiker hastalarının yaklaşık olarak 25%'ini oluşturduğu tahmin edilir. Bu hastaların %75’inde temelde deri reaksiyonuna sebep olan eşlik eden faktörler saptanamadığından geriye kalan tanı idiopatik olduklarıdır. Kronik ürtiker bulguları, bir hastanın yaşam kalitesinde (QoL)derin bir etkiye sahip olabilir; bu yüzden tedavi, hem fiziksel bulguların azaltılmasına hem de yaşam kalitesinde iyileştirmelere hitap etmeliydi. Bu incelemede, ürtiker bulgularını hafifletmek için H1 ve H2-reseptör antagonistleri, doxepin, antilökotrien tedavisi ve kortikosteroidleri kapsayan mevcut birçok tedavi seçeneğinin faydaları ve limitleri tartışılmıştır. İmmunmodulatuar ajanlar, plazmaferezis tedavisi, IV immunoglobulinler ve omalizumab gibi diğer deneysel tedaviler de tartışılmıştır. (Southern Medical Journal. 101(2):186-192, February 2008.Fromer, Leonard MD) Probiotikler ve Deri Probiotikler ve deri arasında ilişkilerin bir incelemesi, sunulmuştur. Kısa tarihsel bir girişten sonra, bağırsaklara ait mikroflorada ana patofizyoljik veriler, bağışık sistem ve deri tanıtılmıştır. Atopik çocuklarında probiotiklerle yapılan klinik çalışmalar, ayrıntılı olarak tartışılmış. Birçok deneysel çalışma, luminal lumende, epithelial hücreler ve antialerjik potansiyeli olan immun hücrelerinde, probiotiklerin özel etkilerinin olduğunu saptanmış. Bütün probiotiklerin, aynı immunolojik özellikleri yoktur. Üstelik, nadiren olmasına rağmen, probiotic kullanımında oluşabilecek olan komplikasyonlar, bilinmeli ve hesaba katılmalıdır. Bu gözden geçirme, deri patolojisinin yönetimi için probiotiklere olan potansiyel ilginin altını çizmektedir.(Clinics in Dermatology Volume 26, Issue 1, January-February 2008, Pages 4-11) Keloid ve Hipertrofik Yara izi tedavisinde Bleomisin Keloid ve hipertrofik skar tedavisinde ,tek başına ya da kombinasyon şeklinde tatmin edici sonucu olmayan pek çok tedavi denendi. Bizim çalışmamızın hedefi, hipertrofik yara izleri ve keloidin tedavisinde bleomycinin emniyetini ve etkinliğini belirlemekti. Bu çalışmada, keloids ve hipertrofik yara izleri olan 50 hasta mevcuttu. Bleomycin, çoklu yüzeyel delik tekniği ile verildi. Üç uygulama, 15 gün aralıklarla verildi, üçüncü uygulamadan 2 ay sonra dördüncü ve son uygulama yapıldı. Sonuçlar, en son uygulamadan 2 ay sonra okundu.Hastalar, (Lokal ve sistemik) bleomycinin herhangi bir komplikasyonu , keloidin ve hypertrophik yara izinin tekrarı açısından değerlendirildi. Yan-etkiler için düzenli olarak 18 ay boyunca takip yapıldı.50 hastanın 22 sinde , tam düzleşme gözlendi (%44); 11 vakada belirgin düzleşme (%22); Ve 7 vakada yeterli düzleşme, gözlendi (%14). Sadece 10 vakada (20%), herhangi bir tatmin edici düzleşme göstermedi. Kaşıntı, 40 hastada tamamen hafifletildi (88.88%). Tekrarlama, yedi hastada görüldü.Bleomycin, kullanımı kolaydır, ucuzdur, yüksek gerileme oranını gösterir, ve minimum komplikasyon ve tekrarlamaya neden olur. Böylece, keloidin ve hipertrofik skarın tedavisinde ilk-seçenek tedavi olarak kullanılabilir. Journal of Cosmetic Dermatology, Volume 7,Number 1, March 2008 , pp. 43-49(7) Nefertiti lift: Çene çizgisi kontürünü düzeltmek için yeni bir teknik. Botulinum toksini, (BoNTA) şu an, yaygın olarak alın, glabellar ve perioküler bölgelerinin gençleştirmesi için kullanılmaktadır ve yüzün alt bölgesinin tedavisi için artan bir ilgi vardır. Platismal bantın düzeltmesinde botulinum toksininin etkililiği için iyi-dokümanlı kanıtlar olmasına rağmen, jawline( çene çizgisi) nin gençleştirmesinde onun potansiyel rolünü keşfetmek için az sayıda çalışma mevcuttur. Şimdiye kadar, toksinin bu bölgedeki etkisi platismal bant tedavisinin sonucu olarak biliyoruz ve sonuçlar değişkendir. Tedavinin keşfi için tereddütler, artmış yer değiştirme potansiyeli ve ardından oluşan yan etki raporları dışında daha alt yüz kaslarında toksine daha büyük, daha uzun süreli bir yanıtın görülmesine bağlı olabilir. Bu çalışma, çene çizgisi (jawline) cilt konturunundüzeltilmesi ve "mini lift" görsel etkisi yaratılması için BoNTA’nın(Vistabel ®; Allergan, Irvine, CA, ABD) kullanıldığı yeni bir tekniği tanımlar. 20U üzerinde BoNTA dozu kullanan 130 hastalık bir deneyim tanımlanmıştır. Hasta tatmini aşırı derecede yüksektir, Dozun belirli bir miktarda olması ve veriliş tekniği, yan etkilerin az olmasına neden olmuştur. 'Nefertiti lifting', ameliyattan çekinen ve etkili alternatif bir yol arayan hastalar için minimal derecede invaziv, etkili ve kabul edilebilir bir alternatiftir.Journal of Cosmetic and Laser Therapy, Volume 9, Issue 4 2007 , pages 249 – 252 Melanoma Tedavisinde Bir Antikor Bu kez melanomanın tedavisi için geliştirilen bir antikora dikkat çekmek istiyoruz. Şu an Micromet şirketi tarafından geliştirilen antikor, doz-bağlı olarak melanoma hücrelerini serbestçe yok etmesi için killer T lenfosit toplayan Bispecific T hücre bağlayıcıdır (BITE) Antikor, anlatılana göre melanomanın daha kararlı bir yüzey işaretleyicisini (Kondroitin sülfat, proteoglikan) hedefleyerek, değiştirdiği antijenite ile host kontrolünden kaçan tümörün bu yeteneğini engeller. Buna ek olarak, T hücrelerinin CD3 antijenini hedefleyerek, iki hücre tipinin bağlanmasını sağlar. Şimdiye kadar, in vitro çalışmalar, bu tekniğin etkili tümör yok etme oranlarına sahip olduğunu gösterdi. Şirket bu nedenle, hayvansal modellerde ve daha sonra insan çalışmaları ile araştırmalara devam etmeyi tasarlıyor. Yönetimin beklenen rotası, kitle lezyonlarına yeni ajanın direkt lokal olarak enjeksiyondur. (2007 AACR-NCI-EORTC International Conference on Molecular Targets and Cancer Therapeutics konferans sunusudur.) Hafif dereceliden orta derece ağır olanlara kadar akne tedavisinde α- ve β-Hidroksi Asid Kimyasal peelinglerinin kullanımlarının karşılaştırılması Kimyasal soyma yüzdeki aknenin tedavisinde yardımcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. α- ve β-hidroksi asitlerin hafif derece veya kısmen ağır yüz aknesi tedavisindeki soyma etkisi üzerinde karşılaştırmalı iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Yirmi hastanın yüzünün yarısına, çift-kör, randomize, kontrollü çalışma uygulanmıştır.Toplam altı hafta boyunca her iki haftada bir yüzün bir yarısına bir α-hidroksi asit (%30 glikolik asit) diğer yarısına β-hidroksi asit peeling (%30 salisilik asit) uygulandı. Papul ve püstüllerin sayısal değerlendirilmesi körlemesine yapıldı. İkinci tedaviden sonra her iki kimyasal peeling belirgin olarak etkiliydi. (p<.05) ve ikisi arasında belirgin bir fark yoktu. 2 aylık tedavi sonrası, salisilik asit peeling etkinliği halen devam etmektedir. Başlangıç tedavisi sonrası glikolik asit ile daha fazla yan etki rapor edilmiştir. Glikolik asit ve salisilik asit soyma benzer etkinliğe sahiptir. Salisilik asit peeling uzun süren etkinliği ve daha az yan etkisi vardır. α- ve β-Hidroksi asit peelinglerinin her ikisi de yüz aknesinde başarılı bir yardımcı tedavi sunarlar.
Dermatologic Surgery Volume 34 Issue 1 Page 45-51, January 2008
Dermatolojide Katran Katran, sedef hastalığı ve egzama için en eski tedavilerden biridir. Anti-inflamatuar, antibakteriyel, antipruritik ve antimitotik etkileri vardır. Kısa vadeli yan etkileri, follikulit, gerginlik ve temas allerjisidir. Katran, kanserojenleri içerir. Katranın kanser yapıcı etkisi, hayvan çalışmalarında ve mesleki alanlarda gösterildi. Deri tümörü veya diğer tümörlerin riskinin arttığına dair bir hiçbir açık kanıt yoktur. Şimdiye kadar, çalışmaların çoğu açıkça küçük oldu ve yalnızca katranın riskini araştırmakla kalmadı diğer tedavilerle kombinasyonlarının riskleri de değerlendirildi. Yeni, iyi-tasarlanmış, epidemiyolojik çalışmalar, katranın dermatolojik kullanımı sonrası deri tümörleri ve diğer malignitelerin riskini değerlendirmek için zorunludur.Journal of Dermatological Treatment, Volume 18, Issue 6 2007 , pages 329 – 334 Hidradenitis Suppurativa: Erken Tedavinin Önemi; Elektrocerrahi ile Etkili Tedavi Hidradenitis suppurativa, hem doktorlar hem de hastalar için zor bir durumdur. Farklı başarı oranlarıyla birçok cerrahi ve tıbbi yaklaşımlar, uygulanmaktadır. Erken dönemde ve uygun müdahale, hastalığın tedavisinin başarı oranını önemli şekilde artıran bir faktördür. Bu çalışma, erken dönem hidradenitis suppurativada elektrocerrahi tedavisinin etkinliğini değerlendirmek için yapılmıştır. Bu çalışma, 29 ve 38 yaşları (ortalama, 34 yaş) arasında Grade I (n=9) veya Grade II (n=3) hidradenitis suppurativa teşhisi konulan 12 hastadan oluşturuldu. Cerrahi yöntem, nodul ve sinus alanlarının deri altı yağ dokusuna kadar kesip çıkarılması ve sekonder iyileşmeye bırakılmasıdır. Bütün hastalar, çalışmayı tamamladı. Hastaların 12'sinin 10'unda (83%) lezyonların 30'unun 26 sında (86%) 16. günde iyileşme görüldü (15 ila 21 günde).Grade II olan 2 hastanın 4 lezyonunda enfeksiyon görüldü ve kısa dönem antibiyotik tedavisi uygulandı.Elektrocerrahi yüksek iyileştirme oranı nedeni ile diğer sistemik tedavilere olan ihtiyacı azaltacaktır. Bizim sonuçlarımız, elektrocerrahinin, hidradenitis suppurativanın tedavi algoritmasında önemli bir alternatif olarak düşünülmesi gerektiğini göstermiştir.
Dermatologic Surgery, Volume 34, Number 2, February 2008 , pp.
228-231(4) Palmar Eritem Avuç içi kızarıklığı (palmar eritem), birçok fizyolojik ve patolojik durumun fiziksel bir bulgusudur. Avuç içi kızarıklığı, Primer fizyolojik bir bulgu olabileceği gibi sistemik bir patolojinin ikincil bir göstergesi olarak görülebilir. Primer veya fizyolojik avuç içi kızarıklığı, kalıtıma bağlı olabilir, deri ve onun kapiller damarlarındaki değişikliklerin sonucu olarak hamile kadınların en azından %30'unda meydana gelebilir, veya ayrıca teşhis edilebilir. (İdiopathik) Sistemik patolojilerinden kaynaklanan ikincil avuç içi kızarıklığı, geniş bir hastalık grubunu kapsar. Karaciğer sirozuyla hastaların yüzde yirmi-üçü, değişik nedenlerden, anormal serum östradiol düzeylerinin artması sonucu olarak avuç içi kızarıklığıni açıkça gösterebilir. Wilson hastalığı gibi nadir bir neonatal karaciğer hastalığı olanlar ve kalıtsal hemokromatozis, genodermatozun diğer bulguları ile beraber avuç içi kızarıklığıni sergileyebilir. Avuç içi kızarıklığı, romatoid artrit olan hastaların % 60 dan fazlasında saptandı ve hastalığın olumlu gidişi ile bağlantısı bildirildi. Tirotoksikozu olan hastaların %18 inden fazlasında ve diabetüs mellituslü olanların %4.1'ünde avuç içi kızarıklığı olabilir. Şeker hastalığının bu deri bulgusu çoğunlukla necrobiosis lipoidica diabeticorum gibi klasik bulgulardan daha sık meydana gelir (0.6%). Avuç içi kızarıklığı, erken gestasyonel sfiliz ve myelopatinin eşlik ettiği insan T -lenfotrofik virüs- 1- hastaların arasında görülebilir. İlaçlara bağlı karaciğer zararıyla oluşan avuç içi kızarıklığı, amiodaron, gemfibrozil ve kolestiramin için bildirilirken , topiramate ve albuterol (Salbutamol), normal karaciğer fonksiyonları ile avuç içi kızarıklığıne sebep olmaktadır. Hem metastatik hemde primer beyin tümörü olan hastaların yüzde on beşinde avuç içi kızarıklığı görülebilir. Solid tümörlerden kaynaklanan damar oluşturan faktörler ve östrojenin artışı bu durumlarda avuç içi kızarıklığınin nedeni olarak kabul edildi. “Eritema ab igne”, Avuç içi kızarıklığıni taklit edebilir. Atopik diatezli hastalar,kontrol grubuna göre avuç içi kızarıklığına daha yatkındır. Sigara içmek, ve kronik cıva zehirlemesi,avuç içi kızarıklığınin çevresel nedenleridir. Primer avuçiçi kızarıklığı için tedavi endikasyonu yoktur. Eğer ilaçlar, avuçiçi kızarıklığının nedeniyse, sorumlu ilaç mümkünse kesilmelidir. Avuçiçi kızarıklığının teşhisi, hastalığın temelini oluşturan nedenin tedavisi ile izlenmelidir. Avuçiçi kızarıklığının pek çok etiyolojisinin ışığında, bu makale, güncel bilgileri gözden geçirmekte, ve bu bulgulara sahip hastalarda avuçiçi kızarıklığının nedenini saptamakta klinisyene rehber olması için bir çerçeve sağlamaktadır.American Journal of Clinical Dermatology, Volume 8,Number 6, 2007 , pp. 347-356(10) Rozasea da Fotodinamik tedavi Fotodinamik
terapi ile tedavi edilmiş 17 rosesea hastası (28-76 yaşlarında)
araştırma amacı ile tekrar gözden geçirilmiştir. Tedavi 1-4 kez
uygulanmış ve sonuçlar 1-2 ay sonra değerlendirilmiştir. 10 hastada iyi
sonuçlar sırası ile 3-4 hastada vasat yada kötü sonuçlar görülmüştür.
Hastaların çoğu rosasea tedavisini durdurmuş veya 3 ay ila 2yıl boyunca
azaltmıştır. November 28, 2007 (Bryld, l.E. and Jemec, G.B.E. JEADV
2007, 21(9): 1199-1202). Siyah çay jeli ve UV ye karşı koruma potansiyelinin değerlendirilmesi. Bu
çalışmada, siyah çayın su ve alkol özütü elde edilerek Siyah çayın in
vitro ortamda UV absorbsiyon potansiyeli değerlendirilmiştir. Her iki
özütün UV absorbsiyon aynı patern ve dalga boyu gösterdiği bulunmuştur.
Sudaki özütü ağırlığa oranla alkoldeki özüte göre daha yüksek
absorbsiyon göstermiştir. yapılan çalışmalarda siyah çay jeli uygulanan
kişilerde UV sonrası eritem oluşmamıştır. Bu nedenle, siyah çay jeli
deriyi UV (200–400 nm) radyasyona karşı koruduğu kabul edilebilir. Siyah
çay jeli herhangi bir toksik etkisi olmadan büyükmiktarlarda deri
yüzeyine uygulanabilir. International Journal of Cosmetic Science,
Volume 29 Issue 6 Page 437-442, December 2007 Murat Turkoglu, Faculty of
Pharmacy, Marmara University, Hipertrofik ve Keloid Skarların Tedavi ve Takibinde Silikon Elastomer Örtünün Biolojik Etkisini, Klinik Etkinliği ve Güvenliğini Gözden Geçirme, Geçen 30 yıl içinde silikon örtü ürünlerinin kullanımını kolaylaştırmak için dayanıklılığı ve yapışkanlığını arttırmak için çalışılmıştır. Hipertrofik ve keloid skarlar için , intralezyonel kortikosteroid injeksiyonu, radyasyon, lazer tedavisi, cerrahi olarak çıkarma , kriyoterapi, ve basınç tedavisi gibi diğer tedavi seçenekleri ciddi yan etkilere neden olabilir bu nedenle doktorun veya sağlık görevlisinin yardımına ihtiyaç duyar. Silikon elastomer örtü ise reçetesiz olarak alınabilir ,daha güvenli ve doğru kullanım için doktor kontrollerine çok az ihtiyaç duyar. Silikon elastomer örtünün etki mekanizması tam olarak açıklanmamış olsa da, hipertrofik ve keloid skarın önlenmesi ve tedavisinde etkili olduğu görülmektedir ve çok az ciddi yan etki riski ile kullanılabilir. Hipertrofik ve keloid skarın önlenmesi ve tedavisinde Silikon elastomer örtü ürünlerinin etkinliği hakkkındaki bilgiler daha büyük kontrollü klinik çalışmaların gerçekleştirilmesi ile ilave kanıtlar sağlayabilir. Silikon elastomer örtü skar takibinde çok yönlü yaklaşımın bir parçası olarak kullanılabilir ve diğer tedavilerle kombine edilebilir. Klinisyenler Silikon elastomer örtünün 2-3 ay boyunca skar dokusu ile günde 12-24 saat temasta kalmasını sadece rutin hijyen için çıkarılması önermektedir. Kaşıntı döküntü maserasyon ve koku gibi yan etkiler için tedaviye geçici olarak ara verilerek skarın ve örtünün düzenli olarak yıkanması gerekebilirDermatologic Surgery Volume 33 Issue 11 Page 1291-1303, November 2007 Akne vulgaris: Beslenme ile ilgili faktörler psikolojik sekelleri etkileyebilir. Akne vulgaris sıkıntı veren ve belirgin psikolojik sorunlara sebep olabilen bir deri rahatsızlığıdır. Aknesi olan hastalar daha sinirlidir, depresyon, anksiyete, intihara eğilim riskleri artmıştır. aknenin patofizyolojisini etkilediği düşünülen belirli yiyeceklerin insan bilincini, davranışlarını ve duygularını etkileyen önemli aracı maddeler olduğu saptanmıştır. Depresyon öfke ve anksiyeteye etki gösteren çinko, folik asit, selenyum, krom ve ω-3 yağ asitleri bu besin faktörlerine örnektir. Bunun gibi bazı besinsel faktörler, sistemik oksidatif stres ve değişmiş bir barsak mikroflorası ile birlikte akne vulgarise dahil olmuştur. Bizim iddamıza göre antioksidatif savunma sistemini zayıflatan ve barsak florasını değiştiren belirli besinsel faktörler, akne vulgarisde psikolojik sekel kalma riskini arttırmaktadır. Medical Hypotheses Volume 69, Issue 5, 2007, Pages 1080-1084 Alopecia Areata'da Pulse Kortikosteroid Tedavisi : 139 Hasta Çalışması Son raporlarda bir yıllık hikayesi olan fakat alopesi areata totalis , üniversalis veya inatçı olmayan alopesi areatanın pulse kortikosteroid ile tedavisinin etkinliği gösterilmiştir. Çalışmanın amacı Alopesi areata hastalarına uygulanan pulse kortikosteroid tedavisinin etkinlik ve güvenliğinin değerlendirilmesidir 15 yaşından büyük şiddetli toplam 139 AA hastası bu çalışmaya dahil edilmiştir. Bu hastaların % 89.9 unda (125 hasta) hastalığın başlangıcından bir seneden fazla bir süre geçmiştir. Hastaların %72.7sinde baş bölgesinde saç kaybı %50 den fazlaydı. 6 aylık veya daha kısa hikayesi olan hastaların %59.4 ü iyi cevap verirken (%75 den fazlasında alopesik bölgelerden tekrar saç çıktı) 6 aydan uzun hikayesi olanlarda ancak %15.8 ünde iyi cevap görüldü. Daha kısa hikayesi olan ve daha az şiddetli hastalarda (%50 saç kaybı) cevap oranı %88.0, fakat %100 saç kaybı olanlarda yalnızca %21.4 olarak bulundu. Ciddi bir yan etki gözlenmedi.Takeshi Nakajima, Shigeki Inui, Satoshi Itami Rejeneratif Dermatoloji Departmanı , Graduate School of Medicine, Osaka University, Osaka, Japan Dermatology 2007;215:320-324 (DOI: 10.1159/000107626) Alopesi areata veya vitiligolu hastalarda stressin etkisi Vaka kontrol çalışmasında alopesia areata veya vitiligo hastalığının başlamasından önceki dönemdeki stresin etkisi araştırılmıştır. Kırkbeş alopesi areata ve 32 vitiligo (heriki grupta da ortalama yaş 30 ) hastası ile çalışılmıştır. Kontrol grubunda ki hastaların stress ile ilişkisiz bir cilt hastalığı vardı. Değerlendirme öncesi yıl boyunca olan stresli olayların puanlamasında "Holmes ve Rahe sosyal düzenleme skalası" kullanıldı. Olaylar aile, kişisel ve iş yada parasal olarak geniş biçimde sınıfladırıldı. %65 den fazla alopesia areata ve vitiligo vakasında stresli olaylara rastlanırken bu oran kontrol grubunda %22 olarak belirlendi. Aile problemleri alopesi areata hastalarında özellikle kadınlarda en sık stres sebebi olarak görüldü (%45.6). Kişisel problemler alopesi areata hastalarında %35.7 olarak bildirildi. Vitiligo hastalarında, kişisel problemler en sık stress sebebi olarak belirlendi.(%47), iş ve finansal problemler %31 olarak saptandı. Stress alopesi areata ve vitiligonun gelişmesinde önemli bir rol oynuyor gibi görünmektedir. (5 Ekim 2007) Manolache, L. and Benea, V. JEADV 2007, 21(7): 921-928. Laser Epilasyon Mekanizması : Kalıcı Fotoepilasyon Vitiligo veya Yara iyileşme bozukluğuna neden olacak mı? Dermatologic Surgery , 08/31/07 Günümüz lazer epilasyon yöntemi ile uzun dönem fakat kalıcı olmayan (geri dönüşümüsüz) kıl kaybı sağlanabilmektedir. Bu gözden geçirme günümüz lazer epilasyon teknolojisinin mekanizmasını açıklamakta muhtemel yan etkilerini keşfetmemiz sağlamaktadır. Kıl gövdesi günümüz lazer epilasyon işleminin temelindeki mekanizmada ısıyı ileten önemli bir anahtar rol oynamaktadır. Kıl büyüme siklusunun kalıtsal özellikleri ve foliküler kök hücrelerin anatomik özellikleri ikisi de kıl kökünde toplanmıştır. Kıl gövdesinin kritik rolü ve onun tamamen günümüz teknolojisi ile yok edilememesi günümüz lazer epilasyonunun kalıcı olmamasından sorumlu gözükmektedir. Gelecekte yapılacak kalıcı fotoepilasyonlar vitiligo ve vitiligo benzeri değişikliklere sebep olabilir. Lazer yapılmış bölgelerde yara iyileşmesindeki bozukluk daha az muhtemel bir sonuç olacaktır. Günümüzdeki lazer epilasyon protokolleri güvenlidir, çünkü kalıcı değildir ve uzun dönem tedavi sağlamaktadırlar. Kalıcı lazer epilasyonun yan etkileri gelecekte bir problem olarak ortaya çıkabilir gibi görünmektedir. Güneş Koruyucularda Yeni FDA standartları Günümüzdeki güneş koruyucular yalnızca UVB den ne kadar koruduğunu göstermektedir. Bu bildiğimiz “sun protection factor” veya SPF sistemidir Yeni kurallara göre başka bir dereceleme sistemi SPF yanısıra UVA korumasını gösteren yıldızlarla yapılacaktır. Bir yıldız düşük koruma, iki yıldız orta düzey koruma, üç yıldız yüksek koruma ve dört yıldız ise en üst düzey korumayı gösterecektir. Eğer UVA koruması yoksa (piyasada çok miktarda böyle ürün var) SPF koruma oranı yanında UVA koruması yoktur yazısı olacaktır. Üreticiler iki test uygulayarak UVA korumasını saptayacaklardır. İlk test koruyucunun UVA yı durdurma oranı diğeri ise, bronzlaşmayı önleyici etkisi ve UVB için yapılan SPF ye benzer bir test olacaktır.. FDA ayrıca “güneş koruma faktörü” terimini “ güneşyanığından koruma faktörü” olarak değiştirecektir, Koruyucuların uyarı bölümünde: "Güneş altında UV ye maruz kalmak deri kanseri riskini erken cilt yaşlanmasını ve diğer cilt zararlarını arttırır. Güneşte az kalarak koruyucu giysiler giyerek ve güneş koruyucular kullanarak maruz kalınan UV dozunu azaltmak önemlidir. yazacaktir Eritema Nodosum (Seminars in Cutaneous Medicine and Surgery Volume 26, Issue 2, June 2007, P: 114-125) Eritema nodosum pannikulitin en sık görülen klinikopatolojik varyantıdır. Bu deri reaksiyonu enfeksiyonlar, sarkoidozis, romatolojik hastalıklar, inflamatuar barsak hastalıkları, ilaçlar, otoimmun bozukluklar, gebelik, ve malign hastalıklar gibi birçok hastalığa eşlik edebilir. Eritema nodosum tipik olarak ani başlangıçlı simetrik gergin eritemli sıcak noduller şeklinde ortaya çıkar ve genellikle alt ekstremitelerde plak şeklinde kabarıklar oluşturur. Sıklıkla lezyon çift taraflıdır. Başlangıçta, nodul parlak kırmızı renktedir, fakat birkaç gün içinde mor renk almaya başlar, sonunda sarı veya yeşilimsi rengi ile derin bir çürük görünümü alır. Ülserasyon hiç görülmez ve nodul iz bırakmadan iyileşir. Histopatolojik olarak, eritema nodosum vaskulitsiz septal pannikulitin basmakalıp örneğidir. Derialtı yağ bölmeleri daima kalınlaşır ve farklı olarak inflamatuar hücre işgali yağ lobülleri arasındaki periseptal bölgelere kadar uzanmıştır. Septalardaki inflamatuar yapı lezyonun yaşına göre değişir. Ödem, hemoraji, ve septal kalınlaşmadan sorumlu olan nötrofiller gibi erken lezyonlar yanında fibrozis, periseptal granulasyon dokusu, lenfositler, ve çok çekirdekli dev hücreler eritema nodosumun geç dönemin ana bulgularıdır. Eritema nodosumun histopatolojik işareti küçük, iyi sınırlanmış, ışınsal olarak dizilmiş küçük histiositlerin merkezi yarık çevresinde farklı şekillerde nodular kümelenmeleri olan Miescher’s radial granulomaların bulunmasıdır. Eritema nodosum tedavisi altta yatan neden saptanmışsa buna yönelik olmalıdır. Genellikle, eritema nodosum nodülleri birkaç hafta içinde kendiliğinden geriler ve yatak istirahati genellikle yeterli tedavidir. Aspirin, oksifenbutazon gibi nonsteroidal anti inflamatuar ilaçlar, indometasin veya naproksen, ve potasyum iodid ağrı kesici etkiyi arttırıp ve lezyonun gerilemesini sağlayabilir. Sistemik kortikosteroidler nadiren eritema nodosumda kullanılır. Bu tür ilaçlar kullanılmadan önce altta yatan bir enfeksiyon olmadığına emin olunmalıdır. Akne Vulgarisde Fotodinamik Tedavi (Acta Dermato-Venereologica, Volume 87, Issue 4, July 2007 Pages: 325-329) Akne vulgaris klasik tedavilere her zaman cevap vermez. Fotodinamik tedavi (FDT) bir tedavi seçeneği olarak önerilmiştir. Bu çalışmanın amacı etkili FDT akne tedavisi için optimal ışık dozunu saptamak ve FDT nin sebum salgısını ve Propionibacterium acnes bakterisinin sayısını azaltıp azaltmayacağını keşfetmektir. Hafifden ağır formlara kadar onbeş hasta (16–44 yaş aralığında, ortalama yaşı 25 olan 9 erkek, 6 kadın) kör olmayan açık bir çalışmaya alınmıştır. FDT den üç saat önce iki dairesel bölgeye Aminolevulinik asid krem (%20 Unguentum Merck) uygulanmıştır. Waldman PDT 1200 lambasından çalışma bölgesine kırmızı ışık (635 nm) verilmiştir. Yüzünde aknesi olan on hastanın sağ yanak üzerine 50j/cm2 sol yanak üzerine 30 J/cm2 düşük ışık dozu uygulanmıştır. Sırtında aknesi olan beş hasta 50 J/cm2 veya 70 J/cm2 dozlar uygulanmıştır. En az 10 hafta klinik takipleri yapılmıştır. Yüzünde aknesi olan hastalarda, FDT öncesi ve her takip ziyaretinde sebum salgısı belirlenmiştir. P. Acnes miktarı sebase folikül içeriğini çıkarmak için cyano acrylate polimeri (Japon yapıştırıcı) kullanılarak yüzeyel deri biopsisi ile ölçülmüştür. Yüzünde sivilcesi olan 9 hastadaki düzelme her iki ışık dozu için de aynı idi. Hastaların kendi değerlendirmelerine göret, FDT sonrası 8 düzelme vardır.(p=0.02). Sırtında aknesi olan hastalarda iki doz arasında fark bulunamamıştır. Hiperpigmentasyon ve ağrı yüksek ışık dozlarında daha sık görülmekteydi. P. aknes veya sebum salgısında FDT sonrası hiçbir zaman belirgin bir azalma bulunmamıştır. FDT nin akne tedavisinde alternatif bir seçenek olacağı sonucuna varılmıştır. En az yan etki için mümkün olan en düşük doz kullanılmalıdır. P.acnes eredikasyonu ve sebum sekresyununun baskılanması dışındaki, FDT nin diğer mekanizmaları değerlendirilmelidir. Diyet destekleri ile deriniz kalıcı olarak maviye dönebilir mi? http://www.health.harvard.edu/health Kolloidal gümüş soğuk algınlığında , dekonjestan ve mikrop öldürücü yani herşeye iyi gelen bir ilaç olarak satılmaktadır . Diyet destekleyicisi olarak kullanmanın bir anlamı varmı? Kısaca hayır diyebiliriz, ayrıca bazı ciddi ve garip yan etkileri de olabileceği bildirilmiştir.( Agustos 2007 Harvard Health ). Klasik tıpta gümüş birçok amaçla kullanılabilir. Gümüş sulfadiazin ciddi yanıklarda. Kumaşa emdirilmiş olarak deri enfeksiyonlarının pansumanında. Ve gümüş nitrat bazen siğil ve nasır tedavisinde kullanılmaktadır. Fakat ağızdan Kolloidal gümüş kullanmanın herhangi bir faydası olacağına dair kanıt yoktur. Gümüşe bağlı beyin ve sinir zararı nadir görülür, ancak kolloidal gümüş, böbrek zararı mide gerginliği ve başağrısı yapabilir. Gümüşe bağlı en sık görülen problem argyria dır. Deri vücutta biriken gümüş granulleri nedeni ile mavimsi gri renge döner . Konjunktiva ve iç organlar da etkilenmiş olabilir. Bir keze gümüş depolandığında, onu uzaklaştırmanın yolu yoktur bu nedenle renk değişikliği kalıcı olabilir. Şu anda marketlerdeki kolloidal gümüş ürünleri derinizi maviye çevirir mi? Harvard Health yazısında, önerilen oranlarda ve kısa süre kullandıysanız, muhtemelen hayır. Fakat bazı kişiler abartıllı kullanmaktadır. Örneğin, 59 yaşında bir adam siyanotik göründüğü için acile gönderildi. –Mavimsi gri renk kişinin oksijen sıkıntısını gösteren bir belirtidir. Soğuk aldığını hissettiğinden beri ev yapımı Kolloidal gümüş kullandığı ortaya çıktı. Psoriasis Hastalarında Kalp Hastalığı Department of Dermatology, Mayo Clinic, Rochester 12 Nisan 2007. Psoriasis geleneksel olarak sebebi bilinmeyen inflamatuar bir deri hastalığı olarak görülür. Psoriasisin immunopatolojisi ve gentiğindeki son gelişmeler psoriasis hakkındaki bilgilerimizi arttırmıştır. Psoriasis diğer inflamatuar immun hastalıklara benzer, sistemik inflamatuar bir bozukluktur. Sistemik lupus eritematosus veya romatoid artrit gibi diğer immun hastalığı olan kişilerde kalp krizi riskinin arttığı bilinmektedir. Benzer şekilde, psoriasisli hastalarda önceden tanımlanmamış önemli bir mortalite ve morbidite nedeni olarak kalp krizi riski artmış olabilir. Bu gözden geçirme psoriasis hastalarında artmış bir kardiovasküler riskin bulgularını özetlemekte ve bu konudaki bilgi eksikliğinin ana hatlarını belirlemektedir. Sarı beyaz ve gri kıllarda melanin içeren lipozomların lazer epilasyonda renk maddesi olarak kullanıldığı bir çalışmanın değerlendirilmesi. Annals of Plastic Surgery. 58(5):551-554, May 2007. Açık renkli kılların lazer epilasyonu lazeri emen pigment maddesinin azlığı nedeni ile tatmin edici olmayan sonuçlarla, ciddi bir problem olmuştur. Bu çalışmada dışarıdan tekrarlayan lipozomal melanin uygulamaları ile (Lipoxome; Dalton Medicare B.V., Zevenbergschen Hoek, Hollanda) açık renkli kılların diode lazer ile temizlenmesini sağladık. Lipozomal melanin kullanan grupta, ortalama tekrar kıl çıkma oranı 3 tedavi siklusu sonrası %83 iken, tedaviden 6 ay sonra, ortalama terminal kıl sayısı tedavi öncesi ile karşılaştırılırsa %14 azalma göstermiştir. 6 ay sonra %10 azalma gösteren kontrol gruba göre belirgin bir fark görülse de (P < 0.05), klinik sonuçlar hayal kırıklığı yaratmıştır. Melanin
içeren lipozomal sprey in diode lazer tedavisi ile açık renkli kılların
tedavisinde kullanımı kontrol grubuna göre anlamlı bir fark gösterse de.
Klinik olarak bu kadar az fark yaratan pahallı bir ürünün kullanımı
tartışmalıdır. Gebe kadında geniş spektrumlu güneş koruyucuların kloasma dan koruma gücü değerlendirilmiştir. Journal of the European Academy of Dermatology & Venereology, Volume 21,Number 6, July 2007 , pp. 738-742(5) Kloasma, veya melasma, gebe kadınların %50 ila %70 ini etkileyen bir pigment hastalığıdır.Gebelik esnasında etkili bir güneş koruyucu krem kullanılıyorsa ve güneşe duyarlılığı arttırıcı uygun olmayan ürüler kullanılmıyorsa kloasma için ayrıca özel bir tedavi gerekli değildir. Bununla birlikte bu dermatozu güneş koruyucuların engellediğine dair çok az çalışma vardır. 200 katılımcıda 12 aylık çalışma boyunca güneş koruyucuların (SPF 50+, UVA-PF 28) etki ve toleransı değerlendirilmiştir. Tolerans mükemmel olarak bulunmuştur.Çalışmayı tamamlayan 185 hastada,yalnızca beş yeni kloasma vakası görülmüştür.( %2.75), Bu oran daha önceki çalışmada gözlemlenen orandan (%53) daha düşüktür. (aynı araştırmacılar, aynı bölge ve aynı zaman diliminde). Ek olarak, klinik etkinlik katılan gebelerin çoğu ve dermatologlarca konsultasyon sırasında mükemmel olarak değerlendirilmiştir.Daha önce kloasması olan 12 gebenin 8 inde klinik olarak düzelme saptanmıştır. Kolorimetrik ölçümler göstermiştir ki,gebeliklerin sonunda, gebelerin başlangıca göre cildi belirgin olarak açılmış,ve daha az pigmentlidir. Atopik dermatitli çocuklardaki fiziksel büyüme üzerine bir çalışma Palit Aparna, Handa Sanjeev, Bhalla Anil Kumar, Kumar Bhushan, Indian Journal of Dermatology, Venereology and Leprology , 06/11/07 Atopik dermatit kronik, tekrarlayıcı belirgin derecede sekel bırakabilen bir hastalıktır. Atopik dermatitli çocuklarda büyüme geriliğinin görüldüğü bilinmektedir. Buna rağmen Hindistan kaynaklarında bu hastalık için yeterli bilgi yoktur.Hasta çocukların büyüme hızları kontrol grubundan daha düşüktür. Hastaların ortalama vücut ağırlığı değişimi her iki cinsiyette de kontrol grubuna yakın bir benzerlik göstermiştir. Ortalama boy ve kafa çevresi büyümesi aynı yaştaki kız çocuklarında kontrol grubuna göre belirgin olarak düşük bulundu. Aksine, aynı yaşlardaki erkek çocuklarda, bu değerler kontrol grubu ile karşılaştırılabilir veya daha yüksek bulundu. Kızların göreceli olarak erkeklerden daha şiddetli hastalık geçirdiği ve tüm büyüme parametrelerinde daha düşük değerlere sahip olduğu saptandı.Büyüme geriliği çocuklarda hastalığın daha şiddetli formlarında görülmektedir.. Ağır formlar çocukların linear büyümesini geçici olarak bozmaktadır. Atopik Dermatitli Hastalarda Calcineurin İnhibitörleri ve Topikal Steroidlerin kullanımı sonrası Lenfoma Riski Journal of Investigative Dermatology (2007) 127, 808–816. doi:10.1038/sj.jid.5700622; published online 9 November 2006 Sistemik olarak savunma sistemini baskılayıcı ajanlar kullanımı organ nakillerinde lenfoma riskini arttıracaktır. PharMetrics verilerinden topikal savunma sistemi baskılayıcılar ve lenfoma arasındaki bağlantıyı değerlendirmek için atopik dermatitli bir grupta bir kontrol çalışması gerçekleştirdik. Lenfoma vakalarını tanımladık ve her vaka için rastgele seçilmiş takip süresi uygun dört kontrol vakası seçildi. Topikal savunma sistemi baskılayıcıları ve lenfomalara arasındaki bağlantıda risk oranını: odd ratio (OR) saptamak için “şartlı lojistik regresyon”u ve %95 cofidence intervalsı:güven aralığı (CIs) kullandık. 293,253 hasta arasında iki yüz doksandört lenfoma vakası görüldü , hastaların 81’i yirmi yaşından küçüktü. Topikal calcineurin inhibitörleri kullanan kişilerde artmış bir lenfoma riski saptamadık.İlacın faydalı etkisine karşın hastalığın şiddetine etkisinin sonuçlarını çözebilmek zordur. Buna rağmen düzenlenmiş analizde, AD nin şiddeti artmış lenfoma riski ile ilişkili ana faktördür. Akne Vulgarisde Isotretinoin ve Tetrasiklinin in Klinik ve Mikrobiyolojik Karşılaştırması Acta Dermato-Venereologica,Volume 87, Issue 3, May 2007 ,p: 246-254 Bu çalışmanın amacı oral tetrasiklin artı topikal adapalen ve oral isotretinoin’in orta ve ağır derce akne vulgarisde Propionibacterium acnese klinik ve mikrobiyolojik etkilerinin karşılatırılmasıdır. Orta ve ağır derece inflamasyonlu erkek ve kadın akne hastaları çalışmaya katılmış ve rastgele olarak seçilerek 6 ay oral tetrasiklin hidroklorid + topikal adapalene, ve kontrol grubu da oral isotretinoin ile tedavi edilmiştir. Oral tedavi kesildikten sonra antibitikle tedavi edilen grup 2 ay boyunca topical adapalene kullanmıştır. Klinik ve mikrobiolojik değerlendirme yapılmıştır. Mikrobiyal tanı ve değerlendirme için başlangıçta daha sonra tedavinin 2, 4 ve 6 aylarında ve tedavi kesildikten 2 ay sonra deri örnekleri alınmıştır . İsotretinoin ile tedavi edilen hastalar diğer gruba göre belirgi olarak daha uzun remisyon göstermiştir. Dirençli propionibacteria yoğunluğu herhangi bir grupta belirgin bir değişikliğe sebep olmamıştır. Ve dirençli propionibacteria ile klinik cevap arasında bir bağlantı yoktur. Antibiyotik tedavisi dirençli propionibacteria varlığı ile bağımsız olarak isotretinoin tedavisine iyi bir alternatif olarak bulunmuş olsa da isotretinoin tedavi sonrası, uzamış remisyon açısından daha başarılıdır. Vitamin A Kremi Doğal Yaşlanmaya Bağlı Oluşan Kırışıklıkların Düzelmesine Yardım Eder 22 May 2007 (Arch Dermatol. 2007;143:606-612) Archives of Dermatology. Mayıs sayısına göre deriye vitamin A uygulanması ile doğal yaşlanma sonucu oluşan kırışıklıkların düzeldiği ve deriyi oluşturan maddelerin üretiminin artmasının sağlandığı görülmektedir. Yazıda yaşlılığa bağlı olan kırışıklıklar ve kahverengi lekelerin öncelikle güneş gören bölgelerde oluştuğu belirtilmektedir. Yazara göre insan derisi yalnız güneşe değil daha az dramatik olarak yıllara da maruz kalmaktadır. Topikal retinoidler yaşa bağlı oluşan ince kırışıklıkları düzeltiği belirtilmektedir. Suyu tutan ve kollagen üretimini arttıran glikozaminglikanların belirgin olarak uyarılması muhtemelen kırışıklıkların düzelmesinin en önemli sebebidir. Daha fazla deri matriksi üretimi ile , retinol-ile tedavi edilen deri düzelmiş görünümü dışında deri yaralanmalarına karşı daha dayanıklı olacaktır." Şaç kaybı tedavisinde yeni bir gelişim 17 mayıs 2007 Pennsylvania Universitesi Tıp fakültesinde Follica firması tarafından lisanslanan bir teknolojiyle ilk kez normal yetişkin memelilerde tamamen yeni bir kıl folikülü geliştirilmiştir. Scientific journal Nature’un 17 Mayıs tarihli yazısında deney tarif edilmektedir. Moleküler düzeyde yara iyileşmesi üzerinde çalışılarak , Dr. George Cotsarelis ve arkadaşları derinin etkilenen bölgeye göç eden kök hücreler gibi daha ilkel veya embriyonik şekle dönme yeteneği olduğunu keşfetmişlerdir., bu daha önce yetişkinlerde önemi anlaşılmamış olan rejeneratif kapasite ile sağlanmıştır. Araştırmacılar yeni kıl folikülünün oluşuşumu sırasındaki “embrionik pencere” boyunca genetik aşamaları manipule ederek yeni saç folikül formasyonunun uzunluğu dahil olmak üzere rejeneratif cevabı kontrol edebiliyorlar
Ergenlikte Fizyolojik Stres, Sebum Üretimi ve Akne Vulgaris İle
İlgili Bir Çalışma Acta Dermato-Venereologica Volume 87, Issue 2, March 2007 135-139 Sebum üretiminin gençlerde görülen aknede büyük bir rol oynadığı düşünülmektedir. Psikolojik stresler; akneyi alevlendirebilir; ancak stress ve artmış sebum üretimine bağlı akne alevlenmesi ile stres arasındaki bağlantı tam olarka bilinmiyor. Bu çalışmanın amacı were to determine: Adölesanlarda eğer psikolojik stress artmış sebum üretimi ile bağlantılı ise; ve Eğer stress artmış akne şiddeti ile ilişkili ise, artmış sebum üretimi ile beraber veya bağımsızsa. Singapurda doksan-dört ortaokul öğrencisi (ortalam yaş 14.9 ) bu toplu çalışmada yer almıştır. Yüksek stress durumları boyunca (yıl ortası sınavı öncesi) ve düşük stress durumlarında (yaz tatilinde), değerlendirmeler yapıldı Adölesanlarda psikolojik stresslerin sebum üretim miktarını arttırmadığı görülmektedir. Bu çalışma özellikle erkeklerde stress ve papulopustuler akne şiddeti arasında belirgin bir bağlantı olduğunu göstermektedir. Stressle bağlantılı artmış akne şiddeti sebum miktarı dışındaki faktörlerin bir sonucu olabilir. Postherpetik Nevralji Bulguları Post herpetik nevralji (PHN) zona hastalığının sık bir komplikasyonudur. Her yıl ABD de bir milyon yetişkinde zona görülür ve artan yaşla, yaklaşık yüzde yirmisinde post herpetik nevralji ve inatçı ağrı şikayetleri gelişir. Zonanın kendisi sinir köklerinin ağrıya ve genellikle vücudun tek tarafında band şeklinde bir döküntüye neden olan viral bir enfeksiyonudur. Zona enfeksiyonu üç bölümde incelenbilir: -- Döküntü öncesi faz - erken semptomlar yanma kaşıntı ve genel bir rahatsızlıktır. -- Akut döküntü fazı - deri lezyonları görülür ve şiddetli ağrı olabilir. -- Kronik faz - Ağrı lezyonlar kabuklandıktan sonra 30 gün veya daha fazla devam edebilir. Son dönemde Post herpetik nevralji (PHN) otuz gün veya daha fazla sürer. Zonadan daha ağrılıdır ve bazen tolere etmek çok zor olabilir. Bu nedenle zonanın kendisini erken dönemde tedavi etmek çok önemlidir.(döküntü sonrası üç gün içinde) hastalığın süresini kısaltmak bu komplikasyonların riskini ve şiddetini azaltacaktır.Ağrı sinir hasarına bağlıdır. Varicella zoster virusu bu zarardan sorumludur. Sinir lifleri deriden beyine mesaj gönderirler ama sinir lifleri zarar görürse mesaj bozulur. Vücut bu karışık mesajı ağrı olarak algılar. Bununla birlikte birçok kişide PHN ye bağlı ağrı yavaş yavaş azalır bu bazen aylar alabilir. Çok kötü vakalarda nadiren yıllar da sürebilir. PHN de En önemli faktör zonaya yakalanan kişinin yaşıdır. 55 yaşlarında, %25 oranında PHN gelişecektir. 60 yaşında bu oran % 50ye 70 yaşında %70 e yükselir. 70 yaşın üzerindeki hastalarda ağrı %48 oranında bir yıldan fazla sürer. Kadınlar beyaz ırkta 4 kez daha duyarlıdır. Öldürücü bir durum olmasa da ağrı bazen öylesine şiddetli olabilir ki normal yaşamı aylarca engelleyebilir ve sıklıkla yaşamlarının bu döneminde aile üyelerini veya profesyonel bir yardımcının deteğine ihtiyaç duyarlar. Eğer PHN niz varsa, zarar görmüş sinir lifleriniz karışık ve cildinizden beyine uyarılmış ağrı mesajları gönderilir. Etkilenmiş bölge en hassas dokunuşa bile duyarlı hale gelir. Bazı insanlar yaşamlarının geri kalan döneminde post herpetik nevralji ile yaşamak zorunda olsa da , çoğunlukla 5 yıl içinde tedricen azalması beklenmektedir. Yeni Tedavi Seçeneği Tüm Dünyada Hiperhidrosis (Aşırı Terleme) şikayeti olan milyonlarca kişi için umut vaadediyor. (www.aans.org) Tahminen tüm dünya nüfusunun % 3ü yaklaşık 197 milyon insanın aşırı terleme (hiperhidrosis)şikayeti vardır.Bu insanlar çoğunluğuna doğru tanı ve tedavi de uygulanmamıştır. Hiperhidrosis kişinin normalden üç ila dört kez fazla terlediği tıbbı bir durumdur. Bu toplum içinde utanmaya sosyal ve psikolojik problemlere sebep olabilir ve bu sorun ağır vakalarda günlük yaşamı engelleyebilir. Hiperhidrosisin tam nedeni bilinmemektedir, fakat araştırmacılar derideki ter bezlerine sinyal gönderen sinirlerin aşırı aktivitesine bağlamaktadır. Bu durumun etkilediği tipik bölgeler: avuçiçleri (palmar hyperhidrosis), koltukaltı(axillary hyperhidrosis), yüz(facial hyperhidrosis),veya ayaklardır (plantar hyperhidrosis). Hiperhidrosis tedavisi etkileyen bölgeye göre değişir, fakat genel olarak uygulanan tedaviler şunlardır: Topikal veya oral ilaçlar, iontoforezis, botulinum toksin (Botox) enjeksiyonları, ve bu cerrahi dışı tedaviler etkisiz kaldığında -cerrahi. Phoenix deki Barrow Neurological Institute Araştırmacıları Mayıs 1996 ve Nisan 2005 yılları arasında ardarda gelen ve hiperhidrozis için bilateral sempatektomi uygulanan 300 hastayı analiz ettiler. 129 hastada palmar hyperhidrosis, 11'inde aksiller hiperhidrozis, ve 160 hastada hem aksiller hem de palmar hiperhidrozis mevcuttu. Hastaların ortalama yaşı 27.9 du. Yaklaşık 10.3 ay boyunca klinikte, telefonla veya yazılı olarak takip edilmişlerdir. Çalışmada incelenen 300 hastadan şu notlar alınmıştır: Palmar ve aksiller hiperhidrozis de %99.3 başarı görülmüştür .-- Operasyon sırasında iki hastada ciddi aritmiler ve bir hastada ameliyat sonrası depresyon görülmüştür. -- Dokuz hastada operasyon sonrası pnomotoraks görülmüş bunların beşinde tüp takılması gerekmiştir. -- Dört hastada plöral yapışıklık riskine karşı göğüs tüpü takılmıştır. -- Ağır kompansatuar hiperhidrozis 16 hastada görülmüştür. En sık yan etkidir.Vücut operasyon yapılan yerlerden terleyemez bunu telafi etmek için diğer bölgelerdeki terlemeyi arttırır. -- Yedi hastada Horner sendromu gelişmiştir. Horner's sendromu müdahale sırasında sinirlere zarar verilmesi veya kesilmesi sonucu oluşur. Aynı tarafta yüzdeki terlemede azalma göz kapaklarında düşme göz bebeklerinde küçülme görülür. Bazen bu bulgular geçici olabilir haftalar ya da aylar içinde düzelebilir ancak bazen kalıcıdır.-- Altı hastada kostalar (kaburgalar) arasındaki sinirlere zara verilmesi sonucu interkostal nöralji gelişmiştir."Diğer tedaviler etkisiz kaldığında ciddi koltukaltı ve avuçiçi terlemelerinde, torakoskopik sempatektomi etkili ve düşük-morbiditeli bir tedavidir, Dr. Lekovic Çinko Tuzları Verneuil's Hastalığı (hidradenitis Suppurativa) Tedavisinde Etkilidir Journal of Dermatology de yayınlanan bir pilot çalışmada, verneuılın hastalığında çinko tuzunun etkin tedavi sağlayabildiğini gösterdiği bildirilmiştir.Verneuılın hastalığı , yaşamın kaliteside ciddi bir etki gösteren apocrıne ter bezlerini kapsayan kronik , suppuratıve bir cilt hastalığıdır. Bu hastalık için hiçbir standart tedavi yoktur ve genellikle yazılan ilaçlar , zayıf etkilidir. Bundan dolayı çinko tuzu temelinde yeni bir tedavi yaklaşımı ile 22 hasta incelendi , bunlar Hurley sınıflamasına göre 1 ve 2.seviye hastalardı. Tüm hastaların önceki tedavileri başarısızdı. Hasta , günlük 90 mg çinko glukonat( 15 mg , günde 6 kez ) ile değerlendirildi. Tüm
hastalardan kliniksel yanıt alındı , 8 tam düzelme ve 14 kısmi düzelme
gözlendi . Tam düzelme olanlarda tedavi dozu, zamanla azaltıldı.
Hastalığın şiddetine bağlı olarak günde 2-4 kapsüle düşülünce
alevlenmeler görüldü , Dozaj , tekrar arttırıldığında hasta tekrar
düzeldi.Buna bağlı olarak ilacın tedavi edici olmaktan çok baskılayıcı
olduğu düşünüldü.Hastaların çoğu tedaviye iyi tolerans gösterdiler . Bu
tedavi ,kronik hastalıkta yaşamın kalitesini büyük ölçüde etkilediği
için önemlidir. http://www.karger.com Gebelik süresince annenin aldığı gıdalarin 2 yaşındaki çocuğuna egzema ve allerjik duyarlılık yönünden etkileri Stefanie Sausenthaler, Sibylle Koletzko, Beate Schaaf, Irina Lehmann, Michael Borte, Olf Herbarth, Andrea von Berg, H-Erich Wichmann, Joachim Heinrich for the LISA Annenin gebelik süresince aldığı yiyeckler çocukluk alerjisini belirleyen faktörlerden biri olabilir. Son 4 hafta yenilen yiyecekler çocuğun iki yaşındaki alerjik duyarlılık ve egzeması arasındaki bağlantı 2641 çocuk üzerinde araştırıldı. Anne tarafından son dört haftada yüksek margarine ve bitkisel yağ alımı pozitif , balık yenmesi ise çocukta ilk iki yılda egzema oluşumu ile negatif bir bağlantı gösterir. Yüksek kereviz ve turunçgil alımı besin alerjenlerine duyarlılık riskini arttırır. Sırasıyla, solunum alerjenlerine duyarlılık annenin yüksek oranda kızartma yağı , çiğ tatlı biber ve turunçgil alımı ile ilişkilidir. Çocukta allerjik hastalık oluşumu, gebelik sırasında allerjik yiyecekler ve n-6 poliaansatüre yağ asitlerinden zengin gıda alımı ile artarken, n-3 poliaansatüre yağ asitlerinden zengin gıda alımı ile azaldığı düşünülmektedir. Dapsone akne tedavisinde etkili
%5lik dapsone(Acsone) akne tedavisinde etkili olduğu bulundu.12 yaşından büyük akne vulgarisli 3010 hasta üzerinde yapılan 12 haftalık bir çalışmada, hastaların izlendiği 3 ay boyunca ciddi bir yan etkiye rastlanmadığı bildirildi. Dapsone özellikle tıpta lepra , pnömosistik pnömoni idiopatik trombositik pupura, toxoplazmozis tedavisinde tablet şeklinde kullanılan eski bir ilaçtır. Psoriasis hastalarının, Diabet Ve Ciddi Kardiovasküler Hastalıklara yatkınlığı American Academy of Dermatology 23 Apr 2007 Yaptığımız çalışmalarda psoriasis, ile diabet ve aterosklerosis arasında bir bağlantının ortaya çıktığını vurgulamak önemlidir. Biz bu bağlantının neden olduğunu veya belli yaş gruplarında ve kadında her iki durumun neden daha fazla risk içerdiğini saptamadık," diye ekliyor Dr. David. "Bizim bulgularımızla diabetes veya aterosklerosis gelişimine yatkın hastalarda psoriasis tedavisi veya ağır psoriasis hastaları arasındaki daha yüksek obesite ve sigara içme sıklığı ile ilgili bağlantıyı açıklayan önceki raporlar hakkında yeni sorular ortaya çıkmaktadır. Sebebe bakmaksızın, bu bağlantının halk sağlığı konusunda büyük bir önemi mevcuttur.ve psoriasisli tüm hastaların tedavisini de etkileyecektir."
Glukokortikoidler cilt reaksiyonunu durdurmak için nasıl çalışır? Dermatology News 21 Apr 2007 Gunther Schutz German Cancer Research Institute, Heidelberg, Germany. Metaller veya zehirli sarmaşık gibi cildine temas eden bazı şeylere allerjik olan kişiler (bu durum kontakt dermatit olarak bilinir), ağızdan alınan veya cilde krem olarak uygulanan glukokortikoidlerle tedavi edilir. Allerjik maddeye olan inflamatuar cevabın bastırılmasında glukokortikoidler işe yaramaktadır, fakat kontakt dermatitde bunu tam olarak hangi hücrelerle ve nasıl yaptığı belirlenmemiştir. Yapılan
çalışmalarda Glukokortikoidler makrofajlar ve nötrofiller gibi immun
hücrelerdeki glukokortikoid reseptörlerine bağlanarak . IL-1-beta,
MIP-2, MCP-1, ve IP-10 gibi faktörlerin salınmasını engeller. Bu
maddelerin dışarıdan verilmesi kontakt dermatitdeki glukokortikoid
etkisini yok eder Bu nedenle uzmanlar bu maddelerin makrofaj ve
nötrofillerden salınımın önlenmesine odaklanmanın daha spesifik bir
tedavi sağlayacağını ve glukokortikoidlerin yan etkilerine maruz
kalmaktan kurtulunacağını belirtmektedirler. Ağız Ülserleri İçin Potansiyel Tedavilerin Klinik Çalışmalar ile Değerlendirilmesi (Arch Dermatol. 2007;143:463-470, 472-476.) (Arch Dermatol. 2007;143:519-523.)
Yapılan bir çalışmada (Martin H. Thornhill, M.B.B.S., Ph.D., of the University of Sheffield School of Clinical Dentistry, Sheffield, England) pentoksifilin kullanan hastalarda plaseboya göre daha az ülser gelişmesi ve daha az şikayet görülse de anlamlı bir fark olmadığı ve halsizlik başağrısı mide bulantısı taşikardi gibi yan etkileri sebebi ile uzmanlar tarafından aftöz stomatit tedavisinde ilk seçenek olarak görülmemektedir. Yapılan
başka bir çalışmada da (Thierry Passeron, M.D., and colleagues at the
University of Nice, France)oral eroziv liken planuslu hastalara %1
pimekrolimus kullanılmış pimekrolimus kullanan hastaların semptomlarında
orta dereceli düzelme görülmüş .Çok az yan etkiye rastlanmış.Ancak daha
fazla kişide daha çok çalışma yapılması gerektiği uzmanlarca
belirtilmektedir. Erken dönemde Dermatoloji Uzmanlarınca Melanomanin saptanması , Daha uzun yaşam oranı (Arch Dermatol. 2007;143:488-494.) Archives of Dermatology, Nisan sayısında dermatoloji uzmanlarınca melanomların uzman olmayanlara göre daha erken safhada farkedildiği ve hastaların beş yıllık yaşam şanslarının arttığı bildirilmektedir. Melanoma Amerika birleşik devletlerinde 52 erkekten birinde ve 77 kadından birinde yaşamlarının bir döneminde görüldüğü tahmin edilmektedir. Eğer tümör daha ince olduğu (1mm kalınlıktan ince) erken safhada uzaklaştırılırsa, hastaların % 90 tedavi şansı mevcuttur. Bununla birlikte, tümörün yayıldığı metastastik melanomada cerrahi ve kemoterapi uygulansa da beş yıllık yaşam şansı %20 den azdır. Michelle L. Pennie, M.D., Emory University School of Medicine, Atlanta, 2020 hastayı incelediler Dermatoloji uzmanına gelen hastaların hayatta kalma süreleri daha fazlaydı çünkü tümörün ince olduğu daha erken safhada yakalanabiliyordu. "0.86mm ile 1mm arasındaki fark klinik safhalarla bağlantılı olmasa da tümör kalınlığı hasta yaşam süresinin güçlü bir belirleyicisidir” "Bu sonuçlarla ,özellikle melanom riski fazla olan daha yaşlı hastaların dermatoloji uzmanlarına başvurma sayısının artması sağlık politikaları yönünden melanoma ile ilgili sağlık sonuçlarının iyileşmesini sağlayabilir. diye belirtiliyor Mutlu Ayaklar: Sağlıklı ayaklar için 10 ipucu University of California, Los Angeles (UCLA) İnsan ayağı bir biomekanik mühendislik harikasıdır. Çoğumuz değerini onu kaybetmeden yada bir sorun olmadan anlamayız. Sıradan bir insan yaşamı boyunca dünyayı iki kez dolaşacak kadar yürür Bu ayaklarının üzerinde uzun bir süredir. Podiatri uzmanları komplikasyonlar olmadan sağlıklı bir şekilde kalmak için bazı ipuçları veriyorlar 1. Ayaklarınızı düzenli olarak renk ve görüntü değişikliği yönünden kontrol edin. 2. Ayak hijyenine dikkat edin, parmak aralarını yıkayın ve kurutun. 3. Cildi nemlendirim. Sıcak hava ve açık ayakkabılar derinin hızlı nem kaybetmesine ve çatlamalara neden olur. Normal yağlı kremler işinizi görür. 4. Ayakkabılar size uygun ölçüde olmalıdır. Farklı üreticilerin size uygun olan numaraları farklı olabilir. Ayakkabıları ayakların en büyük olduğu günün geç saatlerinde alın. Daima en rahat olduğunuz ayakkabıyı alın.
5. Ayak ağrısını önemseyin. Belli bir süre içinde geçmeyen yada artan şikayetler bir doktor tarafından değerlendirilmelidir. 6. Ayak tırnaklarını düz olarak kesin. Köşeleri kesmeyin bu şekilde tırnak içeriye doğru büyüyebilir. Tırnak törpüsü ile keskin ve pürüzlü kısımları kibarca temizleyin. 7. Egzersiz. Yürüyüş kiloları kontrol altında tutmak ve ayakların sağlığı için harika bir yöntemdir. Egzersiz sırasında spor ayakkabıların uygun olduğuna emin olun. 8. Ayakkabılarınızı hergün değiştirin. Ayaklardaki ter bezleri nedeni ile ayakkabılarınız teri emecektir. Bu nedenle onların tamamen kurumasına izin vermek önemlidir. 9. Ayaklarınızı enfeksiyonlar ve travmadan korumak için çıplak ayak yürümekten kaçının. 10. Sandalet gibi açık ayakkabılar giydiğinizde güneş koruyucularla ayaklarınızı yanıklara karşı koruyun.
Journal of Dermatology, Volume 34,Number 5, May 2007, pp. 308-314(7) Bu çalışma behçet hastalığı ve hastalığın klinik belirtileri ile bazı oksidatif stress parametreleri ve bunun yanısıra hastalığın ağırlığı ile arasındaki muhtemel ilişkiyi ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Hastalarda ve kontrol grubunda Serum malondialdehid, glutatyon, seruloplazmin, bakır ve çinko seviyeleri belirlendi. Behcet hastalarında malondialdehid ve bakır artarken glutatyon ve çinko seviyeleri düşmüştür. Orta ve hafif düzey hastalara göre ağır Behçet hastalarında serum çinko seviyeleri daha düşük bulunmuştur. Serum malondialdehid seviyeleri ile oral ülserlerin sıklığı şiddeti ve süresi arasında pozitif bir bağlantı bulunmuştur. Glutatyon seviyeleri ise klinik belirti indeksi ve tüm oral ülser parametreleri ile ters bir bağlantı göstermektedir. Çinko seviyeleri klinik belirti indeksi ve paterji testi pozitifliği ile ters bir bağlantı göstermektedir. Bakır seviyeleri oral ülser sayısı ile pozitif bağlantı göstermektedir. Oksidatif stres parametreleri hastalığın şiddeti ile bir bağlantı göstermese de hastalığın belirtileri ile bir bağlantı görülmektedir. Bu da oksidatif stresin Behçet hastalarındaki önemini ortaya koymaktadır. Melazma’nın vasküler özellikleri Department of Dermatology, Ajou Univ. School of Medicine, 5 Wonchon-Dong, Yeongtong-Gu, Suwon 443-721, South Korea ,24 Jan 2007 Yapılan bu çalışmada melasmada en önemli bulgunun artmış vaskularite olduğu bildirilmektedir. Melazma’da “vascular endothelial growth faktör”ün bunun en önemli sebebi olabileceği bildirilmiştir. Epinephrinin periorbital kırışıklıklarda botulinum toxin tedavisine etkisi ile ilgili pilot bir çalışma Dermatologic Surgery, Volume 33,Number 4, April 2007, pp. 461-468(8) Hiperaktif kasların botulinum toxin type A enjeksiyonu ile gevşetilmesi birleşik devlelerde en sık olarak uygulanan kozmetik işlemdir. Yapılan çalışmalar göz çevresi kırışıklıkların botulium toxin ile tedavisinde epinefrin eklenmesinin etkinin ortaya çıkma hızını ve kısa dönem etkinliğini arttırabileceğini ortaya koymuştur. Düzenleyici T hücreleri Pemphigus Vulgaris’de ciddi oranda azalmıştır. (09 Nisan 2007) Bu, "Dermatology"dergisinde yayınlanmış ciddi oranda T hücre azalmasının otoimmun veziküllü bir hastalık olan pemphigus vulgaris, patogenezinde rol aldığını gösteren yeni bir çalışmadır T hücre oranları Pemfigus Vulgaris hastalarında kontrol grubuna göre yaklaşık 10 kat daha azdır., Bu gözlem daha sonra Pemfigus Vulgaris hastalarındaki T hücrelerinde hem kısalmış gen hem de CD4+CD25+ deki Foxp3 protein yapımında onaylanmıştır. Bununla birlikte, Pemfigus Vulgaris patogenezinde T hücrelerin rolünü açığa çıkarmak için ek çalışmalar gereklidir Cinsiyet ve cilt kanseri http://medicalcenter.osu.edu/ 02 Apr 2007 Ohio State University Medical Center. Araştırmacıları erkeklerde belirli tip cilt kanserlerinin kadınlara göre üç kat daha fazla görülme nedeninin daha fazla güneş ışına maruz kalamak yerine doğuştan gelen cinsiyet farklılığı olabileceğini söylüyorlar. Squamous hücreli kanser Amerika birleşik devletlerinde yılda 200.000 yeni vaka ile ikinci en sık cilt kanseri nedenidir, Melanomadan daha fazla olmasına karşın onun kadar endişe verici değildir. Halen, özellikle tarnsplantasyon yapılan veya HIV pozitif olan immun sistemi baskılanmış bazı hastalarda ölümcül olabilmektedir, Birçok çalışma squamous hücreli cilt kanseri riskinin kişinin güneşte kalış miktarı ile arttığını göstermiştir. Erkekler dışarıda daha fazla zaman geçiriyorlar ve kadınlardan daha az güneş koruyucu kullanıyorlardı bu nedenle yıllardır, araştırmacılar yaşam biçimindeki farklılığın cinsiyetler arsındaki SCC sıklığındaki farkı yarattığını kabul etmişlerdi . Bu doğru olabilirken, Ohio eyaletindeki bilim adamları daha da önemli bir faktörün ciltte doğal olarak bulunan antioksidanların miktarının cinsiyete bağlı farklılığa sebep olabileceğini gösterdiler.Psoriasis de FDA onayı Adalimumab’ın plak tipi Psoriasis tedavisinde kullanımını onaylandı. Bu ilaç romatoid artrit, psoriatik artrit ve anklozan spondilitde kullanımı avrupa ve amerikada onaylanmış tek insan monoklonal antikorudur. Fazla salgılandığında bir çok immun hastalığında önemli rol oynayan Tumor necrosis factor alpha (TNF-α)’i bloke ederek etkisini gösterir. İnternetten ilaç satın almak FDA internetten roaccuttane alımı ve kullanılmasının yaratacağı tehlikeleri anlatmak için özel bir web sayfası açtı www.fda.gov/buyonline/accutane Estetik Dolgu maddelerinin komplikasyon ve yan etkileri Seminars in Cutaneous Medicine and Surgery Volume 26, Issue 1 , March 2007, Pages 34-39 Yüz gençleştirme işlemleri içersinde dolgu, önemli bir yer tutmaktadır. Uygun teknikle uygun hastada uygulandığında, kullanılan maddeler yüz yaşlanmasını dramatik olarak geri çevirir. Bununla birlikte,uygulanan her maddenin sınırlarını ve uygulama derinliğini bilmek çok önemlidir. Sık komplikasyonlar, morarma, asimetri ve yüzeyel kabarıklıklardır. Sonradan oluşabilen granulomlar daha çok yarı geçirgen dolgu maddelerinde görülür. Gözlem, yardımcı dolgu maddeleri, steroid injeksiyonları, ve cerrahi müdahale bu yan etkileri düzeltmek için yapılan alışılmış müdahalelerdir. Pemphigus vulgarisde, kulak burun boğaz bulguları British Journal of Dermatology, Volume 156,Number 4, April 2007, pp. 733-737(5) Pemphigus vulgaris hastalığı mukozal yada mukokutanöz formlarada görülebilen bir hastalıktır. Kulak ,burun ve boğaz tutulumu sıklığı net olarak tanımlanmamıştır. Yanlızca birkaç vaka rapor edilmiştir. KBB endoskopisi sayesinde basit bir muayene ile daha geniş mukoza bölgelerinde inceleme yapmamızı sağlanacaktır. Biz rutin olarak PV hastalarına bu muayenenin uygulanmasını öneriyoruz. Bu, bizim hastalığın durumu hakkında çok daha detaylı bilgi sahibi olmamızı sağlayacak, hastaya daha doğru teşhis konulabilecek,daha iyi ilaç ve doz seçimi yapılabilecek ve sonuçta tedaviye daha iyi yanıt alabileceğiz. Fumarik asit esterlerinin ağır psoriasislerde kullanımı Clinical & Experimental Dermatology, Volume 32,Number 3, May 2007, pp. 246-249(4) Fumarik asit esterleri (FAEs) diğer sistemik ilaçların kontrendike olduğu yada etkisiz kaldığı hastalarda etkili bir alternatif tedavi seçeneği sunmaktadır. Tedavisi güç psoriasis vakalarında düşük toksisitesi ve karaciğere toksik etki yapmaması nedeni ile FAE, makul bir ilk seçenek sistemik ilaç olabilir. Çocuklarda pulsed dye lazer ile siğil tedavisi Pediatric Dermatology, Volume 24,Number 2, March/April 2007, pp. 177-181(5) Viral siğiller en sık görülen pediatrik deri hastalıklarından biridir ve farklı yöntemlerle tedavi edilmektedir. Her ne kadar pulsed dye laser tedavisi güvenilir ve etkili bir yöntem olarak bilinse de, bildirilen tedavi oranları farklıdır, ve yalnızca pediatrik hastaları incelemiş bir çalışma da yoktur. Biz çalışmamızda bu yöntemi ilk seçenek olmasa da çocuklarda görülen siğil tedavisinde güvenli, nispeten etkili ,ek bir tedavi yöntemi olduğunu bulduk. Erken dönem allerjene maruz kalma ve atopik egzema British Journal of Dermatology, Volume 156,Number 4, April 2007, pp. 698-704(7) Yaşamın erken döneminde kapalı alanlardaki aeroallerjenlerlere maruz kalma ile ardından gelişen egzema arasındaki bağlantı çok açık değildir. Daha önce yaşamın erken döneminde ev tozlarına ve kedi tüyüne maruz kalma ile bu allerjenlere duyarlılaşma arasında belirgin bir bağlantı gösterememiştik. Aynı zamanda 2 yaşındaki çocukta daha önce aile tarafından bildirilmiş doktor tarafından tanımlanmış bir egzemanın daha yüksek ev tozu konsantrasyonunda daha az görüldüğünü rapor etmiştik. Diğer çalışmalarda olduğu gibi , ailesel allerji hikayesinin egzemaların ortaya çıkışışı ile pozitif bir bağlantısı olduğu gibi,eğitim düzeyi yüksek anne ve daha az kalabalık evlerle de ilişkisi vardı. Ev tozlarına ve kedi tüylerine erken dönemde maruz kalma ile tanımına bağlı kalmadan egzema ile açık bir ilişki kurulamamıştır. Yapılan örneklemelerde ev tozuna daha fazla maruz kalanlarda egzema görülme oranları daha düşük bulunmuştur.Allerjenler ile yaşamın erken döneminde ardından oluşan egzema arasında açık bir ilişki bulunamamış olmasına rağmen , allerjene maruz kalma egzemanın en önemli nedenidir düşüncesine karşı tartışmalar devam etmektedir. Eğer daha yüksek miktardaki ev tozunun daha az egzema oluşturduğu onaylanabilirse, araştırmacılar erken çocukluk döneminde ev tozunu azaltarak paradoksal olarak ardından gelişecek egzemayı arttıracaklardır. Kaşıma ve zararlı ısı uyaranı insanlarda kaşıntıyı engeller: Psikofiziksel bir çalışma British Journal of Dermatology, Volume 156,Number 4, April 2007, pp. 629-634(6) Kronik kaşıntılı hastalar kendilerine kaşıntıyı giderebilmek için yaratıcı yöntemler bulmaktalar. Sıklıkla çok soğuk ya da çok sıcak duş gibi ağrılı uygulamalar, çok sert kaşıma gibi mekanik uygulamalar yapabilmekteler. Yapılan çalışmalar bu zararlı uygulamaların kaşınan bölgeye uygulanmasa da kaşıntıyı geçirebileceğini göstermiştir. Güneş koruma faktörü ve kullanılan güneş koruyucu miktarı arasındaki ilişki British Journal of Dermatology, Volume 156,Number 4, April 2007, pp. 716-719(4) Güneş koruyucuların SPF oranları cm−2 ye 2 mg uygulanılacağı düşünülerek hesaplanmıştır. Ancak güneşlenen kişiler genellikle 0·5 mg cm−2 kullanırlar.Bu çalışmaya göre sürülen miktar ve SPF arasında karesi ile doğru orantı mevcuttur. Yani yarısı kadar sürdüğünüzde SPF oranı 4 kat azalacaktır. Aynı şey tersi içinde geçerlidir. Vitiligo ve otoimmun hastalıklar http://www.sgul.ac.uk/ (22 Mart 22 edition The New England Journal of Medicine) Yapılan yeni bir çalışmada kronik deri hastalığı olan vitiligo ve muhtemelen diğer otoimmun hastalıklar ve bir gen arasında bağlantı saptanmıştır. Vücut savunma sisteminde viral ve bakterial enfeksiyonlara karşı alarm verilmesini sağlayan NALP1 adındaki bu geninaraştırılması sonucunda vitiligo ve diğer otoimmun sistem hastalıklara yatkınlıkta kilit rol oynadığı ileri sürülmüştür. Güneşlenme Bağımlılık yapıyor mu? (AAD) Bronzlaşma bağımlılık yapıyor, Washington Ünive€rsitesinden Dr. Robin L. Hornung 385 öğrenci üzerinde yaptığı çalışma sonucunda güneş veya solaryum ile bronzlaşan kişilerde %18 oranında bağımlılık görüldüğü bildirildi.Özellikle solaryuma bağlı bu etkinin daha fazla görülmesi nedeni ile bu tür merkezlerde yeni yasal düzenlemeler gerektiği bildirildi. Dana Farber kanser enstitüsündende yapılan bir açıklamada ise Melanomalarda en önemli risk faktörü bronzlaşamamaktır. İnsan vücudundaki önemli bir protein olan p53 cildin bronzlaşmasını sağladığı ama bir tür endorfin salgılatarak güneşte kalma isteği oluşturarak cilt kanserlerinde bir artışa neden olabileceği bildirildi. Sigara ve Cildiniz (Archives of Dermatology, 2007; 143:397-402) University of Michigan Health System tarafından yapılan bir araştırma sonucuna göre sigara içenlerin ciltlerinin güneş görmeyen bölgelerinde de cilt yaşlanmasının arttığı saptanmıştır. Öldürücü bir kanser tipi olan metastatik melanomada kullanılmak üzere geliştirilen radyo işaretli bir antikorla yapılan yeni bir tedavinin insanlar üzerinde denenmesi için Pain Therapeutics adlı bir israil firmasının gerekli izinleri aldığı bildirildi.( http://www.paintrials.com) Emory University School of Medicine Dermatoloji departmanından yapılan açıklama ile ,hücre sinyal molekülü “Akt “ adında en ciddi cilt kanseri olan melanomun yayılmasınını sağlayan bir faktörün saptandığı belirtildi. Özel bir genle ilişkili bu faktörün saptanmasının ileriki dönem anti kanser tedavilerinin gelişiminde önemli olduğu vurgulandı. Lev ilaç, şirketince ataklarla seyreden ölümcül olabilen akut herediter anjioödemin tedavisi için yeni bir C1-esteraz inhibitor Faz III çalışmalarından pozitif sonuç aldıklarını bildirdiler .Bu hastalığın akut ataklarında şuan için resmen kabul edilmiş bir tedavi bulunmamaktadır. Akne ve stress için bu güne kadar yapılan en büyük çalışmada yüksek stress seviyesindeki gençlerde akne şiddetinin %23 oranında artmış olduğu saptandı. (Wake Forest University School of Medicine) Journal of Periodontology Mart sayısındaki bir yayına göre fotodinamik tedavi periodontal bakterial hastalıkların tedavisinde etkili olabilir. Hatta antibiyotiklerden veya mekanik yöntemlerden daha iyi bir seçenek olabileceği belirtildi. |
This site was last updated 01/20/12