© WWW.CILTUZMANI.COM    Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Made by Babur
Cilt Uzmanı Uzm. Dr. Babür Süer Dermatoloji & Estetik Dermatoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Bazı ülkelerde ayrı bir dal olsa da birçok ülkede  dermatoloji ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar   kombine edilmiştir. Bu hastalıklar: Sfiliz, Gonore,  AIDS, Klamidya enfeksiyonu,Pelvik inflamatuar hastalık,  Vajinitis, Şankroid, Viral siğiller, Genital Herpes Simplex ve  Hepatitis C, Vulval ve perianal dermatozlar, penil ve skrotal  dermatozlardır. Bu hastalıkların bir kısmı için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel  nitelikli yakın teması iken (genital siğil, herpes simpleks, vajinit gibi), diğer bir  kısımı ek olarak kan yoluyla (AIDS ve hepatit B'nin virüsü taşıyan kanın  nakledilmesiyle bulaşması gibi, anneden bebeğine henüz doğmadan frengi  bulaşması gibi) ve cinsel ilişki dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir  (anneden bebeğine doğum esnasında ya da doğum sonrasında emzirme ve  bakım esnasında bulaşan genital siğil, herpes simpleks ve aile içinde günlük  yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşan hepatit B gibi).

Sfiliz ( Frengi)

Trepenoma pallidum denen bir etken tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Cilt belirtileri 3 safhada görülür. Nadiren doğum sırasında yada kan transferi ile gelişebilse de asıl bulaşma yolu cinsel ilişkidir.   Primer Şankr: Cinsel ilişkiden yaklaşık 3 hafta sonra ağrısız ülsere düğme şeklinde bir kabarıklık gelişir. Bu lezyon genellikle temas yeri olan genital bölgededir. Ancak bazen oral ya da anal bölgede de olabilir. Bölgesel lenf bezleri büyümüştür. Eğer tedavi edilmezse de 6 hafta içinde bu safha kendiliğinden geçer. Kan tetkikleri 4.haftaya kadar temizdir. Ancak yaradan (şankr) alınan örneklerde bakteri görülebilir.              İkinci safha: ilk yaranın çıkmasından 4-12 hafta sonra başlar. Gövde kol ve bacaklarda, avuç içleri ve ayak tabanlarında ufak pembe  bakır renkli kaşıntısız çok sayıda ufak kabarcıklar bazen güve yeniği gibi saç dökülmesi oluşur. Ama çok farklı şekillerde lezyon oluşturabilir. Genital bölgede siğil şeklinde ya da kabarcık şeklinde lezyonlar fark edilebilir. Tedavi edilmez ise 1-3 ayda kaybolur. Kan testleri (RPR,TPHA,VDRL)pozitiftir.   Üçüncü safha:(tersiyer safha) Genellikle yıllar süren belirtisiz gizli bir dönem sonrası tedavi edilmemiş sfiliz hastalarının %40'ında  geç lezyonlar gelişir. Yüzde ve sırtta bazen kabuklanmalarla birlikte  görülen yuvarlak şekilli ağrısız nodüller. Deri altında granulamatöz gom denen lezyonların oluşturduğu, yüzde boyunda ve baldır bölgelerinde yaralar ve yara izlerinden oluşan bir görüntü vardır. Ancak asla tam olarak iyileşmezler. Kalp ve damar sistemi ve sinir sistemi de tutulmuş olabilir.   Birinci ve ikinci safhada hastalık, 10 gün süre ile procain penisilin veya tek doz 2,4 milyon ünite benzatin penisiln tek doz verilerek  tedavi edilir. Penisilin alerjisi varsa  tetrasiklin, doksisiklin, seftriakson yada ertromisin kullanılabilir. Hasta diğer genital yolla bulaşan hastalıklar yönünden değerlendirilmeli ve yakından izlenmelidir.2 yıl süre ile 6 ayda bir serolojik testleri ölçülür      

Yumuşak Şankır (Şankroid, Ulcus

Molle)

   Gelişmekte olan ülkelerde düşük sosyoekonomik durumda ve kötü hijyen koşullarında yaşayan sünnetsiz erkeklerde daha sık görülür. Belirti vermeyen yaraları ve birden çok cinsel eşi olan kadınlar önemli kaynaklardır. HIV'ın (AIDS) heteroseksüel yolla yayılımını kolaylaştırır. Hemophilus ducreyi adlı bakterinin etken olduğu hastalık zemini kızarık ufak kabarık bir lezyon olarak kendini gösterir. Lezyonun etrafı kırmızı bir halka ile çevrilidir, yumuşak tabanlı bir delik ile nekrotik bir ülser şeklindedir. Lezyon aşırı hassastır ve lezyonların %50'sinde iltihabi lenf bezi şişliği (bubo) vardır. Bunun değişim göstererek sonunda ağrılı sert olmayan bir zeminde gri ölü bir zarı  olan çevresi şiş yaralar halini alır. Genellikle 1-3 adet yara olur. Ağrılı idrar, vajinal akıntı ya da kanama, kasıklarda şişkinlik, meme ve parmaklarda da tutulum görülebilir.    Ağrılı kasık lenf bezi şişliği de tipiktir. Tek taraflı yada çift taraflı olabilir. İlerleyip fluktuasyon(dalgalanma) veren apse haline gelirler (bubo).     Tanı mikroskopta balık sürüsü görünümlü bakterilerin görülmesi, kültür (%70-80 duyarlı) ve karanlık alan mikroskopisi ile konur. Serolojik kan testleri yapıldığında HIV ve sifiliz; dermatolojik testler yapılarak kanser dışlanır. Tek doz oral 1 g azitromisin (veya ceftriaxone) tedavi edicidir. Eritromisin de kullanılabilir, daha ucuzdur. Yedi gün sonra kontrole çağrılır. Cinsel eş de tedavi edilmelidir.    

    AIDS   "Acquired Immune

Deficiency Syndrome"

Bu hastalık HIV (Human Immune Deficiency Virus) adı verilen virüsün cinsel  ilişki, virüsü taşıyan kanın nakledilmesi, virüsü taşıyan bir hastanın vücut salgılarıyla temas sonucu bulaşabilir.    Vücuda giren virüs bağışıklık sistemini zayıflatarak veya etkisiz hale getirerek çeşitli fırsatçı enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda, HIV infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir      İlk temastan kanda virüsün saptanmasına kadar geçen süre 6 ay, ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre ise 10 yıl olabilir. Şu an için AIDS hastalarının tam olarak iyileşmeleri mümkün olmamakla beraber virüsün yayılmasını kısmen durduran, fırsatçı enfeksiyonları önleyen çok sayıda ilaç vardır. Bu sayede AIDS hastalarının  yaşam süreleri artmaktadır. Ancak bu ilaçlar çok pahalıdır. AIDS aşısı çalışmaları da devam etmektedir. HIV ile enfekte kişilerin büyük çoğunluğu (%95) gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. HIV ile enfekte toplam nüfusun % 70’i  Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Çocukların yaklaşık % 90’ına virüs doğumda veya daha sonra anne sütüyle bulaşmaktadır. Bu çocukların da % 90’ı Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Risk grupları incelendiğinde, ilk sırada erkek eşcinseller daha sonra İV uyuşturucu bağımlıları yer almaktadır. AIDS Türkiye’de ilk defa 1985 yılında ortaya çıkmış ve ülkede yayılmaya başlamıştır. HIV virüsü ile enfekte olduğunu düşünerek test yaptırmak isteyen kişilere, temastan 3 ay sonra test yaptırması önerilir. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir. Bu amaçla en sık başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir; yeterli özgüllüğe sahip olan bu teknik ile pozitifliğinin doğrulanması, kişide Anti-HIV antikorları bulunduğunun kesin kanıtıdır.

Gonore (Bel Soğukluğu)

   Neisseria Gonorrhoeae denen bir bakteri tarafından oluşturulan bu hastalık, belirtili yada belirtisiz olarak enfeksiyon yapabilir. Erkeklerde çoğunlukla belirti vermez. Belirtili olanda, ağrılı idrar yama, sık idrara çıkma ve ilişkiden 2-6 gün sonra kötü kokulu iltihaplı akıntı başlar.  Kadınlarda ayrıca adet düzensizliği ve karın ağrısı da eşlik edebilir. Pharyngeal( Genizde) ya da anal bölgede gelişirse buraya ait semptomlar görülebilir  ya da belirti vermeyebilir. Tanı akıntının incelenip bakterilerin görülmesi ile konur. Kadında tedavi edilmediği taktirde pelvik inflamatuar hastalığa ve infertiliteye (kısırlık) neden olur. İnfertilitenin sebebi epididimit ve üretral yapışmadır.( yani idrar ve meni yolunun tıkanması) Gonokoksemi (bakterinin kana yayılması)nadir görülür. Görüldüğünde ise ateş eklem iltihabı ve eklemler çevresinde, ayaklarda, ellerde, yaygın küçük püstüller (deri içinde küçük iltihap alanları) görülür. Bu başka bakterilerinde yapabildiği bir tip septik vaskulittir(damar iltibabı).    Tedavide komplike olmayan vakalar ağızdan tek doz 400mg cefixime veya  tek doz 125mg  IM Ceftriaxone veya  kas içine tek doz 2gr spektinomisin veya ağızdan 500mg Ciprofloksasin tek doz ile tedavi edilir. Pharyngeal olanları tedavi etmek daha zordur. Tedaviden 4-7 gün sonra kültür yapılarak kontrol edilmelidir. Gonoreden şüphelenilen hastalar benzer hastalık tablosu oluşturan Chlamydia ve Mikoplazma bakterileri yönünden de değerlendirilmelidir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın olduğu zaman içinde daha önce ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partnerlerine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.  

Genital Siğiller (g.kondilomlar) ve

Rahim ağzı (cervix) kanseri

  Human papilloma virus (HPV) adı verilen virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi sonucu oluşan değişik sayı ve büyüklükte kitlelerdir. Kadında erkeğe göre daha sık belirti verir. Kitleler çok ufak olabileceği gibi, çok sayıda kitlenin birleşmesiyle adeta karnabahar şeklini olabilirler. HPV çok bulaşıcı bir virüstür ve  cinsel birleşme olmaksızın yalnızca genital bölgelerin yakın teması ve ortak tuvaletlerden bile bulaşabilir. Verrüsü olan kişilerle cinsel ilişkiye giren kişilerin yaklaşık %60 ına da siğilin  bulaştığı düşünülmektedir. Siğiller genellikle temastan yaklaşık üç ay sonra ortaya çıkar ancak yıllarca hiç ortaya çıkmayan siğiller de olabilir. İngiltere’de yapılan çalışmada 16 yaşından küçük genç kadınların  % 10 unda bir veya daha fazla HPV virüsüne rastlanmıştır.

Genital siğillerin Komplikasyonları

Nelerdir?

Kanser: HPV virüsün bazı tiplerinin kanserojen (kanser yapıcı) özelllikler taşımaktadır. Kanserojen özelliği olan alt tipler bazen kondilom yapmadan sessiz bir şekilde vücuda girerler. Bu virüsleri taşıyan erkeklerde penis kanseri riski, kadınlarda da serviks (rahim ağzı) kanseri riski artmıştır. Gebelik Sorunları: Gebe kadınlarda idrar yollarına ait sorunlar olabilir. Bazen doğum yolu darlığına neden olabilir. Nadiren de olsa çocuğun solunum yollarını tıkayacağı için operasyon gerektiren "laringeal papilomatosis"e neden olabilir. Gebelik hormonlarına bağlı genital siğillerin sayısı artabilir büyüyebilir veya kanayabilir.

HPV aşısı: HPV virüsünün tipinin

saptanması

kanserojen bir tip olup olmadığını, ayrıca yapılacak aşının diğer tiplere karşı koruma sağlayıp sağlamayacağını belirler. Micro array chip” testi ile sonuçlar 4 günde öğrenilebiliyor. HPV nin 105 çeşidi var bunların yalnızca 18 tanesinin kanserojen. 2007 başında Türkiye’de kullanımı onaylanan aşı en sık kanser yapan 6,11, 16 ve 18. cinslere karşı koruma sağlıyor. İkinci doz ilk dozdan en az 1 ay sonra ve üçüncü doz ikinci dozdan en az 3 ay sonra uygulanmalıdır. 9-26 yaş arası kadınlar, aşının uygulanabileceği grubu oluşturuyor. İleri dönemlerde 26 yaş üstü kadınlar ve erkekler için de kullanılması planlanıyor. Aşı hastanın yakalandığı tipe karşı korumuyor. Ancak yine de halen bulaşmamış olan tiplerden koruyucu etkisi nedeni ile öneriliyor. En sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen etkileri az ve daha çok kitle oluşumu şeklinde belirti veren 6 ve 11 tipleri olmasına karşın HPV tanısı konmuş bir bireyde diğer alt tipleri de sessiz bir şekilde bulunabilir. Bu yüzden bu enfeksiyonu taşıyan kişilerin dermatologların tavsiyesine göre hareket etmelerini gereklidir. Bu tür risk taşıyan kadınlar kadın doğum uzmanlarına 3-6 ayda bir pap smear testi yaptırarak cervix kanseri yönünden kontrolden geçmelidir.

 Tedavi

 Kondilomların tedavisinde kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması, koter yardımıyla yakılması ya da kriyoterapiyle dondurulması, losyon şeklindeki çeşitli ilaçlarla "eritilmesi" yöntemleri tek başına ya da  birlikte uygulanabilir. Ancak lezyonları tümüyle ortadan kaldırmak ve tekrar oluşma riskini azaltmak zordur. Tedavi sırasında mutlaka hastanın cinsel partneri de tedavi edilmelidir.

Genital ülser yapan hastalıklar

     Cinsel yolla bulaşan ve erkek ve kadında genital bölgede ülser (yara şeklindeki lezyon) oluşumuyla belirti veren hastalıklar arasında en sık Herpes Simpleks enfeksiyonu (genital "uçuk" hastalığı) ve sifiliz (frengi) görülür. Daha az görülen genital ülser hastalıkları şankroid, lenfogranuloma venereum ve granuloma inguinaledir. Genital bölgede ülser behçet hastalığı, kanser, ilaç alerjisi, pemfigus (su toplamalarıyla giden bir hastalık) gibi nedenlere bağlı olarak da görülebilir  

Genital Herpes Simpleks Enfeksiyonu (genital "uçuk" hastalığı)

 Hem ABD’de hem de dünya çapında genital herpes çok yaygındır. 1970'ler ile 1990'ların başı arasında, genital herpes enfeksiyonu olan Amerikalı oranı % 30 lara ulaştı, maalesef en büyük artış  ergenlik çağlarındaki kişiler arasındaydı. En son çalışmalarda en azından 12 yaşında ve daha büyük 45 milyon kişide bu enfeksiyonun olduğunu gösteriyor. Bu, her 3 kişiden birinin enfekte olduğunu gösteriyor. Genital herpes, dudak çevresinde görülen uçuk hastalığına benzer  lezyonların çok sayıda ve grup halinde ve  daha şiddetli belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır. Dudak uçuğuna yol açan Tip 1 Herpes Simpleks virüsü HSV 1 tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla geçen HSV 2 tarafından oluşturulur. Uçuklar kişi enfekte olduktan 4-7 gün sonra ortaya çıkar. Genital herpes çok bulaşıcı cinsel bir hastalıkdır ve herhangi bir seks biçimi veya cinsel ilişki ile yayılır. Genital herpesin  tedavisi yoktur. Oral herpesi olan biri ile cinsel ilişkiye giren kişinin de genital herpes riski vardır. Dokunma cinsel ilişki ve öpüşme virusun yayılmasına neden olabilir Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yol açar. Enfeksiyon ilk başladığında lezyonların hem ağrısı hem de süresi daha uzundur, zamanla ağrıların şiddeti ve sıklığı azalır. Bu enfeksiyonun en önemli tarafı gebelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında, doğum kanalından bebeğe bulaşarak bebekte ciddi sinirsel hasarlar ve ölüme neden olabilmesidir. Aktif enfeksiyon varsa bu nedenle sezaryen ile doğum gerekir.
© WWW.CILTUZMANI.COM  Copyright © 2007 [ciltuzmani.com]. All rights reserved
Cilt Uzmanı Uzm.Dr. Babür Süer
Dermatoloji & Kozmetoloji Uzmanından en tarafsız kaynak.

Cinsel Yolla Bulaşan

Hastalıklar

Bazı ülkelerde ayrı bir dal olsa da birçok ülkede  dermatoloji ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar   kombine edilmiştir. Bu hastalıklar: Sfiliz, Gonore,  AIDS, Klamidya enfeksiyonu,Pelvik inflamatuar hastalık,  Vajinitis, Şankroid, Viral siğiller, Genital Herpes Simplex ve  Hepatitis C, Vulval ve perianal dermatozlar, penil ve skrotal  dermatozlardır. Bu hastalıkların bir kısmı için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel  nitelikli yakın teması iken (genital siğil, herpes simpleks, vajinit gibi), diğer bir  kısımı ek olarak kan yoluyla (AIDS ve hepatit B'nin virüsü taşıyan kanın  nakledilmesiyle bulaşması gibi, anneden bebeğine henüz doğmadan frengi  bulaşması gibi) ve cinsel ilişki dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir  (anneden bebeğine doğum esnasında ya da doğum sonrasında emzirme ve  bakım esnasında bulaşan genital siğil, herpes simpleks ve aile içinde günlük  yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşan hepatit B gibi).

Sfiliz ( Frengi)

Trepenoma pallidum denen bir etken tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Cilt belirtileri 3 safhada görülür. Nadiren doğum sırasında yada kan transferi ile gelişebilse de asıl bulaşma yolu cinsel ilişkidir.   Primer Şankr: Cinsel ilişkiden yaklaşık 3 hafta sonra ağrısız ülsere düğme şeklinde bir kabarıklık gelişir. Bu lezyon genellikle temas yeri olan genital bölgededir. Ancak bazen oral ya da anal bölgede de olabilir. Bölgesel lenf bezleri büyümüştür. Eğer tedavi edilmezse de 6 hafta içinde bu safha kendiliğinden geçer. Kan tetkikleri 4.haftaya kadar temizdir. Ancak yaradan (şankr) alınan örneklerde bakteri görülebilir.              İkinci safha: ilk yaranın çıkmasından 4-12 hafta sonra başlar. Gövde kol ve bacaklarda, avuç içleri ve ayak tabanlarında ufak pembe  bakır renkli kaşıntısız çok sayıda ufak kabarcıklar bazen güve yeniği gibi saç dökülmesi oluşur. Ama çok farklı şekillerde lezyon oluşturabilir. Genital bölgede siğil şeklinde ya da kabarcık şeklinde lezyonlar fark edilebilir. Tedavi edilmez ise 1-3 ayda kaybolur. Kan testleri (RPR,TPHA,VDRL)pozitiftir.   Üçüncü safha:(tersiyer safha) Genellikle yıllar süren belirtisiz gizli bir dönem sonrası tedavi edilmemiş sfiliz hastalarının %40'ında  geç lezyonlar gelişir. Yüzde ve sırtta bazen kabuklanmalarla birlikte  görülen yuvarlak şekilli ağrısız nodüller. Deri altında granulamatöz gom denen lezyonların oluşturduğu, yüzde boyunda ve baldır bölgelerinde yaralar ve yara izlerinden oluşan bir görüntü vardır. Ancak asla tam olarak iyileşmezler. Kalp ve damar sistemi ve sinir sistemi de tutulmuş olabilir.   Birinci ve ikinci safhada hastalık, 10 gün süre ile procain penisilin veya tek doz 2,4 milyon ünite benzatin penisiln tek doz verilerek  tedavi edilir. Penisilin alerjisi varsa  tetrasiklin, doksisiklin, seftriakson yada ertromisin kullanılabilir. Hasta diğer genital yolla bulaşan hastalıklar yönünden değerlendirilmeli ve yakından izlenmelidir.2 yıl süre ile 6 ayda bir serolojik testleri ölçülür      

Yumuşak Şankır (Şankroid,

Ulcus Molle)

   Gelişmekte olan ülkelerde düşük sosyoekonomik durumda ve kötü hijyen koşullarında yaşayan sünnetsiz erkeklerde daha sık görülür. Belirti vermeyen yaraları ve birden çok cinsel eşi olan kadınlar önemli kaynaklardır. HIV'ın (AIDS) heteroseksüel yolla yayılımını kolaylaştırır. Hemophilus ducreyi adlı bakterinin etken olduğu hastalık zemini kızarık ufak kabarık bir lezyon olarak kendini gösterir. Lezyonun etrafı kırmızı bir halka ile çevrilidir, yumuşak tabanlı bir delik ile nekrotik bir ülser şeklindedir. Lezyon aşırı hassastır ve lezyonların %50'sinde iltihabi lenf bezi şişliği (bubo) vardır. Bunun değişim göstererek sonunda ağrılı sert olmayan bir zeminde gri ölü bir zarı  olan çevresi şiş yaralar halini alır. Genellikle 1-3 adet yara olur. Ağrılı idrar, vajinal akıntı ya da kanama, kasıklarda şişkinlik, meme ve parmaklarda da tutulum görülebilir.    Ağrılı kasık lenf bezi şişliği de tipiktir. Tek taraflı yada çift taraflı olabilir. İlerleyip fluktuasyon(dalgalanma) veren apse haline gelirler (bubo).     Tanı mikroskopta balık sürüsü görünümlü bakterilerin görülmesi, kültür (%70-80 duyarlı) ve karanlık alan mikroskopisi ile konur. Serolojik kan testleri yapıldığında HIV ve sifiliz; dermatolojik testler yapılarak kanser dışlanır. Tek doz oral 1 g azitromisin (veya ceftriaxone) tedavi edicidir. Eritromisin de kullanılabilir, daha ucuzdur. Yedi gün sonra kontrole çağrılır. Cinsel eş de tedavi edilmelidir.    

    AIDS   "Acquired Immune

Deficiency Syndrome"

Bu hastalık HIV (Human Immune Deficiency Virus) adı verilen virüsün cinsel  ilişki, virüsü taşıyan kanın nakledilmesi, virüsü taşıyan bir hastanın vücut salgılarıyla temas sonucu bulaşabilir.    Vücuda giren virüs bağışıklık sistemini zayıflatarak veya etkisiz hale getirerek çeşitli fırsatçı enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda, HIV infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir      İlk temastan kanda virüsün saptanmasına kadar geçen süre 6 ay, ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre ise 10 yıl olabilir. Şu an için AIDS hastalarının tam olarak iyileşmeleri mümkün olmamakla beraber virüsün yayılmasını kısmen durduran, fırsatçı enfeksiyonları önleyen çok sayıda ilaç vardır. Bu sayede AIDS hastalarının  yaşam süreleri artmaktadır. Ancak bu ilaçlar çok pahalıdır. AIDS aşısı çalışmaları da devam etmektedir. HIV ile enfekte kişilerin büyük çoğunluğu (%95) gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. HIV ile enfekte toplam nüfusun % 70’i  Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Çocukların yaklaşık % 90’ına virüs doğumda veya daha sonra anne sütüyle bulaşmaktadır. Bu çocukların da % 90’ı Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Risk grupları incelendiğinde, ilk sırada erkek eşcinseller daha sonra İV uyuşturucu bağımlıları yer almaktadır. AIDS Türkiye’de ilk defa 1985 yılında ortaya çıkmış ve ülkede yayılmaya başlamıştır. HIV virüsü ile enfekte olduğunu düşünerek test yaptırmak isteyen kişilere, temastan 3 ay sonra test yaptırması önerilir. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir. Bu amaçla en sık başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir; yeterli özgüllüğe sahip olan bu teknik ile pozitifliğinin doğrulanması, kişide Anti- HIV antikorları bulunduğunun kesin kanıtıdır.

Gonore (Bel Soğukluğu)

   Neisseria Gonorrhoeae denen bir bakteri tarafından oluşturulan bu hastalık, belirtili yada belirtisiz olarak enfeksiyon yapabilir. Erkeklerde çoğunlukla belirti vermez. Belirtili olanda, ağrılı idrar yama, sık idrara çıkma ve ilişkiden 2-6 gün sonra kötü kokulu iltihaplı akıntı başlar.  Kadınlarda ayrıca adet düzensizliği ve karın ağrısı da eşlik edebilir. Pharyngeal( Genizde) ya da anal bölgede gelişirse buraya ait semptomlar görülebilir  ya da belirti vermeyebilir. Tanı akıntının incelenip bakterilerin görülmesi ile konur. Kadında tedavi edilmediği taktirde pelvik inflamatuar hastalığa ve infertiliteye (kısırlık) neden olur. İnfertilitenin sebebi epididimit ve üretral yapışmadır.( yani idrar ve meni yolunun tıkanması) Gonokoksemi (bakterinin kana yayılması)nadir görülür. Görüldüğünde ise ateş eklem iltihabı ve eklemler çevresinde, ayaklarda, ellerde, yaygın küçük püstüller (deri içinde küçük iltihap alanları) görülür. Bu başka bakterilerinde yapabildiği bir tip septik vaskulittir(damar iltibabı).    Tedavide komplike olmayan vakalar ağızdan tek doz 400mg cefixime veya  tek doz 125mg  IM Ceftriaxone veya  kas içine tek doz 2gr spektinomisin veya ağızdan 500mg Ciprofloksasin tek doz ile tedavi edilir. Pharyngeal olanları tedavi etmek daha zordur. Tedaviden 4-7 gün sonra kültür yapılarak kontrol edilmelidir. Gonoreden şüphelenilen hastalar benzer hastalık tablosu oluşturan Chlamydia ve Mikoplazma bakterileri yönünden de değerlendirilmelidir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın olduğu zaman içinde daha önce ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partnerlerine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.  

Genital Siğiller (g.kondilomlar)

ve Rahim ağzı (cervix) kanseri

  Human papilloma virus (HPV) adı verilen virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi sonucu oluşan değişik sayı ve büyüklükte kitlelerdir. Kadında erkeğe göre daha sık belirti verir. Kitleler çok ufak olabileceği gibi, çok sayıda kitlenin birleşmesiyle adeta karnabahar şeklini olabilirler. HPV çok bulaşıcı bir virüstür ve  cinsel birleşme olmaksızın yalnızca genital bölgelerin yakın teması ve ortak tuvaletlerden bile bulaşabilir. Verrüsü olan kişilerle cinsel ilişkiye giren kişilerin yaklaşık %60 ına da siğilin  bulaştığı düşünülmektedir. Siğiller genellikle temastan yaklaşık üç ay sonra ortaya çıkar ancak yıllarca hiç ortaya çıkmayan siğiller de olabilir. İngiltere’de yapılan çalışmada 16 yaşından küçük genç kadınların  % 10 unda bir veya daha fazla HPV virüsüne rastlanmıştır.

Genital siğillerin Komplikasyonları

Nelerdir?

Kanser: HPV virüsün bazı tiplerinin kanserojen (kanser yapıcı) özelllikler taşımaktadır. Kanserojen özelliği olan alt tipler bazen kondilom yapmadan sessiz bir şekilde vücuda girerler. Bu virüsleri taşıyan erkeklerde penis kanseri riski, kadınlarda da serviks (rahim ağzı) kanseri riski artmıştır. Gebelik Sorunları: Gebe kadınlarda idrar yollarına ait sorunlar olabilir. Bazen doğum yolu darlığına neden olabilir. Nadiren de olsa çocuğun solunum yollarını tıkayacağı için operasyon gerektiren "laringeal papilomatosis"e neden olabilir. Gebelik hormonlarına bağlı genital siğillerin sayısı artabilir büyüyebilir veya kanayabilir.

HPV aşısı: HPV virüsünün tipinin

saptanması

kanserojen bir tip olup olmadığını, ayrıca yapılacak aşının diğer tiplere karşı koruma sağlayıp sağlamayacağını belirler. Micro array chip” testi ile sonuçlar 4 günde öğrenilebiliyor. HPV nin 105 çeşidi var bunların yalnızca 18 tanesinin kanserojen. 2007 başında Türkiye’de kullanımı onaylanan aşı en sık kanser yapan 6,11, 16 ve 18. cinslere karşı koruma sağlıyor. İkinci doz ilk dozdan en az 1 ay sonra ve üçüncü doz ikinci dozdan en az 3 ay sonra uygulanmalıdır. 9-26 yaş arası kadınlar, aşının uygulanabileceği grubu oluşturuyor. İleri dönemlerde 26 yaş üstü kadınlar ve erkekler için de kullanılması planlanıyor. Aşı hastanın yakalandığı tipe karşı korumuyor. Ancak yine de halen bulaşmamış olan tiplerden koruyucu etkisi nedeni ile öneriliyor. En sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen etkileri az ve daha çok kitle oluşumu şeklinde belirti veren 6 ve 11 tipleri olmasına karşın HPV tanısı konmuş bir bireyde diğer alt tipleri de sessiz bir şekilde bulunabilir. Bu yüzden bu enfeksiyonu taşıyan kişilerin dermatologların tavsiyesine göre hareket etmelerini gereklidir. Bu tür risk taşıyan kadınlar kadın doğum uzmanlarına 3-6 ayda bir pap smear testi yaptırarak cervix kanseri yönünden kontrolden geçmelidir.

 Tedavi

 Kondilomların tedavisinde kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması, koter yardımıyla yakılması ya da kriyoterapiyle dondurulması, losyon şeklindeki çeşitli ilaçlarla "eritilmesi" yöntemleri tek başına ya da  birlikte uygulanabilir. Ancak lezyonları tümüyle ortadan kaldırmak ve tekrar oluşma riskini azaltmak zordur. Tedavi sırasında mutlaka hastanın cinsel partneri de tedavi edilmelidir.

Genital ülser yapan hastalıklar

     Cinsel yolla bulaşan ve erkek ve kadında genital bölgede ülser (yara şeklindeki lezyon) oluşumuyla belirti veren hastalıklar arasında en sık Herpes Simpleks enfeksiyonu (genital "uçuk" hastalığı) ve sifiliz (frengi) görülür. Daha az görülen genital ülser hastalıkları şankroid, lenfogranuloma venereum ve granuloma inguinaledir. Genital bölgede ülser behçet hastalığı, kanser, ilaç alerjisi, pemfigus (su toplamalarıyla giden bir hastalık) gibi nedenlere bağlı olarak da görülebilir  

Genital Herpes Simpleks

Enfeksiyonu (genital "uçuk"

hastalığı)

 Hem ABD’de hem de dünya çapında genital herpes çok yaygındır. 1970'ler ile 1990'ların başı arasında, genital herpes enfeksiyonu olan Amerikalı oranı % 30 lara ulaştı, maalesef en büyük artış  ergenlik çağlarındaki kişiler arasındaydı. En son çalışmalarda en azından 12 yaşında ve daha büyük 45 milyon kişide bu enfeksiyonun olduğunu gösteriyor. Bu, her 3 kişiden birinin enfekte olduğunu gösteriyor. Genital herpes, dudak çevresinde görülen uçuk hastalığına benzer  lezyonların çok sayıda ve grup halinde ve  daha şiddetli belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır. Dudak uçuğuna yol açan Tip 1 Herpes Simpleks virüsü HSV 1 tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla geçen HSV 2 tarafından oluşturulur. Uçuklar kişi enfekte olduktan 4-7 gün sonra ortaya çıkar. Genital herpes çok bulaşıcı cinsel bir hastalıkdır ve herhangi bir seks biçimi veya cinsel ilişki ile yayılır. Genital herpesin  tedavisi yoktur. Oral herpesi olan biri ile cinsel ilişkiye giren kişinin de genital herpes riski vardır. Dokunma cinsel ilişki ve öpüşme virusun yayılmasına neden olabilir Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yol açar. Enfeksiyon ilk başladığında lezyonların hem ağrısı hem de süresi daha uzundur, zamanla ağrıların şiddeti ve sıklığı azalır. Bu enfeksiyonun en önemli tarafı gebelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında, doğum kanalından bebeğe bulaşarak bebekte ciddi sinirsel hasarlar ve ölüme neden olabilmesidir. Aktif enfeksiyon varsa bu nedenle sezaryen ile doğum gerekir.