|
CİNSEL
YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR ve GENİTOÜRİNER HASTALIKLAR
Bazı ülkelerde ayrı bir dal olsada birçok
ülkede dermatoloji ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar kombine edilmiştir.
Bu hastalıklar: Sfiliz, Gonore, AIDS,
Klamidya enfeksiyonu,Pelvik inflamatuar hastalık, Vajinitis, Şankroid,
Viral siğiller,Genital Herpes Simplex, ve Hepatitis C,Vulval ve perianal dermatozlar, Penil ve
skrotal dermatozlardır.
Bu hastalıkların bir kısmı
için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel nitelikli yakın teması
iken (genital siğil, herpes simpleks, vajinit gibi), diğer bir kısım
hastalıklar cinsel yolla bulaşmaya ek olarak kan yoluyla (AIDS ve
hepatit B'nin virüsü taşıyan kanın nakledilmesiyle bulaşması gibi,
anneden bebeğine henüz doğmadan frengi bulaşması gibi) ve cinsel ilişki
dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir (anneden bebeğine doğum
esnasında ya da doğum sonrasında emzirme ve bakım esnasında bulaşan
genital siğil, herpes simpleks ve hepatit B gibi, aile içinde günlük
yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşan hepatit B gibi).
Sfiliz (Frengi)
Trepenoma pallidum
denen bir etken tarafından
oluşturulan bir hastalıktır. Cilt belirtileri
3 safhada görülür.Nadiren doğum sırasında yada
kan transferi ile gelişebilse de asıl bulaşma yolu cinsel ilişkidir.
Primer
Şankr: Cinsel ilişkiden yaklaşık 3 hafta sonra ağrısız ülsere düğme
şeklinde bir
kabarıklık gelişir. Bu lezyon genellikle temas yeri olan
genital bölgededir. Ancak bazen oral yada anal bölgede de olabilir.
Bölgesel lenf bezleri büyümüştür. Eğer tedavi
edilmezse de 6 hafta içinde bu safha kendiliğinden geçer. Kan tetkikleri
4.haftaya kadar temizdir. Ancak yaradan
(şankr) alınan örneklerde bakteri görülebilir.
İkinci safha: ilk
yaranın çıkmasından 4-12 hafta sonra başlar.
Gövde kol ve bacaklarda,
avuç içleri ve ayak tabanlarında ufak pembe bakır renkli
kaşıntısız çok sayıda ufak kabarcıklar bazen güve yeniği gibi saç
dökülmesi oluşur. Ama çok farklı şekillerde lezyon
oluşturabilir.Genital bölgede siğil şeklinde yada kabarcık şeklinde
lezyonlar farkedilebilir. Tedavi edilmez ise 1-3 ayda kaybolur. Kan
testleri (RPR,TPHA,VDRL)pozitifdir.
Üçüncü safha:(tersier
safha) Genellikle yıllar süren belirtisiz gizli bir dönem sonrası tedavi
edilmemiş sfiliz hastalarının %40'ında geç
lezyonlar gelişir. Yüzde ve sırtta bazen kabuklanmalarla birlikte
görülen yuvarlak şekilli ağrısız noduller. Deri altında granulamatöz gom
denen lezyonların oluşturduğu, yüzde boyunda ve baldır bölgelerinde
yaralar ve yara izlerinden oluşan bir görüntü
vardır. Ancak asla tam olarak iyileşmezler. Kalp ve damar sistemi ve
sinir sistemi de tutulmuş olabilir.
Birinci ve ikinci safhada
hastalık, 10 gün süre ile procain penisilin veya tek doz 2,4 milyon
ünite benzatin penisiln tek doz verilerek tedavi edilir. Penisilin
allerjisi varsa tetrasiklin,doksisiklin, seftriakson yada
ertromisin kullanılabilir. Hasta diğer genital yolla bulaşan hastalıklar yönünden değerlendirilmeli ve yakından izlenmelidir.2 yıl süre ile 6 ayda bir
serolojik testleri ölçülür
Gonore (Bel Soğukluğu)
Neisseria Gonorrhoeae denen
bir bakteri tarafından oluşturulan bu hastalık, belirtili yada
belirtisiz olarak enfeksiyon yapabilir.Erkeklerde çoğunlukla belirti
vemez.Belirtili olanda, ağrılı idrar yama, sık idrara çıkma ve ilişkiden
2-6 gün sonra kötü kokulu iltahaplı akıntı başlar.
Kadınlarda ayrıca adet düzensiliği ve karın ağrısı da eşlik edebilir.
Pharyngeal( Genizde) yada anal bölgede gelişirse buraya ait semptomlar
görülebilir yada belirti vermeyebilir.Tanı akıntının incelenip
bakterilerin görülmesi ile konur. kadında tedavi edilmediği taktirde
pelvik inflamatuar hastalığa ve infertiliteye (kısırlık) neden olur.
Epididimite, urethral yapışmaya,( yani idrar ve meni yolunun
tıkanmasına) sonuçta infertiliteye sebep olur.Gonokoksemi (bakterinin kana
yayılması)nadir görülür.Görüldüğünde ise ateş eklem iltihabı ve eklemler
çevresinde, ayaklarda, ellerde,yaygın küçük püstüller (deri
içinde küçük iltihap alanları) görülür.Bu başka bakterilerinde
yapabildiği bir tip septik vaskulitdir(damar iltibabı).
Tedavide komplike olmayan
vakalar ağızdan tek doz 400mg cefixime veya tek doz 125mg IM
Ceftriaxone veya kas içine tek doz 2gr spektinomisin veya ağızdan
500mg Ciprofloksasin tek doz ile tedavi edilir. Pharyngeal olanaları
tedavi etmek daha zordur.tedaviden 4-7 gün sonra kültür yapılarak
kontrol edilmelidir. Gonoreden şüphelenilen hastalar benzer hastalık
tablosu oluşturan Chlamydia ve
Mycoplasma bakterileri yönünden de değerlendirilmelidir.
Cinsel yolla bulaşan bir
hastalığı olan kişinin hastalığın olduğu zaman içinde daha önce ilişkide
bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden
geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun
belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da
doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması
partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.
Yumuşak Şankır
(Şankroid, Ulcus Molle)
Gelişmekte olan ülkelerde düşük
sosyoekonomik durumda ve kötü hijyen koşullarında yaşayan sünnetsiz
erkeklerde daha sık görülür. Belirti vermeyen yaraları ve birden çok
cinsel eşi olan kadınlar önemli kaynaklardır. HIV'ın (AIDS) heteroseksüel
yolla yayılımını kolaylaştırır. Hemophilus ducreyi adlı bakterinin
etken olduğu hastalık zemini kızarık ufak kabarık bir lezyon olarak
kendini gösterir. Lezyonun etrafı kırmızı bir halka ile çevrilidir,
yumuşak tabanlı bir delik ile nekrotik bir ülser şeklindedir. Lezyon
aşırı hassastır ve lezyonların %50'sinde iltihabi lenf bezi şişliği
(bubo) vardır. Bunun değişim göstererek sonunda ağrılı sert olmayan bir
zeminde gri ölü bir zarı olan çevresi şiş yaralar halini alır.
Genellikle 1-3 adet yara olur. Ağrılı idrar, vajinal akıntı ya da
kanama, kasıklarda şişkinlik, meme ve parmaklarda da tutulum
görülebilir.
Ağrılı kasık
lenf bezi şişliği
de tipiktir. Tek taraflı yada çift taraflı olabilir. İlerleyip
fluktuasyon(dalgalanma) veren abse haline gelirler (bubo).
Tanı mikroskopta balık sürüsü görünümlü
bakterilerin görülmesi, kültür (%70-80 duyarlı) ve karanlık alan
mikroskopisi ile konur. Serolojik kan testleri yapıldığında HIV ve
sifiliz; dermatolojik testler yapılarak kanser dışlanır. Tek doz oral 1
g azitromisin (veya ceftriaxone) tedavi edicidir. Eritromisin de
kullanılabilir, daha ucuzdur. Yedi gün sonra kontrole çağrılır. Cinsel
eş de tedavi edilmelidir.
Genital ülser yapan hastalıklar
Cinsel yolla bulaşan ve erkek ve kadında
genital bölgede ülser (yara şeklindeki lezyon) oluşumuyla belirti veren
hastalıklar arasında en sık Herpes Simpleks enfeksiyonu (genital "uçuk"
hastalığı) ve sifiliz (frengi) görülür. Daha az görülen genital ülser
hastalıkları şankroid, lenfogranuloma venereum ve granuloma
inguinaledir. Genital bölgede ülser behçet hastalığı, kanser, ilaç
allerjisi, pemfigus (su toplamalarıyla giden bir hastalık) gibi
nedenlere bağlı olarak da görülebilir
Genital kondilomlar
(genital siğiller) ve Rahim ağzı (cervix) kanseri
Human papilloma virus (HPV) adı verilen
virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi sonucu oluşan değişik
sayı ve büyüklükte kitlelerdir. Kadında erkeğe göre daha sık belirti
verir. Kitleler çok ufak olabileceği gibi, çok sayıda kitlenin
birleşmesiyle adeta karnıbahar şeklini olabilirler. HPV çok bulaşıcı bir
virüstür ve cinsel birleşme olmaksızın yanlızca genital bölgelerin
yakın teması ve ortak tuvaletlerden bile bulaşabilir
Kondilomların tedavisinde
kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması, koter yardımıyla yakılması ya
da kriyoterapiyle dondurulması, losyon şeklindeki çeşitli ilaçlarla
"eritilmesi" yöntemleri tek başına ya da birlikte uygulanabilir.
Ancak lezyonları tümüyle ortadan kaldırmak ve tekrar oluşma riskini
azaltmak zordur.
HPV'nin en önemli özelliği virüsün bazı tiplerinin
kanserojen (kanser yapıcı) özelllikler taşımasıdır. Kanserojen özelliği
olan alttipler genellikle kondilom yapmadan sessiz bir şekilde vücuda
girerler.Bu virüsleri taşıyan erkeklerde penis kanseri riski, kadınlarda
da serviks (rahimağzı) kanseri riski artmıştır.
HPV virüsünün tipinin saptanması kanserojen bir
tip olup olmadığını, ayrıca yapılacak aşının diğer tiplere karşı koruma
sağlayıp sağlamayacağını belirler.Micro array chip” testi ile sonuçlar 4
günde öğrenilebiliyor. HPV nin 105 çeşidi var bunların yalnızca 18
tanesinin kanserojen.
2007 başında Türkiyede kullanımı onaylanan aşı en sık kanser yapan 6,11,
16 ve 18. cinslere karşı koruma sağlıyor. İkinci doz ilk dozdan en az 1
ay sonra ve üçüncü doz ikinci dozdan en az 3 ay sonra uygulanmalıdır. 9
- 26 yaş arası kadınlar, aşının uygulanabileceği grubu oluşturuyor.
İleri dönemlerde 26 yaş üstü kadınlar ve erkekler için de kullanılması
planlanıyor.Aşı hastanın yakalandığı tipe karşı korumuyor. Ancak yine de
halen bulaşmamış olan tiplerden koruyucu etkisi nedeni ile öneriliyor.
En sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen
etkileri az ve daha çok kitle oluşumu şeklinde belirti veren 6
ve
11 tipleri olmasına karşın HPV tanısı konmuş bir bireyde diğer alttipleri de sessiz bir şekilde bulunabilir. Bu yüzden bu enfeksiyonu
taşıyan kişilerin dermatologların tavsiyesine göre hareket etmelerini
gereklidir.
Genital Herpes Simpleks Enfeksiyonu (genital
"uçuk" hastalığı)
Hem ABD’de hem de dünya çapında genital herpes çok
yaygındır. 1970'ler ile 1990'ların başı arasında, genital herpes
enfeksiyonu olan Amerikalı oranı % 30 lara ulaştı, malesef en büyük
artış ergenlik çağlarındaki kişiler arasındaydı. En son çalışmalarda en
azından 12 yaşında ve daha büyük 45 milyon kişide bu enfeksiyonun
olduğunu gösteriyor. Bu, her 3 kişiden birinin enfekte olduğunu
gösteriyor.
Genital herpes, dudak çevresinde görülen uçuk hastalığına benzer
lezyonların çok sayıda ve grup halinde ve daha şiddetli
belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır.
Dudak uçuğuna yol açan
Tip 1 Herpes Simpleks virüsü HSV 1 tarafından oluşturulabileceği gibi
daha sık olarak cinsel temasla geçen HSV 2 tarafından oluşturulur.Uçuklar
kişi enfekte olduktan 4-7 gün sonra ortaya çıkar.
Genital herpes çok bulaşıcı cinsel bir
hastalıkdır ve herhangi bir seks biçimi veya cinsel ilişki ile yayılır.
Genital herpesin tedavisi yoktur. Oral herpesi olan biri ile cinsel
ilişkiye giren kişinin de genital herpes riski vardır. Dokunma cinsel
ilişki ve öpüşme virusun yayılmasına neden olabilir
Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli
dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yol açar.
Enfeksiyon ilk başladığında lezyonların hem ağrısı hem de süresi daha
uzundur, zamanla ağrıların şiddeti ve sıklığı azalır
Bu enfeksiyonun en önemli tarafı gebelik
döneminin sonlarında ortaya çıktığında, doğum kanalından bebeğe bulaşarak
bebekte ciddi sinirsel hasarlar ve ölüme neden olabilmesidir.
Aktif
enfeksiyon varsa bu nedenle sezaryan ile doğum gerekir.
AIDS
Acquired Immune Deficiency Syndrome kelimelerinin
baş harflerinden oluşturulmuş bir kelimedir. Bu hastalık HIV (Human
Immune Deficiency Virus) adı verilen virüsün cinsel ilişki, virüsü
taşıyan kanın nakledilmesi, virüsü taşıyan bir hastanın vücut
salgılarıyla temas sonucu bulaşır
Vücuda giren virüs bağışıklık sistemini
zayıflatarak veya etkisiz hale getirerek çeşitli fırsatçı
enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur.
Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya
da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde
büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukcuk, yara ve lekeler,
nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal,
öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar.
Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması
durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda, HIV
infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir
İlk temastan kanda
virüsün saptanmasına kadar geçen süre 6 ay , ilk belirtilerin ortaya
çıkmasına kadar geçen süre ise 10 yıl olabilir. Şu an için AIDS
hastalarının tam olarak iyileşmeleri mümkün olmamakla beraber virüsün
yayılmasını kısmen durduran, fırsatçı enfeksiyonları önleyen çok sayıda
ilaç vardır. Bu sayede AIDS hastalarının yaşam süreleri
artmaktadır.Ancak bu ilaçlar çok pahallıdır. AIDS aşısı çalışmaları da
devam etmektedir. HIV ile infekte kişilerin büyük çoğunluğu ( %95)
gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. HIV ile infekte toplam nüfusun %
70’i Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Çocukların yaklaşık % 90’ına
virüs doğumda veya daha sonra anne sütüyle bulaşmaktadır. Bu çocukların
da % 90’ı Sahra altı Afrika da yaşamaktadır. Risk grupları
incelendiğinde, ilk sırada erkek eşcinseller daha sonra İV uyuşturucu
bağımlıları yer almaktadır. AIDS Türkiye’de ilk defa 1985 yılında ortaya
çıkmış ve ülkede yayılmaya başlamıştır. HIV virüsü ile infekte olduğunu
düşünerek test yaptırmak isteyen kişilere, temastan 3 ay sonra test
yaptırması önerilir. İki kez yinelenen ve ELISA ile pozitif bulunan kan
örneklerinde, “ilave testler” ile durumun kesinleştirilmesi gereklidir.
Bu amaçla en sık başvurulan test “Western Blot” doğrulama tekniğidir;
yeterli özgüllüğe sahip olan bu teknik ile pozitifliğinin doğrulanması,
kişide Anti-HIV antikorları bulunduğunun kesin kanıtıdır.
|